Orada fıçının işi ne?

Orada fıçının işi ne?

St. Bernardları muhtemelen tanıyorsunuz, ancak biz tanımayanlar için önce biraz bilgi verelim isterseniz. İri ve ağır yapıları ile oldukça ürkütücü görünürler. Oldukça dayanıklı hayvanlardır, soğuğa-kara aldırış etmezler. Yükseklikleri 70-90 cm’yi, ağırlıkları ise 100-110 kg’yi bulabilir. İri yapılarından umulanın tam tersine, insanlara sakin ve kibar davranırlar; çocuklarla çok iyi geçinirler.

St. Bernardlar, ilk olarak İsveçli ve İtalyan çiftçiler tarafından, dağlarda kaybolan insanlara yardım edilebilmesi amacıyla kullanılırlar. Ancak o dönemde yetiştirilen St. Bernardlar ile bugünküler arasında çok fark vardır. Bugün karşılaştığımız uzun tüylü St. Bernardlar, orijinal St. Bernardlar ile Newfoundland (Uzun tüylü bir köpek türü) cinsi köpeklerin yavrularıdırlar. Haliyle uzun tüyleri karda rahat ilerlemelerine engel olur, karlı tabiat koşullarına pek katlanamazlar.

St. Bernardları konu edinen hemen her resim veya karikatürde, hayvanlar boyunlarında küçük birer fıçı ile tasvir edilirler. St. Bernardlarla ilgili biraz ansiklopedik bilgi sahibi olan hayvanseverlere bunun sebebini sorarsanız, muhtemelen şöyle bir cevap vereceklerdir:

“Şimdi bunlar karda adam arıyorlar ya, birini baygın görünce yanına gidiyorlar. Boyunlarındaki fıçıda alkol var. Adam yaşıyorsa hemen adama içiriyorlar. Böylece donmaktan kurtarıyorlar adamı.”

Peki sizin de vakti zamanında duymuş olabileceğiniz bu sözler doğru mu?

Hayır.

Peki, doğruluk payı var mı?

Belki, bir kısmının.

Peki o zaman, nereden çıkmış bu hikaye?

. Tabloda, St. Berdard cinsi iki köpek, yerde yatan bir seyyahın üzerinde resmedilmişlerdir. Köpeklerden biri, haber vermek için havlamaktadır, diğeri ise, seyyahı ayıltabilmek için adamın elini yalamaktadır. Adamın elini yalayan köpeğin boynunda bir fıçı vardır. Landseer, soranlara, bu fıçıda konyak olduğunu söyler.

Güya konyak, soğukta kalan kişilerin, soğuktan donmalarını engelleyecektir.

Halbuki soğukta kalındığında alkol içilmesi, kişinin hızla hipotermiye girmesine sebep olabileceği için, yapılabilecek en saçma harekettir. Alkol, kan damarlarının genişlemesine sebep olur, yani tıbbi ismiyle bir vazodilatördür. Bu sebeple; alkol içildiğinde kan, deriye daha yakın olan kılcal damarlara dolar ve kişinin ısındığını zannetmesine yol açar. Halbuki kanın deriye bu kadar yaklaşması, vücudun hızla soğumasına yol açacaktır.

Zaten insan vücudunun, soğuk ortamlarında uç organlara az kan göndermesinin sebebi de; vücudun önemli kısımlarının daha uzun süre sıcak kalmasını sağlayabilmek istemesidir.

St. Bernardlı rahipler, yetiştirdikleri St. Bernardların boyunlarına asla böyle bir fıçı asmadıkları söyleseler de, fotoğrafçılara malzeme olması için el altında fıçılar bulundurur, gelen turistlere göstermekten zevk alırlar.

Aslında alkolün soğuktan koruyacağı ve donmayı geciktireceği düşüncesi, o dönemlerde rahipler arasında yaygındır; ayılana alkol içirir, bayılana alkol koklatırlar.

“Doğruluk payı” ile ilgili sorumuzun cevabı, işte bu sebeple “Belki”dir.

Belki de böyle bir hata yapılmıştır. Kim bilir…

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. asacan dedi ki:

    Yeni şeyler öğrenmenin mutluğunu yaşattınız bana ve kursiyerlerime 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir