26 Mayıs 2008, Pazartesi //
victory

George Washington ölmeden önce uşaklarından ne istemişti biliyor musunuz? Onu bilmiyorsanız, intercom sistemli tabutları, “Toprağı bol olsun” sözünün kökenini de bilmiyorsunuzdur. “Bunların klostrofobiyle ne alakası var?” demeyin. Çünkü kapalı alanlarda kalma korkusu, bir sektörün ortaya çıkmasına yol açmış. Agorafobi ile başlayan Fobiler serimiz, Klostrofobi ile devam ediyor.
Kapalı, sıkışık ortamlarda bulunmaktan korkmaya psikiyatride Klostrofobi adı veriliyor. Klostrofobisi olanlar, tren, asansör, uçak gibi yerlerde panik atağı yaşamaktan veya panik atağı yaşama korkusundan yakınıyorlar. Yine, panik atağı yaşayanlarda sıklıkla klostrofobi ortaya çıktığı da gözlenmiş.
Eğer panik atağı, kapalı bir mekanda ortaya çıkıyorsa, bunun sebebi olarak “dışarı çıkamama korkusu” gösterilir. Yazının tamamını oku »
12 Mayıs 2008, Pazartesi //
victory
İnatçıdır, kolay kolay pes etmez. O günlerde bakımsız ve pislik içerisinde olan İngiliz hastanelerinde reform diye adlandırılabilecek çalışmalar yapar. Sağlık sektörüne büyük yenilikler katar…
Bugün 12 Mayıs Pazartesi… Hemşirelik haftası bütün yurtta ve KKTC’de törenlerle kutlanacak….
Mâlum, 12 Mayıs “Lambalı Hemşire” namıyla maruf Florance Nightingale’in doğum tarihi. İyi de bu kadın neleri başarmış, sağlık sektörüne ne gibi yenilik katmış acaba?
Mevzuya girmeden evvel Kırım savaşını hatırlamakta da yarar var. 1850’li yıllarda Ruslar yayılma temayülüne girer, sınırlarımızı zorlamaya başlarlar. İngiltere Avrupa’daki dengelerin bozulmasından hoşlanmaz. O günlerde böyle konular masada tartışılmaz, ordular meydana çıkar, kozlarını paylaşırlar. İngilizler tarihte ilk defa yanımızda olur, asker ve malzeme yollarlar.
Adımız savaş kazananların listesinde yer alsa da fatura ağır olur, borç gırtlağımızı aşar. Yahudi Rotschildler açtıkları kredilerin karşılığında Filistin’e sulanırlar. Kraliçe Victoria o hengamede Asya’ya çöreklenir, “Hindistan İmparatoriçesi” diye anılmaya başlar. Yazının tamamını oku »
Ahmet Mithat, bir gün uşağına:
- Boş hokkayı (mürekkep kabını) al da gel, demiş.
Uşak gidip beş okka soğan almış. Ahmet Mithat: Yazının tamamını oku »