Google, 2 Eylül 2008′de, yani bir yıl önce bugün, Chrome ismini verdiği tarayıcısını kullanıma sunmuştu. Geçen bir yıl içerisinde tarayıcı savaşları iyice kızıştı. Internet Explorer hızla güç kaybederken, Firefox güç kazandı. Chrome ise yeni katıldığı tarayıcılar dünyasında, ayakları üzerinde durabilmeye çalışıyor.
Biz de bu yazımızda sitemizin istatistiklerine dayanarak, Chrome’un geçen bir yıl içerisinde elde ettiği kullanım oranlarını açıklamak istiyoruz: Yazının tamamını oku »

Kuru istatistiki bilgiler can sıkıcı oluyor. “Bilmemne %10, diğeri %5″ tarzı yazıları okumak, insanın hiç mi hiç hoşuna gitmiyor.
Tablolar, bu problemi ortadan kaldırmak için kullanılsalar da, çoğunlukla yeterli olamıyorlar. Pasta dilimleri mi? Onlar biraz geride kaldılar.
Web 2.0′ı dilimizden düşüremiyoruz ya; şimdilerde, simgelerle bezenmiş, canlı renklerle süslenmiş istatistik “tabloları” moda. Ah bir de Türkçe olsa… Hem birazcık memleketi anlatsa.
Bu dertten biz de muzdaribiz. Bu sebeple zaman zaman yukarıda bahsettiğimiz tanıma uyan diyagramlar yayınlamak istiyoruz. Bugün, bu diyagramların ilkiyle, Yazının tamamını oku »

Pazarlama araştırma şirketi comScore, 4 gün önce Türkiye ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda Türkiye’nin, internet kullanıcısı sayısı bakımından Avrupa’nın 7.’si olduğu yer alıyordu. Raporun asıl ilgi çekici kısmı, ülkelere göre internette geçirilen zaman sıralaması: Türkiye, Avrupa’nın en çok internette zaman geçiren ülkesi durumunda.
Bu haber, Türkiye’den pek çok sitede de yer aldı ve sıklıkla şu yorum yapıldı: Yazının tamamını oku »

Bir kaç gündür ekibimiz site tasarımındaki bazı eksik öğeleri tamamlamak için çalışıyordu. Bu çalışmaların en önemli maddesi şüphesiz “Üye Bilgisi” sayfalarının yeni tasarımıydı. Eski tasarımın görsel yönden oldukça zayıf olduğunu biliyorduk. Bunun dışında üyelerimize ait bilgileri listelemede de bir takım eksiklikleri vardı.
Mesela 1 yıldan beridir üye sayfalarında doldurulmayı bekleyen “doğum tarihi” bilgisi, “Üye Bilgisi” sayfalarına yansımıyordu. Üyelerimizin beğenilen 5 yorumları listeleniyordu, ancak yorumlarından kaç tanesinin beğenildiği gösterilmiyordu. Üyelerimizin yazılara verdikleri ortalama puan, attıkları yorumların toplam yorum sayısına oranı, üyemizin aktif bir kullanıcı olup olmadığı gibi önemli bilgiler de eksik kalıyordu. Yazının tamamını oku »
Evde öğrenimin yetersiz olacağı, genel bir kabuldür. Ancak bu konuda yapılan araştırmaların sonuçlarını bugüne kadar çoğumuz görmedik. Bu yazımızda evde öğrenim gören meşhurları listeliyor ve bu konudaki araştırmaların sonuçlarına yer veriyoruz.
Her ülkenin eğitim sistemi birbirinden farklı. Üniversite sınavlarından, öğrenim şekillerine kadar pek çok alanda bu farklarla karşılaşıyoruz. Bu farkın yalnızca ülkelerin gelişmişlikleriyle alakalı olduğunu zannetmeyin. Avrupa ülkelerinin kendi aralarında bile ciddi farklar var eğitim alanında.
Bu farklardan biri de evde öğrenim konusunda karşımıza çıkıyor. Mesela Almanya’da evde öğrenim görmek yasalara aykırıyken; ABD, Fransa, İngiltere, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde yasal olarak kabul ediliyor. Hatta evde öğrenim gören öğrencilerin ulusal imtihanlara girmelerine izin veriliyor, yüksek öğrenime kadar evinde okuyan bir ABD vatandaşı, pekala üniversiteye girebiliyor. Yazının tamamını oku »

Fakirlik… Dünya üzerinden bir türlü silinemeyen, insanları başkalarına el açmaya, kanunlara karşı hareketlerde bulunmaya iten, hastalıklara, sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilen mefhum.
1900′lü yılların başında 2000 $‘ın altında olan ortalama kişi başına düşen GSMH (gayrı safi milli hasıla), 2000′li yılların başında 6000 $ seviyelerine yaklaştı ama, hiç bir önlem, hiç bir çalışma, dünya genelindeki açlığın azalmasına yol açamadı.
Elbette bu çalışmaların göstermelik olduğunu, zenginlerin daha fazla zenginleşebilmek için fakirleri ucuz işçi olarak çalıştırmaya devam ettiklerini yazıp çizenler çok. Ancak bu durumu eleştirenlerin bile genellikle sözleri lafta kaldı ve kimse fakirliğe ve açlığa karşı topyekün mücadeleye girişmek istemedi.
Öldürülen foklar, kesilen ağaçlar, besin yetersizliği sebebiyle gencecik çocukların toprağa dökülmesinden daha önemli sayıldıkça Yazının tamamını oku »

Başlığa bakarak bir haber yazısı okuyacağınızı, hit simsarlığına takılacağınızı sanmayın. İş bu yazı, tamamıyla istatistik verileri içermektedir ve “WOMM” ana teması altında, keyodemeleri.com’un destansı yükselişi işlenmiştir. Hatta, okumayı sevmeyip resimlere bakmaktan haz edenler için arada bir kaç resim bile bulunmaktadır. (Resim dediysek, grafikten bahsediyoruz. Hangi istatistik raporunda karikatür gördünüz?)
WOMM diye bir kısaltmayı hiç duydunuz mu bilmiyorum. “Word of Mouth Marketing” anlamına gelir ki, “ağızdan ağıza yayılarak” duyurulan, son zamanlarda pek çok dizi ve web sitesi tarafından uygulanan bu yöntemle, klasik anlamda reklam yapmadan, reklamdan daha hızlı bir ziyaretçi dönüşü sağlanabilir. Hatta böyle web siteleri için “tuttu” denir, minik sitelere örnek gösterilir.
Bazı web siteleri, kısa süreliğine aniden tavan yaparlar. Doğru mudur bilmiyorum ama, bu web sitelerini WOMM için iyi birer örnek olarak gösteririm: Hemen herkes bu sitelerin isimlerini bilir, ancak her zaman ziyaret etmez. Bir dönem çok yoğun ziyaret alırlar, geri kalan dönemlerde ise adeta dibe vururlar. Yazının tamamını oku »

Nedendir bilmem, uzun zamandır hangi ülke insanlarının internette web ile ilgili konuları daha çok aradığını merak ediyordum. Sonunda bununla ilgili bir araştırma yapmaya karar verdim. Benim gibi siz de; Webmaster’dan, programmer’dan geçilmeyen ülkemizin web ile ilgili aramalarda üst sıralarda yer alabileceğini sananlardansanız, bu yazıyı mutlaka okumalısınız.
Bildiğiniz gibi Google Trends, istediğiniz ifadelerin zaman içinde Google’da ne kadar arandığını görebileceğiniz, istediğiniz ifadeleri birbirleri ile kıyaslayabileceğiniz bir servis. Hangi ülke insanının interneti ne için kullandığını anlamanın en kolay yolu, arama motorlarında yaptıkları aramalardan geçtiği için, çalışmamızda Google Trends’ten yararlandık. MSN kelimesinin, Eğitim kelimesinden yaklaşık 3 kat fazla arandığı bir ülkede yaşayan bizler, interneti eğitim amaçlı kullanma idealinin herhalde fazlaca gerisindeyiz. 1
Peki diğer ülkelerde durum nasıl? Yazının tamamını oku »