Pahalı Ev-2

Önceki Bölüm: Pahalı Ev – 1

‘Oldukça yüksek bir fiyat değil mi? Kabul etmelisiniz ki Bayan Grim, bu günlerde böyle bir ev en fazla…’
‘Yeter.’ diye bağırdı kadın:
‘Bay Dill bu konuda sizinle kesinlikle tartışmak istemiyorum… Eğer istediğim parayı vermeyecekseniz, üzerinde durmayalım.’

‘Fakat, Bayan Grim…’

‘İyi günler Bay Dill.’

Adamın da aynı şeyleri yapmasını belirten bir tavırla ayağa kalktı. Fakat adam kalkmadı:

‘Bir dakika bayan, delilik olduğunu biliyorum ama, istediğiniz parayı ödeyeceğim.’

Yaşlı kadın uzun süre adama baktı:

‘Emin misiniz, Bay Dill?’

‘Kesinlikle, yeterince param var. Eğer evi satmanızın tek yolu buysa, parayı alacaksınız.’

Grim hafifçe gülümsedi:

‘Sanırım limonata iyice soğumuştur. Size getireyim. Siz içerken ben de evi anlatırım.’

Kadın elinde tepsi ile geriye döndüğünde Dill yine mendille alnındaki terleri siliyordu.

Limonatayı zevkle yudumlamaya başladı.

Yaşlı kadın sallanan sandalyesine yaslanırken:

‘Bu ev…’ diye söze başladı, ‘1902’den beri aileme aittir. Kasabadaki en sağlam ev olmadığını da biliyorum. Oğlum Michael doğduktan sonra bodrumum su bastı. O günden bu yana da bir türlü kurutamadık. Aaron bazı yerlerin çürüdüğünü de söylüyor. Yine de bu eski evi severim. Bilmem anlatabiliyor muyum?’

Dill:

‘Evet.’ dedi.

‘Michael 9 yaşında iken babası öldü. Ondan sonra sıkıntılar başladı. Michael belki de benden çok babasını özlüyordu. Çok vahşi ve haşin bir çocuk olmuştu. Liseyi bitirince kasabayı terk edip kente gitti. Çok hırslı bir insandı. Kentte ne yaptığını bilmiyorum. Fakat başarıya ulaşmış olmalıydı. Bana düzenli para gönderirdi.’

Gözleri nemlenmişti.

‘Kendisini 9 yıl görmedim. Dokuz yıl sonra geldiğinde başı dertte idi. Zayıf ve yaşlanmış bir durumda bir gece yarısı çıka geldi. Yanında ufak, siyah bir valizden başka bir şey yoktu. Valizi elinden almak istediğim zaman bana vurdu. Bana, annesine vurdu. Ertesi gün bir kaç saat için evi terk etmemi söyledi. Ne yapmak istediğini açıklamadı. Döndüğümde valiz ortadan yok olmuştu.’

Şişman adam gözlerini limonata bardağına dikmiş öylece dinliyordu.

‘O gece evimize bir adam geldi. İçeriye nasıl girdiğini bilmiyorum. Michael’ın odasından sesler duydum. Oğlumun içinde bulunduğu tehlikenin ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Kapının arkasından dinlemeye çalıştım. Fakat yalnızca bağrışmalar tehditler ve…’

Bir an durakladı. Omuzları sarsılıyordu:

‘…ve bir silah sesi duydum.’ diye devam etti:

‘İçeriye girdiğim zaman yatak odasının penceresi açıktı ve yabancı gitmişti. Michael’ım da yerde yatıyordu. Ölmüştü. Tüm bunlar bundan 5 yıl önce oldu. Ondan sonra polis bana olanları anlattı. Michael ve tanımadığım o adam birçok suç işlemişler. Bir sürü yerlerden bir kaç milyon dolar çalmışlar. Michael parayı alıp kaçmış. Parayı bu evde, hala bilemediğim bir yerde saklamıştı. Sonra diğer adam hissesini almak için oğlumu arayıp bulmuştu. Paranın yok olduğunu görünce de oğlumu öldürmüştü.’

Başını kaldırıp adama baktı.

‘İşte o zaman evimi 750.000 dolara satışa çıkardım. Bir gün oğlumun katilinin döneceğini biliyordum. O bir gün gelip fiyatı ne olursa olsun evi almak isteyecekti. Bütün yapacağım, yaşlı bir kadının köhne evine bu kadar çok para vermeye razı olacak adamı buluncaya kadar beklemekti.’

Sandalyesini ağır ağır sallıyordu. Dill bardağı yere bıraktı, diliyle dudaklarını yaladı.

‘Uff!’ dedi.

‘Bu limonata çok acı…’

Bakışları canlılığını kaybetti, hafif titreme ile başı, omzunun üzerine cansız düştü.

Henry Slesar / Temiz cinayetler, Bütün Dünya / Mayıs 1999

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Abdullah dedi ki:

    Ve Pairot cinayeti araştırmaya başlar 😉

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir