Utangaç İnsanları Açmanın 6 Yolu

Utangaç İnsanları Açmanın 6 Yolu

Herhangi bir sosyal etkinlikte tek başına takılan birinin konuşmayı sizin başlatmanıza ihtiyacı olabilir.

Nüfusun en az %40’ı “utangaç” sınıflandırmasına giriyor. Bu tipler konferans toplantılarında rahatsız olmazlar ancak sosyal etkinliklerde konuşan ilk taraf olmak için aynı şey söylenemez.

Neden? Çünkü reddedilmekten korkarlar ve dışlanmamak için her şeyi yaparlar.

Peki bu utangaç kişilere karşı yaklaşımınız nasıl olmalı ve onları nasıl rahatlatmalıyız? Şu 6 adımı takip edebilirsiniz:

1. Basit bir tanışma sorusuyla başlayın.

“Merhaba, Ben _____. Senin adın ne?”

Bu yol ani ve patavatsız gibi görünebilir, ama John Stoker’a göre samimiyet için basit ve zararsız sorularla başlanmalı.

Şöyle açıklıyor: “Soru sormak yeni bir arkadaşlık kurmak veya iletişimi derinleştirmek için en kolay yoldur.”

2. Memnun olduğunuzu söyleyin.

“Tanışmada ilk adımı siz atarsanız ve karşıdakinin ilgisini çektiyseniz, onların rahat hissetmesini sağlarsınız. Bu da size büyük dönüşleri olan bir ilişki kurmanızı kolaylaştırır.” Bir adım daha ileriye gitmek istiyorsanız, onlara tanıştınız için ne kadar heyecanlı olduğunuzu söyleyin.

“Seninle tanışma fırsatını yakaladığım için çok memnunum.”, “Tanıştığımız için çok mutluyum.” veya “Sizinle tanışmak bir onur.” gibi cümleleri deneyebilirsiniz.

3. Sıklıkla isimlerini söyleyin.

“İnsanlar isimlerini duymaktan hoşlanır.” diyor Stoker. Mümkün olduğunca isimleriyle hitap edin.

Bu sizin gerçekten karşınızdakini dinlediğinizi ve konuşmaya ilgili olduğunuzu gösterir.

4. İlgi alanlarını keşfedin.

Nazik sorular sormak karşıdaki kişinin kendini size açmasını sağlar. Örneğin onlara hobilerini, uğraşlarını, projelerini sorun.

Gözlem yaptıklarınız üzerine de soru sorabilirsiniz. Mesela “Tenis raketi kolyen dikkatimi çekti. Tenis mi oynuyorsun?” gibi.

5. Yardım teklif edin.

Utangaç insanlar direkt gelip birine “Yardıma ihtiyacım var.” diyemezler. Ne zaman isterse yardım edebileceğinizi söyleyin ki, kendini rahat hissetsin.

6. Konuşmayı akışına bırakın.

Bu noktaya geldiğinizde, Stoker’ın tabiriyle, “Daldan dala atlayabilecek ve konuşmanın götürdüğü yere gidebilecek” noktaya gelmiş olmalısınız. Unutmayın, “Konuşmanın hangi kapıları açacağını asla bilemezsiniz.”

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir