Başarısız filmlerin başarısı

Başarısız filmlerin başarısı
Misafir yazarımız bulut, 2. yazısında film şirketlerinin pek bilinmeyen kurnazlıklarından bahsediyor.

Başarısız filmlerin başarısıGençlerimizin çoğu, hafta sonlarının sinemaya gitmek için uygun bir fırsat olduğunu düşünürler. Her hafta irili ufaklı bir çok yeni film vizyona girdiğinden, her hafta sonu için seyredilebilecek ayrı bir film bulmak çok da zor olmaz. Kabul etmek lazım; bu filmler, genellikle vakit öldürmekten başkaca bir işe yaramazlar. “Sosyalleşmek” amacıyla buluşan gençler, yan yana oturup film seyrederek olsa olsa sosyalleştiklerini zannederler. “Suyunun suyu” misali…

Sinema salonlarında, filmlerden önce yayınlanan fragmanları seyrederken bile, “Bu film güzele benziyor”, “Yok ya güzel senaryo değil”, “Aksiyonlu bir film galiba” ya da “Görsel efektler harika görünüyor” gibi bir çok yorum yapılmaya başlanır. Çünkü, hakkını vermek lazım, halkımız filmleri eleştirebilecek doygunluğa yıllar önce ulaşmıştır.

İsterseniz bu konuya biraz daha yakından bakalım. Günümüzde film denince akla ilk gelen sözcük, elbette, Hollywood. Ancak ilk film salonu, 1892’de Paris’te kuruldu. 1902 yılında ise Los Angeles’ta film salonu açıldı. İlerleyen yıllarda, arz-talep dengesinin bir sonucu olarak, ABD’deki film sektörü inanılmaz boyutlara ulaştı. Bugün, dünya üzerinde çekilen filmlerin %70’i Hollywood’un ürünüdür. Hollywood denildiğinde ise akla, bu filmleri sektöre katan 8 büyük şirket (Stüdyo) gelir. İşte bu 8 stüdyo ve ait oldukları firmalar:

Warner Brothers / New Line (Time Warner)
20th Century Fox (News Corp.)
Paramount (Wiacom)
Disney Pictures / Miramax (Walt Disney)
Metro – Goldwyn – Mayer (MGM)
Universal Studios (GE)
Columbia Pictures (SONY)
Dream Works

8 stüdyonun da mazileri eskilere dayanıyor. Bu stüdyoların en yaşlı olanı Paramount. En genç stüdyo ise 50 yıl önce kurulan Dream Works.

Bir filmin çekilebilmesi için en çok neye ihtiyaç duyulur?

Kaliteli bir senaryoya mı? Hayır.

İyi bir yönetmene mi? Değil.

Başarılı oyunculara mı? I-ıh.

Kusura bakmayın, kaybettiniz. Doğru cevap, “Paraya” olacaktı. Evet, yukarıda sözü edilen öğelerin her biri, başarılı bir filmin üretilebilmesi için gereklidir. Ancak biz sorumuzda “kaliteli bir film” ifadesini kullanmamıştık.

Evet, bir filmin çekilebilmesi için en önemli unsur paradır. Bir filmin maliyeti, kabaca 60 milyon dolara gelir. Özel efektler içeren, kaliteli bir yapım ortaya çıkarmak isterseniz; üzgünüz, 100 milyon doları gözden çıkarmanız gerekir.

Bu kadar pahalı yapımlara girişmek, film şirketleri için çok büyük riskler barındırır. Film beklenen ilgiyi görmeyebilir. En ufak bir başarısızlık, milyon dolarlık zararlara sebep olabilir.

Ancak bir stüdyo için, o sene çektiği filmlerin toplam sayısı ne olursa olsun, filmlerden bir kaç tanesinin başarılı olması; kar edebilmek için yeterlidir.

Peki, stüdyolar, bazı filmlerin başarılı olamayacaklarını bilmelerine rağmen, neden bu tip filmleri çekmeyi sürdürüyorlar?

İşte tam bu noktada şirketlerin bir çeşit kurnazlıkları devreye giriyor.

Şirketler, çektikleri filmlerden iki yolla gelir elde ediyorlar: Doğrudan ve dolaylı olarak. Gişe ve DVD gelirleri, doğrudan elde edilen gelirler arasında sayılırlar. Film karakterlerinin diğer şirketlerce kullanımından doğan haklarsa, dolaylı yoldan elde edilen gelirlerin arasında ilk olarak aklımıza geliyorlar.

Ancak, dolaylı gelir elde etmenin öyle bir yolu var ki, çoğumuz bundan haberdar değiliz.

TV kanallarının yayınladıkları filmleri hatırlayın. Bu filmler, genellikle sinema başarısı elde edememiş, IMDB puanı düşük filmlerdir. Gişe hasılatı yüksek olmuş popüler filmler ise çok nadiren televizyonlarımızda yayınlanırlar.

Bunun temel sebebi, yukarıda stüdyoların filmleri gruplandırmalarıdır. Çektikleri filmleri, belli gruplara böler, TV kanallarına yalnızca grup grup film satışı yaparlar. Bir başka deyişle, bir TV kanalının, çok meşhur olmuş bir filmi, stüdyodan tek başına satın alabilmesi imkansızdır. Stüdyolar, bu filmin yanına 3-5 tane işe yaramaz filmi doldurur, fiyatı üçe dörde katlarlar.

Eh, TV kanalları da bu filmlerin ellerinde kalmasını istemez, her boş saate, mecburen aldıkları bu gereksiz filmlerden birini koyarlar.

Yine bu numara sebebiyle, stüdyolar her yıl bir çok yeni film çekerler. Bu filmlerin ancak ikisi üçü iş yapar, ama bu da onlara yeter de artar.

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir