Üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler

Üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler

Önceki yıllarda olduğu gibi, bu yaz da ÖSS’ye girenler için heyecanlı geçti: “Hele bir ÖSS geçsin” ile başlayan temenni konuşmaları, “Abi bir puanlar gelsin de bakalım” ile devam etti. Tercih listesini hazırlamanın gerginliği, herhalde önceki aşamaların hepsini geride bıraktı. Sonunda heyecanla beklenen gün geldi, pek çok öğrenci, tercihlerinden birini kazandığını öğrendi.

Bu noktada, üniversiteye başlarken akılda bulundurulması gerekenler konusunda akıl veren yüzlerce tanıdık olabilir. Bu tanıdıkların bir kısmı, kendi yapamadıkları aktiviteleri size tavsiye (veya empoze) edebilirler. Vize-finaller konusunda gözünüzü korkuturlar, bir an önce eve çıkmanızı tavsiye ederler filan. İşin doğrusu, çoğu üniversiteye başladıkları günü hatırlamamaktadırlar bile. “4 yılda unutulur mu?” demeyin efendim. Üniversite bu, unutulur. 🙂

Kendilerinden alacağınız bu tavsiyeler, 4. sınıfa başlayacaklar için faydalı olabilirlerse de, sizin pek işinize yaramazlar. Hatta bu tavsiyelere harfiyen uymak, bir kaç dönem kaybetmenize bile sebep olabilir.

İşte bu sebeple, üniversiteye yeni başlayacaklar için eğitimci misafir yazarımız Mert Bey‘in hazırladığı 11 maddelik tavsiye listesini yayınlıyoruz. Bu tavsiyelerin, çevrenizdekilerden kolay kolay duymayacağınız tavsiyeler olmasına dikkat edildi. Umarız işinize yarar.

. Başka bir şey değil.

Ancak bir problem var. Okula başladığınız andan itibaren, amacınızın bu olmadığına sizi inandırabilecek yüzlerce insanla karşılaşacaksınız. “Gel şuraya gidelim”, “Gel bi de şu işin ucundan tut” tekliflerine heyecanla sarılıyorsanız, bir kaç dönem kaybetmeyi göze almışsınız demektir. İlk vizelerde başarılı sonuçlar elde etmiş olmanız, bu sözümüzün yanlış olduğunu göstermez. Önünüzdeki yol çok uzun ve ne yazık ki iyi bir başlangıç yapmadınız. Genelde bunu fark etmek, 2. yılın ortalarını bulabiliyor.

Alttan alınan dersler bir tarafa, okuldan mezun olurken de “Bi’ şey öğretmiyolar baba” edebiyatı yapıyorsunuz, komik oluyor.

Sonuç: Üniversiteyi yeni kazandığınızda edindiğiniz garip “Üniversiteli genç” triplerini bir kenara bırakıp, bunun bir iş olduğunu kabul edin.

Madde 2

Derslerden kopmayın.

Düzenli çalışmak her öğrencinin defalarca duyduğu bir tavsiye. Ancak belki de tavsiyelerin en önemlisi. Uyması zor, uyulduğu zamansa insanı çok mutlu edebiliyor.

Zor gelse de, vize-final dönemleri dışında da derslerden kopmamaya çalışın. Her akşam, kısa bir süre de olsa o gün gördüklerinizi hızlıca gözden geçirin. Zor geliyorsa, şu gerçeği hatırlayın: Vizelerde veya finallerde, o gün bakmanız gerekenin 50-60 katı not yığılmış olacak. Şimdiden yükünüzü biraz hafifletmek istemez misiniz?

Sonuç: Bir imtihan aralığında yukarıdaki tavsiyemizi dikkate alırsanız, imtihan günü yaklaştığında diğerlerinden çok daha rahat olduğunuzu fark edeceksiniz. İmtihandan da yüksek bir puan alabileceksiniz.

Madde 3

Toplu kitap satışlarından uzak durun.

Toplu kitap satışlarından uzak durun.Okula başlarken, 1-2 yıl boyunca göreceğiniz derslerin kitaplarını toptan alma fikri hoşunuza gidebilir. Bunun derslere bağlanmanızı kolaylaştırabileceğini de düşünebilirsiniz. Ancak daha sonra kitap alma imkanınız olacaksa, sakın toplu kitap işine girişmeyin. Muhtemelen o listede yer alan kitapların bir kaçı hiç bir işinize yaramayacak, çünkü öğretim üyeleriniz kitap istemiyor olacak; bir kısmı da muhtemelen yanlış çıkacak, yeniden kitap almak zorunda kalacaksınız.

Sonuç: Para kaybı. İstenmeyen kitaplarla yola devam etmek isterseniz, başarı kaybına da sebep olabilirler.

Madde 4

Tatiller öncesinde biletleri erkenden alın.

Otobüs seyahatGenellikle bu tavsiyemiz, şehir dışına yeni çıkanların aklına bile gelmez. Tatilde evine döneceği için çok mutlu olan pek çok öğrencinin morali, neredeyse tatil boyunca otobüslerde yer olmadığını öğrendiğinde dibe vurur.

Sonuç: Bütün öğrencilerin memleketlerine dönecekleri günleri önceden düşünün, en az bir hafta önceden bilet ayırtın veya, daha da iyisi, satın alın.

Madde 5

“Çıkmış sorular”a bakın.

Gerçekten sıkı çalıştığınız bir imtihandan düşük not aldığınızda, hele bir de sizden çok daha az çalışan biri daha iyi bir not aldığında kendinizi sorgulamaya başlarsınız: Neden böyle oldu?

Bunun sebebi çoğu zaman oldukça basittir: Nerelere çalışmanız gerektiğini yanlış planladığınızı fark edersiniz. Doğru bir planlama için şunlara dikkat etmeniz gerekir: Öğretim üyenizin söylediği konular ve çıkmış sorular.

Her öğretim üyesinin ayrı bir soru sorma tarzı vardır. Bunu anlayabildiğinizde, eskisi kadar çalışmanıza rağmen çok daha başarılı olabilirsiniz.

Derslerin çoğunun çıkmış yıllara ait soruları fotokopicilerde bulunur. Hatta çoğu zaman, geçmiş bir kaç yılın vize-final sorularını buralarda “arşivlenmiş” olarak bulabilirsiniz. Vize-final dönemlerinden önce bunları biraz incelerseniz, çoğunlukla aynı tarz soruların sorulduğunu kolayca anlayabilirsiniz. Artık yapmanız gereken, bu tarz sorulara göre hazırlanmaktır.

Sonuç: Vize-finallere hazırlanırken çıkmış soruların önemi, ÖSS’ye hazırlanırkenkinden farklı değil. Unutmayın!

Madde 6

Derslere katılın.

AnfiHer şeyi arkadaşlarınızın tuttuğu notlarda bulamazsınız. Derslere katılmanız, konudan kopmamanıza ve vurgulanan noktaları fark etmemenize sebep olur. Biraz zaman geçtikten sonra, hangi derslere girmenizin “daha az” önemli olduğunu anlayabilirsiniz, ancak bunun için ilk günlerde derslere katılmış olmalısınız. Arkadaşlarınızın dersle ilgili izlenimleri, çoğunlukla sizin edineceğiniz izlenimden farklıdır ve, evet, genelde derslerin “gereksiz” olduğunu söylerler.

Sonuç: Gerçekten önemli bir sebep olmadığı sürece derslere devam edin.

Madde 7

Not tutun.

NotEvet, çok klasik bir tavsiye. Ancak çok da etkili. Yavaş yazıyor olsanız da, kendi tuttuğunuz notu kendiniz de okuyamıyor olsanız da not tutun. Bunun iki faydası var: Birincisi, derse daha fazla konsantre olabilmenizi sağlar. İkincisi, tahtadaki Power Point görüntüsünü görmenizi engeller.

Yapılan çalışmalar; ders anlatılırken, söylenenlerin aynısını tahtada da görmenin öğrenme gücünü azalttığını gösteriyorlar.

Belki de, Comic Sans yüzündendir, kim bilir? 🙂

Sonuç: Not tutun. Tuttuğunuz notu beğenmiyorsanız, daha sonra arkadaşlarınızdan fotokopi çektirebilirsiniz.

Madde 8

Arkadaşlarınız için kendinizden vermeyin.

İlkokulu ve liseyi geride bıraktınız. Geçen yıllarda “acayip kanka” olduğunuz, beraber kavgalara karıştığınız, okulu astığınız arkadaşların çoğuyla, okuldan sonra kaç kere daha görüştüğünüzü biliyorsunuz: Neredeyse hiç.

Bu gerçeği aklınızda bulundurun. Üniversite bittikten sonra da üniversite arkadaşlarınızın çoğuyla hiç görüşmeyeceksiniz. Arkadaşlarınızın da, sizin de, orada bulunmanızın tek bir sebebi var: Okumak. Aileleriniz de bunun için size “sponsor” oluyorlar. Ancak arkadaşlarınızın çoğu, oraya okumak dışında sebepler için geldiklerini düşünüyor olabilirler. Geceleri uyutmayabilirler. Ancak geceleri uyumazsanız, gündüzki derslerinize gidemezsiniz. Bir saniye, zaten onların gitmediğinizde yapabileceklerinizle ilgili de fikirleri var değil mi?

Sonuç: Kimseyi eğlendirmek zorunda değilsiniz. Hepsi kocaman insanlar. İşinize bakın.

Madde 9

Atlayabiliyorsanız, hazırlık sınıfını atlayın.

KütüphaneOkuyacağınız okulun eğitim dili Türkçe ise ve “Eh işte” denecek bir İngilizceniz varsa, hazırlık sınıfını atlayabilirsiniz. Hazırlık muafiyet imtihanını sakın kaçırmayın. Bunu başarmak hiç de zor değil. “Hazırlık görürsen, İngilizceni geliştirme fırsatın olur” hikayesine de sakın inanmayın. Öyle bir şey yok.

Biraz İngilizcesi olmasına rağmen hazırlık okuyanların çoğunun, bir yıl sonunda elde ettikleri, boşa geçmiş bir yıl ve üniversite heyecanından soğumak oluyor.

İngilizceleri mi? En fazla eskisi kadar kalıyor.

Sonuç: Dil öğrenmek istiyorsanız kitap alarak kendinizi geliştirin. İnternette de yığınla ders var. Ama önce şu hazırlığı bir atlayın.

Madde 10

Öğrenmek için çabalayın.

Burası üniversite. Lise veya ilköğretimden en büyük farkı, kimsenin bir şeyleri öğrenip öğrenmediğinizi önemsemeyecek oluşu. Ders sırasında bir noktaya anlayamadıysanız, yanlızca bir kere sorabilirsiniz. İkincisinde, bir an duraksayarak cevap verirler; üçüncüsündeyse dersi yetiştirmeleri gerektiğini söylerler.

Anlayamadığınız noktaları bir kenara kısaca not edin. Daha sonra bunları üst sınıflara veya cevap verebilecek arkadaşlarınıza sorun. Böyle yapmazsanız, vize-final dönemleri geldiğinde bile aynı soru aklınızın bir köşesini kemirmeye devam eder. Yahut daha da kötüsü, boşverir, unutur gidersiniz.

Sonuç: Kimsenin öğrenme azminizi ezmesine izin vermeyin. Kitap okuyun, internette dolaşın. Gerçekten öğrenmek için bir şeyler yapın.

Madde 11

Orijinalinden okuyun.

İngilizceniz yeterliyse, elinizdeki tercüme kitapları bir kenara bırakıp orijinallerini okumayı deneyebilirsiniz. Kabul ediyoruz, imtihan dönemlerinde böyle bir şey yapmak çok saçma olacaktır. Ancak ara dönemlerde böyle yapmanız çok işinize yarar. Çünkü elinizdeki tercümeler, orijinallerinin çoğu zaman en az 5 yıl önceki baskılarından hazırlanırlar. Tercüme edenin bilgisi ve İngilizcesi kadar işe yararlar.

Sonuç: Diğerlerine hava atmak için değil, bir şeyler öğrenmek için İngilizce kitaplardan yararlanın. Okul kütüphanesinde işinize yarar kitaplar bulabilirsiniz.

12 ve sonrası…

Bu listeye eklenebilecek daha pek çok şey var. Sizler, yeni başlayanlara neler tavsiye edersiniz?

Sevebilirsin...

7 Yanıt

  1. Emre dedi ki:

    Lise son’a geçen birisi olarak okudum, yazınız gerçekten güzel olmuş. 🙂

  2. Fehim dedi ki:

    Mert Bey’in bu yazısına ek yapacak kapasitede olduğumu düşünmediğinden bir ek yapma işine girmeyeceğim.Üniversitede 4. yılı olan (hazırlık okumuş) bir öğrenciyim. Yazıya bir kaç eleştiride bulunmak istedim.

    Derslerin çoğunun çıkmış yıllara ait soruları fotokopicilerde bulunur. Hatta çoğu zaman, geçmiş bir kaç yılın vize-final sorularını buralarda “arşivlenmiş” olarak bulabilirsiniz. Vize-final dönemlerinden önce bunları biraz incelerseniz, çoğunlukla aynı tarz soruların sorulduğunu kolayca anlayabilirsiniz. Artık yapmanız gereken, bu tarz sorulara göre hazırlanmaktır” taki mantığa göre çalışılırsa, altta “edebiyat” olarak adlandırılan serzenişin yanlış olabilirliğini tartışamasakta sonucun böyle olacağını söyleyemezmiyiz?

    Alttan alınan dersler bir tarafa, okuldan mezun olurken de “Bi’ şey öğretmiyolar baba” edebiyatı yapıyorsunuz, komik oluyor

    Okuyacağınız okulun eğitim dili Türkçe ise ve “Eh işte” denecek bir İngilizceniz varsa, hazırlık sınıfını atlayabilirsiniz. Hazırlık muafiyet imtihanını sakın kaçırmayın. Bunu başarmak hiç de zor değil. “Hazırlık görürsen, İngilizceni geliştirme fırsatın olur” hikayesine de sakın inanmayın. Öyle bir şey yok” daki bu sert “Öyle bir şey yok” serzenişinde tavsiye deil ancak yorum olabileceği kanısındayım.

    Biraz İngilizcesi olmasına rağmen hazırlık okuyanların çoğunun, bir yıl sonunda elde ettikleri, boşa geçmiş bir yıl ve üniversite heyecanından soğumak oluyor” da da keza “Öyle bir şey yok” ifadesinin sert kaçtığı farkedilmiş olacakki “çoğu” ile “sıfır” olan ihtimal bir nebzede olsa artırılmış.

    Hazırlık okumuş ve hazırlıktan, çok çalışmadığı halde büyük fayda görmüş bir öğrenci olarak, bunun ancak Mert Bey’in tecrübelerinden doğan bir yorum olduğunu, katılmadığımı, hatta genel temayülün eğitimin “kaliteli” olduğunu belirtmesi halinde hazırlık okumanın çokta faydalı olabileceğini düşünüyorum.

    Sonuç: Dil öğrenmek istiyorsanız kitap alarak kendinizi geliştirin. İnternette de yığınla ders var
    Heleki hazırlık ile kıyas etmeyeceğim bu rüyanın yanında…

  3. sefa dedi ki:

    selam ben daha bu sene üni.ye kayıt oldum hazırlık okuyorum şuanda, yazınız çok güzel olmuş onu belirtmek isterim ama hazırlık konusunda fehim’e katılıyorum ingilizce öyle kolay bişey gibi gözükmüyor kitap okumakla falan halledileceğini sanmıyorum ki halledenler vardır ama muthiş bi irade gerekir… ama diğer kısımlar güzel olmuş ellerin sağlık.

  4. misafir dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş . Sitelerdeki abuk sabuk tavsiyelerden sonra iyi geldi . Emeği geçenlere teşekkürler ..

  5. ersn dedi ki:

    gerçekten güzel olmuş lise son sınıfta olmama rağmen beni tatmin etti teşekrler

  6. Aslı dedi ki:

    Bu bir tavsiye sonuçta. Kafana yatanı uygula, gerisini salla…

  7. Ali dedi ki:

    Ya bu tavsiyeyi yapmalıyım ama her seferinde başlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir