
Ben küçücük bir çocukken, babam bana masallar anlatırdı.
Aslan Kral’ın kralı olduğu ormanlar ülkesinin maceralarıydı bunlar. Standart masal temalarını kombine ederek doğaçlama anlattığı masallardı.
Masalları, 5 kişilik ayıcık ailesinin gözünden dinlerdim. Baba, anne ve 3 yavrudan oluşan ayıcık ailesindeki en büyük yavrunun adı, çok sevdiğim oyuncak ayıcığımın adıydı. Anlaşılan, anlatılan masallar oyuncak ayıcığımın ailesinin yaşadıklarıydı.
Bir türlü uyuyamadığım gecelerde babam, yanıma yatar, beni koluna alır ve anlatmaya başlardı. Yazının tamamını oku »

Karanlık şehir…
Puslu şehir…
Gülen yüzlerin değil, asık suratların olduğu; neşeli insanların değil, üzgün insanların yaşadığı şehir.
Beraberimde getirdiğim içimdeki çocukluğun beni usulca terk ettiği, yerini dişleri dökülmüş sessiz ve kimsesiz bir ihtiyarın aldığı şehir.
Zamanın göreceli bir kavram olduğunu, insanın “Asla yaşayamam” dediği ortamlarda da pekala yaşayabileceğini; her gün mutluluğun ve mutsuzluğun, ümidin ve ümitsizliğin peşpeşe yaşanabileceğini öğreten şehir.
Sevdiği için, oralı olduğu için Yazının tamamını oku »

Yıllarca sınıf öğretmenliği yapmış biriyim, onun kadar iyi anlaştığım bir öğrenci olmadı. Fazla konuşmayan biriydi. Aynı zamanda komşusu olduğumdan, belki de en çok benimle konuşuyordu. Ailesi bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiklerinden, babaannesi ile beraber kalıyordu.
Onu her sabah okula ben götürür ben getirirdim. Dedim ya konuşmayı sevmezdi, ama konuştuğunda tane tane konuşurdu. Söylemek istediğini, net olarak söylerdi. Ne fazladan bir kelime eklerdi, ne de sözü eksik bırakırdı.
Nedendir bilmem, okulda arkadaşlarından büyük saygı görüyordu. Birbirlerinin sözlerini kesmeye meraklı olan minikler, onun ağzından çıkacak iki kelimeyi dinlemek için sus pus olurlardı. Yazının tamamını oku »

Üyelerimizden
Bulut,
“bayramda unutmamamız gerekenler”i hatırlatan bir hatırasını kaleme almış. Hikayesi için ve bu önemli konuyu bize hatırlattığı için kendisine çok teşekkür ediyoruz.
Aslına bakarsanız anlatacağım hikayem bayramdan birkaç gün önce bir ders ortasında başladı. Müdür yardımcısı sınıfa girdi ve bayramda yapılacak huzur evi ziyareti için bir kaç gönüllü istedi.
Evet, biraz utanç verici ama yanlızca üç kişi gönüllü oldu. Bana gelince, ben parmak kaldırmadım; çünkü bize belirtilen saatte muhtemelen şehir dışında akraba ziyaretinde olacaktım. Müdür yardımcısı bir kişi daha istedi ama kimse yine gönüllü olmaya yanaşmadı. Hoca da not defterini çıkardı ve gönüllü üç kişiyi ve sınıf başkanını defterine not etti.
Sınıf başkanı kim miydi? Tabii ki bendim. İtiraz edebilirdim belki, ama kabul edilmeyeceğini bildiğimden tenezzül bile etmedim. Mecburen bayram günü planlarını değiştirmek zorunda kalmıştım.
Bilmem hiç farkına vardınız mı, bayram sabahı güneş normal günlerden daha iyimser doğar. Sanki içinize çektiğiniz hava huzur vericidir. Herkes küçük harflerle konuşur ama büyük adımlar atar. Yazının tamamını oku »

Zordur gurbette okul okumak…
Anadan ayrı, babadan ayrı…
Aranılan bir sıcak çorbadır, bir de başını sokacak bir yer…
Böyle başlıyor İhlas Vakfı‘nın vekâleten kestiği kurbanlarla ilgili hazırladığı etkileyici video. Gurbette okumuş olanların, hatta bir şekilde gurbete çıkmış olanların kolayca anlayabileceği zorluklardan bahsediliyor. Yazının tamamını oku »

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var;
Daha geniş otoyollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var…
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz;
Daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz;
Daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var… Yazının tamamını oku »
Gün doğmadan hemen önce Boğaz’ı gördünüz mü hiç?
Görmediyseniz bir ara mutlaka gitmeli, bu eşsiz güzelliğin tadını çıkarmalısınız.
Hayır, sabah veya akşam görmüş olmanız yetmez. Havanın aydınlanmasına beş kala Boğaz’da olmak, diğerleriyle kıyaslanmayacak apayrı bir tecrübedir.
Hava, gecenin karanlığından sıyrılmaya başlamıştır. Gökyüzüyle beraber renk değiştirmeye başlayan deniz, hafif hafif dalgalanır. Önünüzde boylu boyunca, kıvrıla kıvrıla uzanan Boğaz’ın uzak noktalarında, yük gemilerinin ışıkları parıldar. Yazının tamamını oku »
Ne zaman borsalar düşüşe geçse, yazılı medyamızda ve internet medyasında, “üzgün borsacı” fotoğrafları yayınlanır. Fotoğraflarda yer alan o üzgün borsacıların kim olduklarını, hangi borsada bulunduklarını ve ne kadar para kaybettiklerini, ilgili haberlerden öğrenemeyiz. Ancak bir şeyi kolayca fark edebiliriz: “Üzgün borsacılar”, hemen her zaman finansal krizi simgelemekte kullanırlar.
“The Brokers with their hands on their faces” ismiyle açılan bir blog, bu garip borsacı fotoğraflarını bir araya toplamayı amaçlıyor. Fotoğrafların nerede çekildiği, fotoğraflarda yer alan kişilerin isimleri gibi bilgiler sitede yer almasa da, Yazının tamamını oku »