Tıp efsaneleri

Tıp efsaneleri
Tıp efsaneleri… Basında ve günlük hayatta sıkça karşımıza çıkan, artık genel kabullerden olarak görülen, fakat ne yazık ki yanlış olan bilgiler… Tıp efsanelerinden 8 tanesini seçtik ve doğru olup olmadıklarını inceledik.

Tıp efsaneleriŞeker yiyen çocukların hiperaktif olduklarını düşünenlerden misiniz? Hala yatmadan önce yemek yemenin tek başına kilo aldırabileceğine mi inanıyorsunuz? Günde 8 bardak su içmediğiniz günlerde kendinizi kayıpta mı hissediyorsunuz? Loş ışıkta kitap okumanın gözlerinize zarar vereceğini duydunuz mu?

Evet diyorsanız, bu yazı tam da size göre…

1. Şeker yemek çocukları hiperaktif yapar mı?

Hayır, ebeveynlerin genel düşüncelerinin aksine, şeker yemek çocuklarda hiperaktiviteye yol açmaz. Hiperaktivite teşhisi almış çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar bile, şeker (Çikolata, şekerleme ve şekerli yiyecekler) yiyenler ile yemeyenler arasında bir davranış değişikliği tespit edememişlerdir. “Şekere karşı hassas” olduğu söylenen çocuklarda bile bir farklılık göze çarpmamıştır.

Çocuklarına normal su verilen, ancak şekerli su verildiğini zanneden ebeveynlerin, çocuklarında hiperaktif hareketler başladığına inandıkları anlaşılmıştır.

2. İnsan vücut sıcaklığının çoğunu başından mı kaybeder?

Hayır, başın ısı kaybetmede özel bir rolü yoktur. Hatta baş, vücudun en çok korunan bölgelerinden biridir.

ABD Askeri kılavuzunun hayatta kalma tavsiyeleri bölümünde bile, soğuk havalarda başlık takılması tavsiye edilir ve bunun sebebi olarak “Vücut sıcaklığının %40-45’inin baş kısmından kaybedilmesi” gösterilir. Bu bilgi gerçek olsaydı, gömleksiz sokağa çıkanlar ile başlık takmayanlar hemen hemen eşit derecede üşürlerdi. Böyle olmadığını biliyoruz.

Peki bu bilgi nereden ortaya çıktı? Bilim adamları, buzullarda, çok düşük sıcaklıklarda kullanılabilecek kıyafetleri araştırırken, vücut sıcaklığının en fazla baştan kaybedildiğini tespit ettiler. Ancak bunun sebebi, başın soğuğa maruz kalan tek vücut bölgesi olmasıydı. Ayrıca bu durumda bile, vücut sıcaklığının ancak %10’u baştan kaybediliyordu.

Daha yakınlarda yapılan çalışmalar, başın, diğer bölgelere göre daha fazla ısı kaybetmediğini onayladılar.

Örtülmeyen her vücut bölgesi, hemen hemen aynı derecede ısı kaybına yol açar.

3. Yatmadan önce yemek yemek kilo aldırır mı?

Hayır, bu durum tek başına, kilo almaya sebep olmaz. İsveç’te 83 obez ve 94 obez olmayan kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, obez kadınlar daha fazla öğün yapıyor ve bu öğünleri akşam ve geceye yayıyorlardı. Peki bu araştırma, geceleri yemek yemenin obeziteye yol açtığını gösterir mi?

Kilo almanın temel mekanizmasını hatırlayalım: İnsanlar, aldıkları kalori kadar enerji yakamadıkları için kilo alırlar. Obez kadınların diğerlerinden tek farkları, geceleri yemek yiyor olmaları değildi: Aynı zamanda, daha fazla yemek yiyor ve böylece daha fazla kalori alıyorlardı.

86 obez ve 61 normal kilolu erkek üzerinde yapılan bir araştırma, yemek yenilen saatin, kilo almayı etkilemediğini gösterdi. 15 obez insan üzerinde yapılan bir araştırma, geceleri yemek yemenin sirkadiyen ritimde bir değişkiliğe yol açmadığını gösterdi.

2500 hasta üzerinde yapılan bir araştırma, geceleri yemek yemenin değil, kalori dağılımını yapmadan günde 3’ten fazla öğünde yemek yemenin kiloyu arttırdığını ispatladı. Bazı araştırmalar, kahvaltı yapmamanın kilo almaya sebep olabildiğini gösterse de, bunun gece yemek yemeyle ilgisi olmadığı, günlük kalori alımının düzenli dağılımıyla ilişkili olduğu biliniyor.

4. Günde 8 bardak su içmeli miyiz?

Bazen. Medyanın hemen her alanında, günde 8 bardak su içmemiz gerektiğine dair yazılarla karşılaşırız. Bunun kaynağı olarak gösterilebilecek bir tavsiye 1945 kaynaklıdır: Bu tavsiyede, normal bir yetişkinin günde 2.5 litre su içebileceği, ancak bu miktarın büyük bir kısmının, yenilen besinlerin içinde bulunduğu yer almaktadır. Cümlenin 2. kısmı göz ardı edilince, “günde 8 bardak su içilmesinin tavsiye edildiği” söylenebilir.

Tanınan diyetisyenlerden Frederick Stare, herhangi bir kaynağa dayanmadan “24 saatte 6-8 bardak sıvı” alınmasını tavsiye etmiş, bu miktarın “kahve, çay, süt gibi içecekler”den karşılanabileceğini söylemiştir. Daha sonraki çalışmalar, kişinin günlük durumuna göre yediği ve içtiği maddelerden aldığı sıvı miktarının, vücut için yeterli düzeyde olduğunu göstermiştir. Çünkü soğuk bir gün ile sıcak bir gün arasında, sıvı ihtiyacı yönünden büyük bir fark olacaktır. Aşırı terleme, ishal gibi durumlar dikkate alınmadan yapılan böyle bir genellemenin geçerliliği zayıftır.

Ayrıca, çok fazla miktarda sıvı almak, su intoksikasyonu tablosuna, hiponatremiye sebep olabilir ve ölüme yol açabilir.

5. Loş ışıkta kitap okumak gözlerimizi bozar mı?

Hayır. Normalden az ışık altında kitap okumaya çalışırken, gözlerimiz odaklanmakta zorluk çeker. Ayrıca gözlerimizi daha az kırparız ve bu sebeple kuruyan gözlerimiz rahatsız olmamıza yol açarlar. Ancak bu durum kalıcı değildir. Oftalmologların genel görüşleri, loş ışıkta okumanın gözlerde kalıcı etkilere sebep olmadığı yönündedir.

6. Midemiz karnımızın ortasında mı bulunur?

Hayır. Sanılanın aksine midemiz, karnımızın ortasında yer almaz. Orada bağırsaklarımız bulunur. Midemiz ise, sol tarafta, dışarıdan bakıldığında göğsümüzün altında, içeriden sakıldığında ise ise diyaframımızın altında yer alır.

7. Aşılar ateş yapar mı?

Bazen, düşük düzeylerde. Sağlık ocaklarında vurulan standart aşılar, çok düşük ateş yükselmelerine sebep olabilirler. Ancak sebep oldukları ateş 380C’yi geçmez. Bu sebeple, “ateşi çıkar” korkusuyla aşıları yaptırmamak yanlıştır.

8. Evde hamile varsa, çocuğa aşı yapılabilir mi?

Evet, yapılabilir. Çocuğun yaptırdığı aşı, kendisine zarar verecek bir etken taşımadığı gibi, hamileye bulaşacak bir etken de taşımaz.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir