"savaş" etiketi Arşivi
Ekonomi hocası yılın ilk dersine gelmişti. Yerlerini almış, dersin başlamasını bekleyen öğrencileri süzdükten sonra biraz bekledi. Sınıftaki uğultu kesildikten sonra konuşmaya başladı:
“Öğrencilerim, biraz sonra size bir dakika sürecek ilk iktisat dersini vereceğim. Bu bir dakika yeterli olacak. Geri kalan zamanda, yani bütün bir yıl boyunca, “zenginlerin yazdırdığı” müfredatı okuyacağız.”
Öğrencilerin meraklı bakışları arasında konuşmasını sürdürdü: Yazının tamamını oku »

“Soykırım” kavramı, 1948 tarihli “BM Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” ile tanımlanmış.
Sözleşmenin 2. maddesi şöyle:
“Soykırım; etnik, ırkî ya da dinî bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek niyetiyle; grup üyelerinin öldürülmesi, grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fizikî varlığının tamamı ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu doğuracak hayat şartları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek tedbirler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içine alır. Soykırımda planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur.”
Aslında bu maddede yazılanlar bütün savaşlarda olup biten şeylerdir. Yazının tamamını oku »

Başlık garibinize gitmesin. 2. Dünya Savaşı boyunca, İngiliz gizli servisi, Almanya’daki Müttefik askerlere gizliden gizliye planlarını yolluyordu. Hangi yolla mı? Monopoly kutularıyla. Yapmaları gereken iş son derece açıktı: Esir kamplarına sessiz ve gizli bir şekilde gerekli materyalleri ulaştırmak. Ama bu işi Monopoly kutularıyla yapma fikri, haritaların başı çektiği bir seri işe yarar benzerlikten doğdu.
İpek kadar yumuşak
Haritaları düşman topraklarındaki hedeflere ulaştırmak, sanıldığından daha zordur. Düşünün bir kere, haritalar ıslanınca parçalanır, katlanmamış haldeyken çok ses çıkarırlar. Üstelik müttefik memurları, kağıt haritalarla Alman taburlarının dikkatini çekmekten çok korkarlar.
Peki ne yapmalıdırlar? Akla gelmeyecek bir yöntem seçerler: Yazının tamamını oku »
Terörist- Anti terörist sözlerini ilk olarak ne zaman duydum hatırlamıyorum. Fakat emin olduğum bir şey var: Bir Hollywood filminde duymuştum. Uzaylıların hası, yaratıkların en cavcavlısı hep Amerika’ya saldırırdı ya, kötü insanların gruplar halinde hemen her saniye Amerika’ya saldırmaya teşebbüs etmeleri de çok garibime gitmemişti o zamanlar.
Aradan yıllar geçti. O yıllarda terörist sayılanlar aklandılar ve yerlerine yenileri bulundu. Hollywood da bu duruma uygun filmler çekmeye başladı. Filmlerle kalmadı, diziler de üretti. “24″ desem örnek olması açısından yeterli olur sanırım.
Amerikalılar bu dolduruştan çok etkileniyor olmalılar ki, bazı paranoyak buluşlara imza atmışlar. Bununla da yetinmemiş, buluşlarının patentlerini almışlar. Bu yazımızda, paranoyak anti-terör buluşlarını listeleyeceğiz: Yazının tamamını oku »
İnatçıdır, kolay kolay pes etmez. O günlerde bakımsız ve pislik içerisinde olan İngiliz hastanelerinde reform diye adlandırılabilecek çalışmalar yapar. Sağlık sektörüne büyük yenilikler katar…
Bugün 12 Mayıs Pazartesi… Hemşirelik haftası bütün yurtta ve KKTC’de törenlerle kutlanacak….
Mâlum, 12 Mayıs “Lambalı Hemşire” namıyla maruf Florance Nightingale’in doğum tarihi. İyi de bu kadın neleri başarmış, sağlık sektörüne ne gibi yenilik katmış acaba?
Mevzuya girmeden evvel Kırım savaşını hatırlamakta da yarar var. 1850’li yıllarda Ruslar yayılma temayülüne girer, sınırlarımızı zorlamaya başlarlar. İngiltere Avrupa’daki dengelerin bozulmasından hoşlanmaz. O günlerde böyle konular masada tartışılmaz, ordular meydana çıkar, kozlarını paylaşırlar. İngilizler tarihte ilk defa yanımızda olur, asker ve malzeme yollarlar.
Adımız savaş kazananların listesinde yer alsa da fatura ağır olur, borç gırtlağımızı aşar. Yahudi Rotschildler açtıkları kredilerin karşılığında Filistin’e sulanırlar. Kraliçe Victoria o hengamede Asya’ya çöreklenir, “Hindistan İmparatoriçesi” diye anılmaya başlar. Yazının tamamını oku »





(3 oy)


