"hayat" etiketi Arşivi

Yıllarca sınıf öğretmenliği yapmış biriyim, onun kadar iyi anlaştığım bir öğrenci olmadı. Fazla konuşmayan biriydi. Aynı zamanda komşusu olduğumdan, belki de en çok benimle konuşuyordu. Ailesi bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiklerinden, babaannesi ile beraber kalıyordu.
Onu her sabah okula ben götürür ben getirirdim. Dedim ya konuşmayı sevmezdi, ama konuştuğunda tane tane konuşurdu. Söylemek istediğini, net olarak söylerdi. Ne fazladan bir kelime eklerdi, ne de sözü eksik bırakırdı.
Nedendir bilmem, okulda arkadaşlarından büyük saygı görüyordu. Birbirlerinin sözlerini kesmeye meraklı olan minikler, onun ağzından çıkacak iki kelimeyi dinlemek için sus pus olurlardı. Yazının tamamını oku »

Enteresan bir huyum var benim.
Kalabalıkların arasında, pek çok kişinin dikkatini çekecek bir olayla karşılaştığımda, hep diğerlerinin yapmadığını yaparım, istemeden.
İki kişi dövüşüyorsa mesela, herkes gibi onları seyretmez; onları ayırmaya çalışanları seyrederim.
Konuyla alakaları olmamasına rağmen, neden yumruk yemeyi göze aldıklarını anlamaya çalışırım sonra. Yazının tamamını oku »

Geçenlerde karşılaştığım bir yarışma programı beni düşünmeye sevketti. ABD’de yayınlanan bu programda, yarışmacıların, sorulan sorulara doğru cevaplar vermeleri isteniyor. Sorulara verilen cevapların doğruluğunun kontrol edilebilmesi için de, bir yalan makinesi hazırda bekletiliyor.
Yarışma koltuğuna oturan bayan yarışmacıya sevdikleri ile ilgili sorular soruluyor. Soruların odak noktası, yarışmacının kocası. O da stüdyoda. Yarışmacının kocasını rencide edecek, hiçbir karı kocanın duymak istemeyeceği konularda sorular soruluyor.
Verilen cevapların doğru olması gerekiyor ya, yarışmacı kocasının bile beklemediği cevapları sıralamaya başlıyor. Her sorunun sonunda, kocasının yüz ifadesi değişiyor.
Yarışmanın ana fikri, Yazının tamamını oku »

Her sene yüz binlerce öğrencinin hayali üniversiteli olmaktır. Neticede bir çoğu olur da… Ancak bu hayal gerçekleşince, ortada çalışmak için çok fazla sebep kalmaz ve üniversitelinin notları birden “boyun büker”. Bunda “sıfırcı” hocaların etkisi malumdur, fakat notlardaki bu düşüşten kurtulmanın da çareleri var. İşte kampüste hayat ve işe yarayabilecek bir kaç tavsiye…
Kampüse adım atan herkes bilir. Burası liseden farklı. Teneffüs zili, hoca girince ayağa kalkmalar mazide kalmıştır. Bir kere, kimse üniforma giymez. Aslında buranın üniforması “moda”dır. Üç şeritli ayakkabılar bazı bölümlerde mecburi (!), o denli yani. Bunlara takılmadan esas mevzuya dönelim. İlk ne yapmalı:
İlk önce hocaların iyi tanınmasında fayda var. Hangi hoca neyi beğenir, nelere dikkat eder? Bam telini bilmeli. Şirazesiz bir sual, Yazının tamamını oku »

Ben Burak.
26 yaşındayım.
Önceden çocuktum. Evet, o zamanlar, bu gerçeği kabullenmek istemiyordum.
Yalnızca büyümek istiyordum.
Önce çocukluk bitti, ergenlik çağı başladı. Huysuz, kendini beğenmiş birine dönüştüm, sesim kalınlaşırken. Ebeveynlerimden daha bilgili, yaşlılardan daha tecrübeli sandım kendimi.
Hayatın yükünü sırtlanabileceğimi, hatta gerekirse daha fazlasını da yüklenebileceğimi düşündüm. Yazının tamamını oku »
Bana yöneltilmiş bir eleştiriyi bilinçli olarak ilk kabul edişim, yıllar önce eşimin bana, “Bazen çok fazla konuşuyorsun” demesiyle olmuştu.
Bunu kabul etmeden önce bir an ciddi olarak kırıldığımı hatırlıyorum.
Ama ona şöyle karşılık verdim:
- Haklısın; bazen gerçekten çok konuşuyorum…
… ve o anda hayatımı değiştirecek bir şey keşfettim: Onun eleştirisini kabul ederken, haklı olduğunu görebilmiştim. Gerçekten de çoğu zaman fazla konuşuyordum.
Daha da güzeli, benim hiç savunmaya geçmeyişim, eşimin de daha rahatlamasını sağlamıştı. Yazının tamamını oku »
Huzur arayışınız arttığında…
Asla olabileceğinizi tahmin etmediğiniz oranda sabırlı olduğunuzu gördüğünüzde…
Sese, gürültüye, kavgaya karşı dayanıksızlaşıp, hayatın daha bir sükunet içinde, sorunsuz geçmesini istediğinizde…
İncinmek ve incitmek üzerine daha derin düşünerek karar vermeye başladığınızda…
“Var ya şu okul bir bitsin, bir daha hiçbir güç beni buraya getiremez!” dediğiniz lise günlerini mumla aramaya başladığınızda…
Hatırladığınız şeylerin, anneanne stili, en az on beş yıl öncesine ait olduğunu oysaki dün akşam ne yediğiniz hakkında en ufak fikriniz olmadığını gördüğünüzde… Yazının tamamını oku »



(4 oy)


