23 Haziran 2006 // {flightnumber_118}
0 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 5 (0 oy) Loading ... Loading ...
 
Ekle
Digg
Technorati
StumbleUpon
Reddit
Şimdi opereysin.com'da: Üzgün Borsacılar

Sinema hayatımızda bizim bildiğimizden daha fazla bir yer tutuyor aslında. Biz öğrendiklerimizi hafızamıza kazırken, sinema bilinçaltımıza işliyor. Biz gerçekten öğrendiğimizi sandığımız şeyleri yıllar sonra unutabiliyorken, sinemanın bize öğrettiği şeyleri bir ömür boyu hatırlıyoruz.

Sinemadan yaşama dair ayrıntıları öğrendik. Kahraman Amerikan Ordusu’ nun Er Ryan’ı kurtarmak için nice Er Ryan’lar feda edebileceğini öğrendik. Buna paralel olarak Almanların ne kadar faşist ve zalim olduklarını da aynı filmlerden çıkarabiliyorduk. Hatta bir piyanistin başından geçen acıklı hikâyeyi izlerken de aynı neticeye varabiliyorduk. Tüm bunları yani kafamızdaki faşist ve zalim Alman Irkı tabularını yıkmak için beş filmin yeterli olacağı idrakine de varmıştık. O zaman biz sinemadan ‘propaganda’ kelimesinin anlamını öğrendik. Hem de türlü misalleriyle. (Rusların, ikinci dünya savaşı sırasında bir müttefik, soğuk savaş döneminde de baş düşman olduğunu biz-genç kuşak filmlerden öğrenmedik mi?)

Sinema bize tarih kitaplarının öğretemediği şeyleri öğretmedi mi? Kronolojik sırayla hangi tarihte ne olduğundan daha öte bir tarih öğretmiştir sinema bizlere. Bir dönemler İngiltere ile İskoçya arasında bir savaş olduğundan, ve bir cesuryürek ten hangimizin haberi vardı ki? Hangimiz bir tarih kitabından İskoçların özgürlük mücadelesini okumuştuk ? Amerikan Özgürlük mücadelesinde de bir vatansever izlememiş miydik? Hatta cesuryürek rolündeki Mel Amca bu sefer ona paralel vatansever değil miydi?

İkinci Dünya Savaşı’nı da sinemadan öğrenmedik mi? (Bilgisayar oyunlarının da hakkını veririm.) 101. Hava İndirme’ yi, Normandiya’ yı , Pearl Harbor’ u, Stalingrad’ ı ve diğerleriniâ�¦ Bu filmlerde Kahraman Amerikan Ordusu’na aynı düzeyde Kahraman İngiliz ve Rus Ordular’ ı eklenmedi mi? Zaten yenilmiş, perişan olmuş bir millete atom bombası atan sonra bunu bize filmlerle (yarı ironik) anlatanlar yine onlar değil miydi?

—devam edecek—

Bu yazı 23 Haziran 2006 günü, saat 16:34 sıralarında flightnumber_118 tarafından yayınlandı. İlgili olduğu kategori: Edebi Hezeyanlar, Kafama Göre. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Sinemadan Ne Öğrendik?” için 2 Yorum
Yorum Sıralaması:
Puana Göre | Tarihe Göre

 

mustafa
Avatar
24 Haziran 2006
0:57
Bu yorumu kimse tutmamış.

atom bombası atmasalardı japonları kolay kolay yenemezlerdi.

pearl harbour filminde japonların yaptığı baskın gösterildikten sonra her nedense atılan atom bombasının ismi bile zikredilmemiş. anlattıkları filim hangisi, onu hiç görmedim.

 

flightnumber_118
Avatar
24 Haziran 2006
8:46
Bu yorumu kimse tutmamış.

japonların pasifikteki deniz savşlarında amerikan donanmasına karşı doğru düzgün hiç bir galiyeti yoktur. ayrıca en büyük müttefikleri olan naziler ruslar tarafından sıkıştırılmış, geri çekilmeye başlamıştı. bu durumda almanlar yenilince savaşa japonyanın tek başına devam etmesi imkansız görünüyordu. dolayısıyla japonlar zaten yenilmişti.

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız. Opereysin üyesi değilseniz, önce üye olmanız gerekiyor.

Kısayollar
2 sütun