Gurbet

Gurbet

GurbetTüm gurbete gelin olmuşlara…

Ahh bacım…

Ota, köke kahkahalar attığımız neşeli günlerin bir gün biteceğini, yüksek yüksek tepelere ev kurulup, aşrı aşrı memlekete kız verileceğini neden hiç aklımıza getirmedik.

Yoksulluğundan bile huzur çıkardığımız pürüzsüz çocukluğumuzun sona ereceğini, gün gelip para ve farfaranın bir işe yaramayacağını nasıl düşünemedik.

Heyhat… Nedametin öteki adıymış hayat…

Arabesk ablamız en tiz sesiyle çınlatsın ortalığı:

Biz bize yaşarken geldik oyuna…
Eller kadir kıymet bilmiyor annem…

***

Sensizlik büyük sessizlik…
Sensizlik kimseyle paylaşılamayan bir kor…

***

Resimlerine sakal-bıyık yaptığımız yazarlardan biri, çocukluk kitaplarımızdan birinde (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa) ne diyordu:

“Üzüntülerimizi başka biriyle bölüşmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil! Annelere anlatılan kederler azalmaz, güçlenir. Çocuklarının üzüntüsünü iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ızdıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişte büyüdükçe büyür.”

***

Aramıza yol vermeyen dağlar girdi.

Şimdi uykusuzluk vakti ve şimdi kitaplar, şiirler, şarkılar bizi incitiyor ablam.

Şimdi bir sese, bir sevinçli habere her zamankinden çok ihtiyacım var bacım…

Uzat kulağını, bir şey fısıldayacağım:

İnsan, ancak en üzgün aile bireyi kadar mutlu olabilir!

Halime Gürbüz – Türkiye

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir