Gün doğmadan hemen önce Boğaz’ı gördünüz mü hiç?
Görmediyseniz bir ara mutlaka gitmeli, bu eşsiz güzelliğin tadını çıkarmalısınız.
Hayır, sabah veya akşam görmüş olmanız yetmez. Havanın aydınlanmasına beş kala Boğaz’da olmak, diğerleriyle kıyaslanmayacak apayrı bir tecrübedir.
Hava, gecenin karanlığından sıyrılmaya başlamıştır. Gökyüzüyle beraber renk değiştirmeye başlayan deniz, hafif hafif dalgalanır. Önünüzde boylu boyunca, kıvrıla kıvrıla uzanan Boğaz’ın uzak noktalarında, yük gemilerinin ışıkları parıldar. Yazının tamamını oku »
Ne zaman borsalar düşüşe geçse, yazılı medyamızda ve internet medyasında, “üzgün borsacı” fotoğrafları yayınlanır. Fotoğraflarda yer alan o üzgün borsacıların kim olduklarını, hangi borsada bulunduklarını ve ne kadar para kaybettiklerini, ilgili haberlerden öğrenemeyiz. Ancak bir şeyi kolayca fark edebiliriz: “Üzgün borsacılar”, hemen her zaman finansal krizi simgelemekte kullanırlar.
“The Brokers with their hands on their faces” ismiyle açılan bir blog, bu garip borsacı fotoğraflarını bir araya toplamayı amaçlıyor. Fotoğrafların nerede çekildiği, fotoğraflarda yer alan kişilerin isimleri gibi bilgiler sitede yer almasa da, Yazının tamamını oku »
Yağmur başlar yağmaya, önce ılık ılık, sonra serin serin…
O capcanlı duran yapraklar başlar solmaya sonra…
Havalar erken kararır.
Dallarda doğdukları günkü gibi, düşer yapraklar usul usul.
Yazın hiç esmeyeceği sanılan rüzgar, başlar esmeye.
Bir katken üç kat olur kıyafetler aniden.
Kışlıklar çıkar ağır ağır, yazlıklar dolaba girerken.
Klimalar kapanır, kaloriferler yanmaya başlar. Yazının tamamını oku »
14 Ağustos 2008, Perşembe //
victory
Huzur arayışınız arttığında…
Asla olabileceğinizi tahmin etmediğiniz oranda sabırlı olduğunuzu gördüğünüzde…
Sese, gürültüye, kavgaya karşı dayanıksızlaşıp, hayatın daha bir sükunet içinde, sorunsuz geçmesini istediğinizde…
İncinmek ve incitmek üzerine daha derin düşünerek karar vermeye başladığınızda…
“Var ya şu okul bir bitsin, bir daha hiçbir güç beni buraya getiremez!” dediğiniz lise günlerini mumla aramaya başladığınızda…
Hatırladığınız şeylerin, anneanne stili, en az on beş yıl öncesine ait olduğunu oysaki dün akşam ne yediğiniz hakkında en ufak fikriniz olmadığını gördüğünüzde… Yazının tamamını oku »
24 Mayıs 2008, Cumartesi //
victory

Geceyi seyrediyorum.
Bahar, yerini yaza bıraktı bırakacak. Hava esintili.
Biraz serin, insanı ferahlatan, belli belirsiz denizin kokusunu taşıyan bir esinti bu.
Gecenin geç saatleri ama hala bazı evlerin ışıkları yanıyor. Dur sayayım: Önümdeki binada 2 evin ışığı var. Onun arkasında, hani şu bahçesinde güzel bir dut ağacı olan binada 1 evin ışığı süzülüyor karanlığa. Uzaklardan ve daha uzaklardan, tek tük ışıklar geliyor. Sokak lambaları mı bunlar, fabrika ışıkları mı? Yoksa evlerde hala uyanık insanlar mı var? Yazının tamamını oku »

Ahh ahhh… (H’lerin sayısını “eskiye özlem” havası verebilecek kadar uzatıyoruz.) Neydi o eski günler be?
O zamanlar bilgisayarlara kompüter denirdi. Yazının tamamını oku »
06 Ağustos 2005, Cumartesi //
victory
Çıkamadım yokuşunu zamânın
Varamadım genç olduğum günlere
Bir nicedir altındayım semânın
Aşinâyım eskilere dünlere
Yazının tamamını oku »