70000 yıllık yapıştırıcı

70000 yıllık yapıştırıcı

Tarih dönemlerini nasıl bilirsiniz? Hani şu, ilkokullarda beynimize mıhlanan tarih dönemlerinden bahsediyoruz: Yontma Taş, Cilalı Taş gibi egzantrik isimleri olan garip dönemlerden.

Sınıfın arka duvarına yerleştirilmiş bir tabloda yer alırlardı da, imtihanlarda dönüp kopya çekmeyi planlardık kendilerinden. Öğretmenler de inadına orada yazan şeyleri sormazlardı.

Sınıfın arka duvarında yer alan bu tablonun en solunda, Karanlık Çağ diye siyah renk üzerine beyazla yazılmış bir dönem yer alırdı. Hani oraya kadar bir şekilde uydurmuşlar da, gerisini getirememişler havası uyanırdı bende.

Aradan yıllar geçince, tarihin çok eski dönemlerinde yaşayan insanların da bugünkü gibi insanlar olduklarını, ellerindeki aletler bugünkünden farklı olsa da, yiyecek, barınak gibi ihtiyaçlarını insanî şekillerde karşıladıklarını fark etme fırsatım oldu.

Neticede her çağda, cahil insanların da, bilgili insanların da yaşadığını anladım.

Bu sözümü anlayamayanların, fotoğraflarını çeken uçağa okla saldıran yerlilerle bir hafta yaşamalarını tavsiye ediyorum. Kesinlikle ne demek istediğimi anlayacaklardır.

Üstelik, arkeolojik çalışmalar da, her geçen gün bahsettiğim gerçeği ortaya çıkarıyor: Onbinlerce yıl önce, inanamayacağınız şeyler yapılabiliyordu!

Örnek mi istiyorsunuz? Geçen günlerde National Geographic’te haber yapılan 70.000 yıllık yapıştırıcıyı ele alalım mesela.

Haberde, Taş Devri insanlarının karışık yöntemler kullanarak tabî bir yapıştırıcı ürettiklerinin ortaya çıktığı yer alıyor. Hatta kendilerinden, “becerikli kimyagerler” olarak bahsediliyor.

Neden mi? Çünkü, yapıştırıcıyı üretme yöntemleri enteresan: Kırmızı toprak boyası olarak bilinen demir içerikli bir pigment ile akasya ağacının sakızı birleştiriliyor. Ortaya, saplı aletlerde kullanılabilen bir yapıştırıcı çıkıyor.

Güney Afrika’daki araştırmacılar, ilk başlarda, 70.000 yıl önce üretildiği tahmin edilen bazı aletlerin üzerinde bulunan kırmızı toprak boyasının, dekoratif veya sembolik amaçlı olduğunu düşünmüşler.

Ancak akıllarına da bir kurt düşmüş: “Ya bu maddenin başka bir amacı varsa?”

Bu şüpheden yola çıkarak, alette bulunan maddeleri kullanarak bir karışım elde etmişler. Elde ettikleri madde, yalnızca akasya ağacının sakızından yapılan yapıştırıcıya göre daha sağlam olmuş.

Çalışma grubunun bir üyesi olan Lyn Wadley “Toprak boyasını kullandığımızda, yapıştırıcının çok daha dayanıklı olduğunu ve taş aletin saptan ayrılmadığını keşfettik” diyor.

“Çalışmamız, o dönemin insanları ile bizim aramızda paralellik olduğunu gösteriyor. Teknolojileri, sandığımızdan çok daha yeterli.” diye ekliyor.

National Geographic’in yazıda kullandığı bir başlık şu: “Sandığımızdan daha mı zekiler?”

Ha şunu bileydiniz!..

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir