Aralık 2009 Arşivi

2009 yılında yayınlanan tüm yazılarımızı görmek için:

2009 yılı arşivi

Kategori alt işareti
12
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 30 Aralık 2009, Çarşamba // victory

İnternetin fişini çekin!

İnternet, çok büyük bir mecra. Henüz ortaya çıkışının üzerinden çok uzun bir zaman geçmiş olmasa da, bu mecranın bilgi yükü, yazılı basını geride bıraktı bile.

İnternetin ilk yıllarında eğlence olsun diye hayatımıza giren “surfing” veya Türkçe’de kullanılan şekliyle “sörf yapmak” alışkanlığı da, bilgi yükünün fazlalığı sebebiyle, artık neredeyse bir mecburiyet haline geldi.

Bir blog yazarını düşünelim: Hemen her gün yazması gereken bir blogu var. Bu blogda yazabilecek konular bulması için, internet gündemini takip etmesi gerekiyor. Yazmaya başladığı ilk günlerde bunu değişik sitelerde gezerek yapabiliyor olsa da, bir noktadan sonra işi sistematik hale getirmesi gerekiyor. Burada da devreye, kullanıma sunulmuş değişik servisler giriyor.

İlk olarak, Google Reader gibi bir RSS okuyucusu olmazsa olmaz nitelikte. Yazı kaynağı olarak kullanabileceği web sitelerini – ki bu sayı bazen 10′larca oluyor – buradan takip ederek, her gün “akan” yüzlerce yazıyı bir arada görme fırsatına sahip oluyor. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 4 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 27 Aralık 2009, Pazar // opereysin

Sayfalama Eklentisi: Op-Sayfalama

5 yıla yakın bir zamandır WordPress’i, ve dolayısıyla da WordPress eklentilerini kullanıyoruz. Geçen yıllar içinde, bazı ihtiyaçlar sebebiyle WordPress için eklentiler ürettiğimiz oldu. Ancak bu eklentileri “kamuoyu” ile paylaşmadık. Bu sefer, bir ilki gerçekleştiriyor, hazırladığımız sayfalama (pagination) eklentisini, Op-Sayfalama‘yı sizlerle paylaşıyoruz.

Eklentinin WordPress tarafı çok heyecan verici değil. Benzerleri gibi bir admin sayfası eklemiyor, tek tıkla farklı tasarımlar seçtirmiyor. Bu sebeple biraz zayıf kabul edilebilir. Bunu, yayınladığımız ilk eklentinin ilk versiyonu olmasına verebilirsiniz.

Hatta kendimizi savunmak için, gereksiz CSS kodlarıyla dosyayı şişirmediğimizi, işi bilen Opereysin.com ziyaretçilerine öz bir kod parçası vermek istediğimizi bile iddia edebiliriz. Zorlarsanız, yaparız, evet. :)

Kimler tarafından hazırlandı? Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 22 Aralık 2009, Salı // victory

1000 fps ile puhuya yakalanmak

Başlığın ne anlama geldiğini anlamak için biraz düşünmüş olabilirsiniz. “fps” kelimesi, İngilizce “frame per second” ifadesinin kısaltması. Saniye başına çekilen kare sayısı anlamına geliyor. 1000 fps ise, çekim yapan kameranın çoook seri görüntü alabildiğini ve bu görüntüler yavaş çekimde oynatıldığında tadından yenmeyeceğini gösteriyor.

Puhu ise bir baykuş türü. Ancak baykuş deyince, aklınıza minik bir kuş gelmesin. Kanat açıklığı 2 metreye yaklaşan, boyu 70 cm’yi bulan, ağırlığı 4 kilograma ulaşan bir kuş bu. Genellikle küçük memelilerle beslense de, yeri geldiğinde tilkilere veya ceylan yavrularına da göz diktiği biliniyor.

Sözün özü, Photron SA2 markalı bir seri çekim kamerasıyla 1920′ye 1080 piksel çözünürlükte 1000 fps ile çekilen bir puhu videosundan bahsediyor başlık.

… ve evet, puhu kuşu kamerayı yakalıyor (gibi görünüyor). Yazının tamamını oku »

Net Hafiyesi altında yayınlanmış | 1 Yorum »
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 20 Aralık 2009, Pazar // opereysin

Google Wave Notifier

Bir şekilde davetiye almış ve Google Wave’i biraz kurcalama fırsatı bulmuşsanız, en büyük eksikliklerden birinin, Google Wave penceresi kapalıyken yeni gelen mesajlardan haberdar olunamaması olduğunu fark etmişsinizdir.

Google Talk veya Gmail pencereleri üzerinden Wave’deki yeni mesajları görmek mümkün olmadığı için, yeni mesaj olup olmadığını görmenin tek yolu, tarayıcı ile Google Wave sayfasını açmak oluyor. Bir kaç kişi ile oluşturduğunuz bir Wave’e, sadece bir iki gün bile uğramamış olsanız, çok şey kaçırmış olabiliyorsunuz.

Bazen yeni bir mesaj görüp geç kaldığınızı fark ediyorsunuz, bazen de yeni mesaj olmadığı için boşuna Wave’i açmış oluyorsunuz.

Peki bu sıkıntıdan kurtulmanın bir yolu yok mu?

Var. Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 16 Aralık 2009, Çarşamba // victory

Gerçek Sherlock HolmesSherlock Holmes… Hepimizin bildiği gibi, popüler bir dedektif kahramandır. İngiliz yazar Arthur Conan Doyle tarafından 1800lerin sonlarında yayınlanan bir dizi hikaye ve romanla meşhur olur.

Holmes, bu hikayelerde, karakter tahlilindeki başarısı ve muhakeme gücüyle okuyucuları şaşırtmayı başarır. Kâh uyanık tavır takınır, kâh saf ayağına yatar; ama sonuçta hemen her zaman galip çıkar. Garip bir karakterdir, bir yandan uyuşturucu kullanır, bir yandan eskrim yapar.

Deri bir çantası vardır, kokainini ve şırıngasını burada tutar. Yetmez, morfin de kullanır. Sadık yardımcısı Watson (resimde Holmes’un yanında oturuyor) ise, bu “ilaçların” Holmes’un zihnini açtığından falan söz açar. Aslında bu yaklaşım, o dönem İngiltere’sini fazlasıyla yansıtır. Aynı dönemde iki maddenin kullanımı da bu ülkede serbesttir. Doktorlar da kullanımın önünü açarlar.

Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | 1 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 15 Aralık 2009, Salı // victory

Waow. That was interesting. You know, press mentioned the name of the US President Obama nearly always with his “Change” campaign last year and his administration’s way of using social media have been praised.

But what about the Cabinet? How do Cabinet members use technology? You can have a presumption after reading that post.

Most of the cabinet use BlackBerry as their smartphone choice, and all devices has to be left at the door before meetings begin.

So, how do they find which one belongs to which cabinet member?

Well, according to CNN, they are using the very old way as a solution: Yazının tamamını oku »

English altında yayınlanmış | Henüz yorum yapılmamış »
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 14 Aralık 2009, Pazartesi // victory

Serbest çalışanların sıkça yaptıkları hatalar

Serbest çalışmak (freelancing) ilk bakışta keyifli gibi görünür. Her şeyden önce, işin insanın gururunu okşayan bir tarafı vardır: Kendi kendinizin patronusunuz!

Fakat, işin içine girdikten kısa bir süre sonra meselenin çok da keyifli olmadığının farkına varılır. Aylık sabit bir gelirin olmaması, rekabetin çok yoğun olması, her müşterinin direkt olarak “sizin” müşteriniz olması ve bu sebeple müşterinizi memnun etmek zorunda olmanız ve ne yazık ki serbest çalışanlara iş yaptıranların genellikle memnun kalmamaya çalışmaları işinizi gerçekten zorlaştırır.

Ancak serbest çalışanların kolaylıkla düşebildikleri kritik hatalardan yakanızı kurtarmayı başarabilirseniz, içinde bulunduğunuz rekabet ortamından sıyrılabilir ve müşteri portföyünüz için ilk tercih olmayı sürdürebilirsiniz.

Bu yazımızda, serbest çalışanların sıklıkla düştükleri bazı kritik hatalardan bahsedeceğiz. Yazının tamamını oku »

Dersler altında yayınlanmış | 3 Yorum »
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 08 Aralık 2009, Salı // victory

Garsonlardan asla duyamayacağınız itiraflar

“Eleman seçerken, her zaman bir dönem garsonluk yapmış olanlara öncelik veririm. Garsonluğun, insani ilişkileri öğretme konusunda, üniversiteden çok daha değerli olduğunu anladım.”

- Jim Sheehan, BT Danışmanlık Şirketi sahibi, eski garson

“Yemek yerken, tadını çıkarmanızı isteriz. Ama yemeğiniz bittiğinde, gitmelisiniz. Film bittiğinde, sinemada oturmaya devam ediyor musunuz? Tabi ki hayır.”

- Chicago’daki bir restoranda garson

“Daha önce restoranda çalıştığım için, asla içeceğimin içine limon koyulmasını istemem. Herkes limonlara dokunur. Kimse limonları yıkamaz. Sadece dışını biraz soyar, dilimler ve çayınıza atarız.”

- Charity Ohlund, Kansas’ta garson

“Ortalığı velveleye vererek çorbanızın soğuk olduğunu ve değiştirmemiz gerektiğini söylerseniz, çorbanızı alırız. Daha sonra kaşığınızı kaynar suyun altına tutup, çorbayı geri getiririz. Kaşığı dilinize götürdüğünüzde, çorbanın gerçekten ısındığını tecrübe edersiniz. Acı bir şekilde…

- Cris

“Bir üründe ne kadar kalori olduğunu sorduğunuzda, buna cevap vermemiz yasaktır. Yalnızca, ‘internette bu bilgilerin yazdığını’ söylememizi isterler.”

- Meşhur bir pizza zincirinde garson

Yazının tamamını oku »

12