Yazmak Biraz da Dert İşidir

Yazmak Biraz da Dert İşidir

Şeyh Galib, Divan’ını 1780 yılında tamamladığında, henüz yirmi dört yaşındaydı. “Doğru olan, haklı olandır.” diyen Alexander Pope da o yaşa geldiğinde şiirleriyle haklı bir tanınırlığa ulaşmıştı. Bugün o yaşta herhangi bir işe başlamış olmak bile “biraz erken” olarak görülüyor.

Halbuki iş yazmaya geldiğinde, yaş sınırı koymak budalalıktır. Bazen insanın içi dolar, dolar, dolar… Öylesine dolar ki, bu doluş nefes alacak yer bırakmaz göğüs boşluğunda. Konuşacak takat kalmaz. Zaten herkes bilir ki, nefes alamayan insan konuşamaz.

Göğüs boşluğunda bir ürperti, bir sıkışıklık hissi olur. Ne kadar çabalansa da geçmez. Orhan Veli “Beni bu güzel havalar mahvetti” der ya. Aslında boşverin havaları, herkesi bu hisler mahveder.

Böyle iç gıcıklayan, yürek burkan, kündeye getiren hislerle yazılır şiirler. Böyle hislerle kağıda dökülür nesirler.

Her yazar, yazdıklarıyla yüreğine mini mini bir pencere açar. Yazdığı her cümle, bu pencereden gökyüzüne uçar. Bir başka yüreğe ulaşana kadar.

Bazı yüreklerin sessiz çığlıkları ancak böyle susar.

Bu yüzden, yazmak asla basite indirgenecek bir mefhum değildir. Yazanı kabul etsin veya etmesin, her yazının bir hikayesi vardır.

İnsan boş yere konuşur ama boş yere yazamaz.

Her sıkılmış yüreğin, kendine has bir penceresi vardır. Neden, nasıl, ne zaman ve kime yazıldığının, bazen neyin yazıldığından daha önemli olması da işte bundandır.

Bir şeye dertlenmek veya bir şeyi dert etmek vardır yazmanın kimyasında.

Hayat gibi bir giriş, bir gelişme ve bir sonuçla yazılır yazılar ve her zaman hayattan bir şeyler anlatırlar.

Yeri gelir, öğüt vermek için olurlar. Yeri gelir, konuşulamayanları fısıldarlar.

Bazen mutlu etmek içindirler, bazen mutlu olmak için. Bazen bozuşmayı, bazense barışmayı amaçlarlar…

Ama asla amaçsızca yazılmazlar. Asla…

Çünkü yazmak, biraz da dert işidir.


You can also read it in English: Writing is an Act of Purpose

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir