Akımların Savaşı

Bir muhabir; elektrikli sandalye ile idamı, “dehşet verici bir manzara, asmaktan çok daha kötü” şeklinde tarif ediyordu. Çünkü elektrikli sandalyenin asıl amacı şov yaparak insanları korkutmaktı. “Akımların Savaşı”, kazanılmalıydı.

Sessizlik…

Derin bir sessizlik…

Herkes susmuştu. Çünkü biraz önce, Thomas Edison; tasarlamış olduğu dünyanın ilk elektrikli sandalyesi ile, meraklı gözlerin önünde bir fili (Topsy) elektrikle öldürmüştü.

Üstelik bunu daha önceleri, birçok şehirde başı boş kedi ve köpekler üzerinde de denemişti.

Edison’a böyle bir şeyi yaptıran sebep ne olabilirdi? Bir bilim adamı neden hayvanları öldürmek istemişti? Üstelik bunu halka açık bir yerde, herkesin gözlerinin önünde yapmıştı!

Bunun tek bir açıklaması vardı: Rekabet. Hatta daha açık söyleyelim: Kıskançlık.

O yıllarda iki büyük bilim adamı arasında büyük bir rekabet vardı. Bu iki bilim adamından biri, doğru akımın kaşifi Thomas Edison, diğeri ise alternatif (dalgalı) akımın kaşifi Nicola Tesla’ydı.

Aslında Edison’un bulduğu doğru akım, Tesla’nın alternatif akımından önce keşfedilmişti. Ancak alternatif akım, doğru akıma göre çok daha üstündü. Çünkü doğru akım, bugünün pili diyebiliriz, uzun mesafelere aktarıldığında telleri eritiyordu. Hatta bu sebeple, doğru akımın tercih edilmesi gerektiğini ispatlamaya çalışan Edison, elektriği iletebilmek için kısa aralıklar ile santraller inşa etmek zorunda kalıyordu. Ayrıca doğru akım, düşük ve yüksek voltlara kolaylıkla dönüştürülemiyordu.

Ama alternatif akımda böyle bir problem yoktu: Alternatif akım, elektrik tellerini eritmeden, çok uzak mesafelere ulaştırılabiliyor, bir ampulden bir fabrika motoruna kadar değişen aralıkta pek çok aleti çalıştırabilecek hale kolaylıkla dönüştürülebiliyordu.

Tesla, üniversite yıllarında bir veya iki saat uyuyor ve geri kalan tüm vakitlerini çalışarak geçiriyordu. Babası vefat edince üniversiteyi bıraktı ve Paris’teki Continental Edison Company de çalışmaya başladı. Continental Edison, 1882 yılında, Thomas Edison tarafından kurulmuştu.

Burada patronu kendisinden etkilenince, onu Amerika’ya Thomas Edison ile tanışması için gönderdi. Tesla ile Edison iki sene beraber çalıştılar; ama Tesla o zamanlarda bile doğru akımdan çok, alternatif akımla ilgileniyordu.

Tesla’nın sisteminin daha üstün niteliklere sahip olduğunu Edison da biliyordu. Bu yüzden alternatif akımı karalamak için propagandalara başvurdu. Bu dönem, daha sonraları Akımların Savaşı (“War of the Currents” veya “Battle of Currents”) adıyla anılacaktı.

İşte ilk elektrikli sandalye fikri, bu rekabet sırasında doğdu. Edison için çalışan Harold P. Brown, New York Post gazetesinde, alternatif akım ile çalışan bir telgrafın teline dokunan bir çocuğun oracıkta öldüğüne dair bir yazı kaleme almıştı. Bunun üzerine Edison, Brown’ın ilk elektrikli sandalyeyi yapmasına destek oldu.

Edison, Tesla’nın sisteminin ne kadar tehlikeli olduğunu herkese göstermek için, elektrikli sandalyeyi kullanmaktan çekinmedi. Elektrikli sandalye, ilk olarak 6 Ağustos 1890’da bir mahkumu idam etmek amacıyla kullanıldı. Bu mahkum, William Kemmler’dı.

Teknisyenler, Kemmler’ın ölümüne sebep olabilecek elektrik voltajını yanlış hesaplamışlardı. İlk şok, Kemmler’ın ölümüne sebep olamadı.

Prosedür tekrarlandı.

Daha sonraları, idam sırasında orada bulunan bir muhabir; elektrikli sandalye ile idamı, “dehşet verici bir manzara, asmaktan çok daha kötü” şeklinde tarif edecekti. George Westinghouse da konuyla ilgili yorum yapacaktı: “Balta kullansalardı, daha başarılı olurlardı.”

Ancak Edison, başarısızlıktan yılacak değildi. Hapishanelerde uygulanan elektrikli sandalye ile idam prosedürüne yeni bir isim verilmesini teklif etti: “Westinghouselanmak”.

Ancak bu teklif kabul görmedi.

Peki, bu akımlar savaşını kim kazandı derseniz. Aklınızdan ilk Edison geçiyor olmalı, ama maalesef doğru cevap Nicola Tesla olacaktı.

O zamanki Amerikan hükümeti, Niagara Şelalesi’nin gücünden yararlanmak için bir santral kurmaya karar verince; Edison’un bütün karalama çalışmalarına karşılık, alternatif akımın avantajı daha fazla olduğundan Tesla’nın sistemini Edison’un sistemine tercih etti.

Santraldeki jeneratörlerin üzerinde, Tesla’nın adı yer alıyordu.

Edison’u teskin edebilmek için, şelaledeki santralden gelen elektriğin iletim hatları, General Electric’e bırakıldı.

Tarih, Nicola Tesla yı sadece radyonun kaşifi olarak göstermiş olsa da, aslında pille çalışan cihazlar hariç dünyadaki bütün elektrik alternatif akım şeklinde kullanılır.

Peki Tesla’nın sisteminin daha çok kullanılmasına karşılık, neden Edison daha popüler oldu?

Yukarıda kısaca anlattığımız rekabet hikayesi bile, bunun sebebini açıklamaya yetmiyor mu?

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir