Karmaşıklık Yanlılığı Nedir, Nasıl Aşılır?

Karmaşıklık yanlılığı (Complexity Bias), bizi karmaşık kavramlara karşı gereksiz bir inanca yönelten bir mantık hatasıdır. Birbiriyle rekabet eden iki hipotezle karşı karşıya kalınca muhtemelen en karmaşık olanı seçeriz.  Genellikle bu seçenek en fazla varsayımları ve regresyonları olandır. Sonuç olarak, bir problemi çözmemiz gerektiğinde basit çözümleri “asla işe yaramaz” düşüncesiyle görmezden gelebiliriz ve bunun yerine karmaşık olanları tercih ederiz.

Karmaşıklık yanlılığını anlamak için, önce onunla ilişkili üç anahtar terimin anlamını pekiştirmemiz gerekir: karmaşıklık, basitlik ve kaos.

Karmaşıklık yanlılığı, anlaşılması kolay bir şeye bakma ya da karışıklık halindeyken ona bakma ve bunu anlaşılması zor birçok parçaya sahip olarak görme eğilimimizdir.

Genellikle karmaşık bir problemle uğraşmayı basit  bir problemle uğraşmaktan daha kolay buluruz.

Sürekli yorgunluk çeken bir kişi, doktordan  kanındaki demir seviyesini kontrol etmesini ısrarla isterken kendini uykudan mahrum bıraktığını göz ardı edebilir. Başından maddi sıkıntılar geçen biri telefon faturasının teknik ayrıntılarından şikayet ederken kokteyllere harcadığı onca parayı göz ardı edebilir.

Pazarlamacılar sık sık karmaşıklık yanlılığını kullanırlar.

Bunu, kafa karıştırıcı dil veya önemsiz ayrıntıları ürün ambalajı veya satış kopyasıyla birleştirerek yaparlar. “Amonyak içermeyen” saç boyası veya “peptit içeren” bir yüz kremi alan çoğu insan, iddiaları tam olarak anlamaz. Bunlar gibi terimler genellikle çok az anlam taşırlar. Ancak onları görüyoruz ve alternatiflerden daha üstün bir ürünü temsil ettiklerini hayal ediyoruz.

Karmaşıklık yanlılığı ilginçtir çünkü zihinsel enerjiyi korumak için bilişsel ön yargıların çoğunluğu ortaya çıkar. Örneğin, onay yanlılığı, inançlarımızı yenilemekle ilgili çabalardan kaçınmamızı sağlar. Mevcut görüşlerimize bağlı kalıyoruz ve bunlarla çelişen bilgileri görmezden geliyoruz. Kullanılabilirlik yanlılığı, bir konu hakkında bildiğimiz herşeyi dikkate alma çabasından kaçınmanın bir yoludur. Tam tersi doğru gibi görünebilir, ancak karmaşıklık yanlılığı aslında bir başka bilişsel kısa yoldur.  Anlaşılmayan çözümleri tercih ederek, anlama ihtiyacından yanayız. Dövüş ya da kaç tepkilerinden, karmaşıklık yanlılığı kaçış cevabıdır. Bunun anlamı bir problemden ya da kavramdan kaçmak ve onu kafa karıştırıcı olarak etiketlemektir. Bir şeyin olduğundan daha zor olduğunu düşünüyorsanız, onu anlamak için sorumluluklarınızdan feragat ediyorsunuzdur.

Çoğu dahi –özellikle başkalarını yönetenler– dallı budaklı karmaşıklıkları yıkarak değil, tanımlanamamış basitlikleri kullanarak başarıya ulaşırlar.”
– Andy Benoit

Belirli bir konu veya görev hakkında daha fazla bilgi ile uğraştıkça, onu daha karmaşık görüyoruz. Çoğu zaman, temel prensipleri anlamak bize daha fazla yol aldıracaktır.

Karmaşıklık, bir fincan çay veya kahvenin tadını da fazla çıkarmanızı sağlayabilir.  Kahveyi sıcak suya doğrudan atmak başka bir şeydir mükemmel çekirdekleri seçmek, kendimiz öğütmek, ne kadar suya ihtiyaç duyulduğunu hesaplamak ve süslü bir cihaz kullanmak ise bambaşka bir şeydir. Bu ritüelin kahve tadının daha iyi yapıp yapmadığı sorusu önemli değildir. Önemli olan özenli bir ritüel olması. Bir kez daha, karmaşıklığı üstün olarak görüyoruz.

“Basitlik büyük bir erdemdir ama bunu başarmak için sıkı bir çalışma gerektirir ve bunu takdir etmek için eğitim gerekir. Gelgelelim karmaşıklık daha iyi satıyor. ”
– Edsger W. Dijkstra

Karmaşıklık Yanlılığı Dili

En zeki bilim adamları bile, bir bilim insanı gibi düşünmek ( konuşmak ve yazmak) ve en az bilimsel bilgiye sahip bir insan gibi düşünmek arasında mücadele etmeye çabalarlar.En zeki bilim adamları bile, bir bilim insanı gibi düşünmek (ve konuşmak ve yazmak) ve en az bilimsel bilgiye sahip bir insan gibi düşünmek arasında mücadele etmeye çabalarlar. Gereksiz karmaşık bir dil sadece can sıkıcı olmakla kalmaz  tamamen zararlı. Siyaset ve ekonomi gibi alanlarda mesleki bir dil kullanımı gerçek bir zarar veriyor. Anlamak için gerekli bilgi birikimine sahip olmayan insanlar önemli konuşmalara karşı yabancılaşmış ve  uzaklaştırılmış hissederler. İnsanları, siyaseti anlamak için yeterince akıllı olmadıklarına ya da iktisadını anlayacak kadar eğitilmediğine inanmalarını sağlar.

Mesleki dil ile ilgili problemlerin bir örneği Sokal meselesidir. 1996 yılında Alan Sokal, “Sınırları Aşmak: Kuantum Yerçekiminin Dönüştürücü Bir Hermeneutiğine Doğru” başlıklı bir bilimsel bilimsel çalışma sunmuştur. Gerçekle hiç bir ilgisi bulunmayan bu makalede, kuantum çekiminin sosyal ve dil bilimsel bir yapı olduğu ileri sürülmüştür. Yine de, makale saygın bir dergide yayınlandı. Sokal’ın makalesi, karışık, aslında anlamsız iddialardan oluşuyordu.

Mesleki dilin bir yeri vardır, belirli durumlarda kesinlikle önem arz eder. Ancak günlük iletişimde kullanımı bizim daha karmaşık ve  dolayısıyla zeki görünmek istediğimize  işaret eder. Büyük düşünürler çağlar boyunca, karmaşık fikirleri iletmek için basit dili kullanmanın çok önemli olduğunu vurgulamışlardır.

Karmaşıklık Yanlılığını Nasıl Aşabiliriz?

Karmaşıklık yanlılığının üstesinden gelmek için sahip olduğumuz en etkili araç, Occam’ın usturasıdır. Parsimonyum prensibi olarak da bilinen bu ilke, belirli bir durumda olanaksızlıkları ortadan kaldırmak için kullanılan bir problem çözme ilkesidir. Occam’ın usturası, en basit çözümün veya açıklamanın genellikle doğru olanı olduğunu gösterir. Bir hipotezi çürütecek kadar deneysel kanıtımız olmadığında, asılsız varsayımlar yapmaktan ya da gereksiz kararlar vermekten kaçınmalıyız.

Unutulmaması gereken önemli bir nokta, Occam’ın usturasının en basit hipotezin doğru olduğunu belirtmemesidir, ancak deneysel kanıtların oluşturulmasından önce en iyi seçenek olduğunu belirtmektedir. Deneysel verilerin toplanması zor veya imkansız olduğu durumlarda da yararlıdır. Karmaşıklık yanlılığı bizi karmaşık açıklamalara ve kavramlara götürürken, Occam’ın usturası varsayımları budamamıza ve temel kavramları aramamıza yardımcı olabilir.

Pek çok dahi, gereksiz karmaşıklığı ortadan kaldırmakta gerçekten iyidir. Örneğin Einstein, esas olmayanı temelden eleme ustasıydı. Steve Jobs’da öyleydi.

Kaynak: Farnam Street Blog

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir