Şimdi asmaların ağlama zamanı

Şimdi asmaların ağlama zamanı

Derler ki; asmalardan üzüm salkımları güz aylarında toplanırmış.

Ve salkımlar dalından koparıldığında asmalar ağlarmış.

Bu yüzden bu aylara asmaların ağlama zamanı denirmiş.

Güz, her zaman bir hüzün kaynağı mı olmuştur?

Yoksa değişimin habercisi mi?

Bir şekilde bu mevsim melankoliklerin yanısıra, rahat tabiatlı insanları bile farklı, karmaşık bir duygu içine sokar.

Bunun sebebi bazen yağan yağmurdur.

Bazen gri bulutlar… Bazen de yere düşen yapraklar…

Sonbahar ile birlikte bir değişim başlar.

Yeşil yapraklı manzaralar çıplak dallara bırakır, resimlerdeki yerini.

Renkler daha bir mat gelir insana.

Sadece tabiatta değildir farklılık.

Sokaklardaki çocuk sesleri de bir bir azalır.

Sokağa çıkma yasağı vardır sanki.

Kediler bile bir merdiven altı ararlar.

Herkes adeta kaçmaya çalışır bu tablodan.

Gözden ırak etmeye uğraşır bu kaçınılmaz değişimi.

Bu mevsimde umumi bir ayrılık havası hakimdir.

Yapraklar dallarından, salkımlar asmalardan ayrılır.

Bir de mevsimlik işçi gibi yazın evine gelen öğrenciler ayrılır memleketlerinden.

Kimi civar illere, kimi de uzak ellere gider.

Ancak bu ayrılıklar hep umudadır.

Baharda geri dönmeye, daha da yeşillenmeye ve güzelleşmeye…

Umut gemisiyle ümit denizine yelken açar insanoğlu.

Ayrılırken anlar kıymetini ve çeker hasretini…

Kavurur hem birlikteliğin hem de ayrılığın her ânı.

Şimdi asmaların ağlama zamanı.

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir