"Ayşe Göktürk Tunceroğlu" etiketi Arşivi

Hatırlatma: Yazılarımızı etiketlememiz tamamlanmadığı için, etiketle alakalı yazıların tamamını listeleyemiyoruz. Ayrıntılı arama için, arama kutucuğumuzu kullanmanızı tavsiye ederiz.
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 17 Ocak 2009, Cumartesi // opereysin

Soykırım... Kime karşı?

“Soykırım” kavramı, 1948 tarihli “BM Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” ile tanımlanmış.

Sözleşmenin 2. maddesi şöyle:

“Soykırım; etnik, ırkî ya da dinî bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek niyetiyle; grup üyelerinin öldürülmesi, grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fizikî varlığının tamamı ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu doğuracak hayat şartları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek tedbirler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içine alır. Soykırımda planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur.”

Aslında bu maddede yazılanlar bütün savaşlarda olup biten şeylerdir. Yazının tamamını oku »

4 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 24 Aralık 2008, Çarşamba // victory

Bey aydın değilim!

Özür di­le­me kam­pan­ya­sı açı­lı­yor­muş. Bir grup ay­dın ön­cü­lük edi­yor. Ay­dın­lar di­yor­lar ki:

“1915′te Os­man­lı Er­me­ni­le­ri’nin ma­ruz kal­dı­ğı Bü­yük Fe­lâ­ket’e du­yar­sız ka­lın­ma­sı­nı, bu­nun in­kâr edil­me­si­ni vic­da­nım ka­bul et­mi­yor. Bu ada­let­siz­li­ği red­de­di­yor, ken­di pa­yı­ma Er­me­ni kar­deş­le­ri­min duy­gu ve acı­la­rı­nı pay­la­şı­yor, on­lar­dan özür di­li­yo­rum.”

Pe­ki, ka­ba­ha­ti­miz ne?

Bi­rin­ci Dün­ya Sa­va­şı’nı biz mi çı­kar­dık? He­def­le­rin­den bi­ri, top­rak­la­rın­da pet­ro­lün var­lı­ğı keş­fe­di­len Os­man­lı İm­pa­ra­tor­lu­ğu’nu or­ta­dan kal­dı­rıp top­rak­la­rı­nı bö­lüş­mek olan Bi­rin­ci Dün­ya Sa­va­şı’na Al­man­ya’nın müt­te­fi­ki ola­rak gir­me­miz -sü­rük­len­me­miz- miy­di ka­ba­hat? Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 1 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 01 Aralık 2008, Pazartesi // opereysin
Yardım, eğer gizli yapılırsa “yardım”dır. Göstere göstere yapılan maddi yardıma (!) “yardım” değil, “şov” demek daha çok yakışır. Sağ elin verdiğini, sol el duymamalıdır halbuki. Ancak bu şekilde destek, gerçek amacına ulaşır.

UtanmakGaze­te­le­rin in­ter­net nüs­ha­la­rı­nı oku­yo­ruz Ame­ri­ka’da. Mat­ba­a bas­kı­la­rıy­la na­sıl ör­tü­şü­yor bil­mem ama bü­yük ga­ze­te­ler­de ilk say­fa­da, re­sim­li ko­ca bir baş­lık var, bel­ki “kâ­ğıt ga­ze­te­ler”de ikin­ci, üçün­cü say­fa­lar­da­dır. Şöy­le:

“Kü­çük kı­zı utan­dı­ran yar­dım”

“Kü­çük kı­zın ka­ra las­tik utan­cı”

Kü­çük kı­zın adı, ya­şı, fo­toğ­ra­fı. Aya­ğın­da ka­ra las­tik, ya­nı ba­şın­da ye­ni çiz­me­ler. Yet­me­miş, Fo­to Ga­le­ri ya­pıl­mış: Kü­çük kız otu­rur­ken, kal­kar­ken, las­ti­ği çı­ka­rır­ken, çiz­me­si­ni gi­yer­ken…

Ha­ber şu: Ha­yır­se­ver va­tan­daş­la­rın gön­der­di­ği ba­zı eş­ya­lar kö­yün bi­rin­de öğ­ren­ci­le­re da­ğı­tıl­mış. İlin va­li­si ve be­ra­be­rin­de­ki bü­rok­rat­lar ta­ra­fın­dan ve ta­bi­î ga­ze­te­ci­ler eş­li­ğin­de.

Bir ke­re bu ha­ber za­ten o ilin, hat­ta ilin bi­le de­ğil, o kö­yün bağ­lı ol­du­ğu Yazının tamamını oku »

Kafama Göre altında yayınlanmış | Henüz yorum yapılmamış »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 16 Kasım 2008, Pazar // opereysin

Obama ve Pantolonlar

Göz­ler Oba­ma’ya çev­ril­di, cum­hur­baş­kan­lı­ğı­nın de­vir-tes­lim tö­re­ni ocak ayın­da ama her­kes şim­di­den ül­ke­nin ilk Af­ri­ka­lı-Ame­ri­ka­lı baş­ka­nı Oba­ma’nın na­sıl bir baş­kan ola­ca­ğı­na, ne­le­ri de­ğiş­ti­re­ce­ği­ne, Bush’tan ala­ca­ğı “en­ka­zı” na­sıl te­miz­le­ye­ce­ği­ne da­ir ipuç­la­rı ya­ka­la­ma­ya ça­lı­şı­yor, tah­min­ler yü­rü­tü­yor. “İlk işi…” di­yor New York Ti­mes’da bir ya­zar (Clyde Ha­ber­man), “ilk işi şüp­he­siz Ame­ri­ka’nın pa­ça­sı­nı top­la­mak, eko­no­mi­yi can­lan­dır­mak.” De­vam edi­yor: “Ama Ame­ri­ka’nın pan­to­lo­nu­nu top­la­ma­sı­nı da sağ­la­yıp sağ­la­ya­ma­ya­ca­ğı­nı gör­mek il­gi çe­ki­ci ola­cak.”

Ame­ri­ka’da bü­yük şe­hir­ler­de ya­şa­yan si­ya­hî de­li­kan­lı­lar ara­sın­da yay­gın olan bir mo­da­yı kas­te­di­yor: “Dü­şük pan­to­lon mo­da­sı.” Ve­ya “pan­to­lon dü­şür­me mo­da­sı.” Ba­zı Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 14 Ekim 2008, Salı // opereysin

Köprüler yaptırın gelip geçmeye!Benim büyük dedem Çakırcalı Mehmet Efe…

Şimdi durup dururken bunu niye söyledim?

Ekranda bir adam… Suyun üstünde ilkel bir teleferik… İnsanların kimi ipe asılıp onu çekiyor, kimi üzerine oturmuş, o kıyıdan bu kıyıya geçiyor. Adam nefes nefese ve ağlamaklı: “Türkiye Avrupa Birliği’ne gidiyor, biz bayramlaşmaya böyle gidiyoruz. Yıllardır… Canımız pahasına… Bu kadar tehlikeli şartlarda. Büyüklerimizden buraya köprü yapmalarını istiyoruz.”

Hakkâri’de Zap Deresi…

Çakırcalı Mehmet Efe’ye köylüler gelir yakınırmış: “Efem, filan çayın üzerinde köprü yok. Çoluk çocuk eziyet çekiyoruz, geçen kış dört kişi sulara kapıldı. Hayvanlarımız telef oluyor. Bu işe bir çare bul!” Çakırcalı kimi zaman Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 1 Yorum »
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 23 Mayıs 2008, Cuma // opereysin

Kağıt torbaÇocukluğumuzda, bugün “poşet” tabir ettiğimiz plastik torbalar yoktu. Çarşıya, pazara “file” ile çıkılırdı. Hatta bir de “zembil” vardı. Hasırdan örülmüş saplı torba. İçine konanlar filedeki gibi dışarıdan görünmediği için zembil belki daha iyiydi ama fileyi taşımak -meselâ boşken dertop edip koyun cebinize, çantanıza- daha kolay olurdu ve şehirlerde tercih fileden yanaydı.

Plastik torbaların hayatımıza girişini memnuniyetle karşıladık. Kolay, temiz, hafif, kullan kullan at…. Zamanla plastik torbasız bir hayat düşünemez olduk.

Sadece ABD’de bir yılda kullanılan plastik torbaları -ki 30 ilâ 100 milyar adet- uç uca eklesek gezegenimizin etrafını 31 kere dönermiş ve bunların imali için -petrolün yan ürünü- 12 milyon varilden fazla petrol gerekiyormuş. Çin deseniz, günde 3 milyar adet kullanıyormuş! Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 2 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 28 Ağustos 2007, Salı // victory

Bir süre önce 21. yüzyıl aşırılıkları başlığıyla yayınladığımız yazının tamamlayıcısı olarak görülebilecek bir köşe yazısı kaleme almış Ayşe G. Tunceroğlu. Okuyalım:

Biz birbirimizden haberdar değildik. Ve rahattık. Ne zamanki televizyon keşfedildi, rahatımız kaçtı.

Dünyanın zalimliğinde, adaletsizliğinde eski asırlara göre değişen birşey yok. Hani demiş ya Fuzûli:

Dost bî-pervâ, felek bî-rahm, devran bî-sükûn.
Dert çok, hem-dert yok, düşman kavi, tâli zebun. Yazının tamamını oku »