Ufak bir ipucundan ayrıntılı bir incelemeye kadar uzanan yelpazede, işimize yarayabilecek kod parçalarını, web sitelerini ve programları inceliyoruz.

1. Pasta mı, idam mı?
Üçüncü yüzyılda Roma devletinde, İmparator Diocletian, artan enflasyonu ve develuasyonu önleyebilmek amacıyla, ürünlere fiyat sınırlaması getirmişti. İmparatorun belirlediği fiyattan daha yüksek bir fiyata ürün satanlar, idam ediliyorlardı. Bu kural, satıcıların ürünleri stoklamalarına, bir diğer deyişle karaborsacılık yapmalarına yol açtı. Karaborsacılığın artması üzerine, karaborsacılık yasaklandı. Cezası, idamdı. Bunun üzerine insanlar ticaret yapmayı bıraktılar.
Ancak devlet pes etmedi ve bir başka kanun yürürlüğe girdi: Satıcıların işyerlerini kapatmaları veya babalarının işlerine geri dönmeleri yasaklanıyordu. Yazının tamamını oku »

Favicon, tarayıcıların “Sık Kullanılanlar” bölümlerinde ve adres çubuklarında gördüğümüz minik resimlere verilen isim. Hemen her web sitesinin kendine göre bir favicon’u oluyor ve faviconlar genellikle sitelerin logolarını yansıtıyor.
Favicon Generator isimli bir web uygulaması, hayalinizdeki favicon’u, hiç bir grafik programına bağlı kalmadan üretebilmenize imkan tanıyor. Yazının tamamını oku »

Hepimizin bildiği gibi, İngilizce, yazıldığı gibi okunmayan bir dil. Bu sebeple yeni İngilizce öğrenenlerin en büyük problemlerinden biri, kelimelerin nasıl telaffuz edileceğini bilememektir.
Aslında bu konuda tecrübe kazanınca da durum pek değişmez. Zira İngilizce denen dil, dünyanın her yerinde konuşulmaktadır ve her ülke halkı kelimeleri kendince, deyim yerindeyse “dili döndüğünce” okur. Bir İngiliz’in telaffuzu ile bir İskoç’un telaffuzu birbirinden kolayca ayrılabilir, ancak daha tecrübeliler New Yorkluların telaffuzları ile Teksaslıların telaffuzlarını dahi ayırt edebilirler.
Sözün özü, İngilizce’yi telaffuz ederken bir kelime bin bir türlü okunabilir, okunuşundan emin olduğunuz kelimelerde bile zaman zaman şüpheye düşmeniz kaçınılmazdır.
İngilizce yazıldığı gibi okunmaz dedik. Eh, haliyle bunun tersi de geçerlidir: İngilizce okunduğu gibi yazılmaz! Bu sebeple sözlüklerde bir kelimenin anlamını araştırırken, Yazının tamamını oku »

Bildiğiniz gibi, internet içeriğinin Türkçeye çevirilmesini desteklemeye çalışıyor, bu sebeple tercüme yazılarımız haricinde de vakit buldukça farklı projelere destek olmaya çalışıyoruz.
Bu kapsamda, 23 Ocak 2009′da Çince ve İngilizce olmak üzere 2 ayrı dilde yayına giren ReplyMe eklentisini Türkçeye çevirdik. Böylece Türkçe, eklenti sahibinin eklentiyi yayınladığı 2 dil haricinde, eklentiye eklenen ilk tercüme oldu.
Eklenti, web sitenizdeki bir yazıya yorum atanların yorumlarına cevap geldiğinde, yorumculara e-mail yollayarak haber gönderiyor. Yazının tamamını oku »
Wordpress blog yazılımının en büyük eksikliklerinden birinin, yeterli dökümantasyonu olmaması olduğunu biliyoruz. Uzun bir süredir şunu söylüyoruz:
“Evet, Wordpress hakkında yazan binlerce blog var ve yazılımın milyonlarca kullanıcısı bulunuyor, ancak her nedense fonksiyonların tamamı işe yarar bir biçimde dökümante edilmiyor. Kullanıcı fonksiyonlarını hepimiz biliyoruz, ama iş bir yerlerde gizli kalmış bir fonksiyonu kullanmaya gelince, dosyaları kurcalayıp kodları incelemekten daha kolay bir yol bulunamıyor.”
Hani gönül şöyle PHP Manual gibi bir döküman arıyor da, bulamıyor.
Bu düşüncelerimizi Yazının tamamını oku »
Commodore 64′leri hatırlar mısınız? Tüm zamanların en çok satan kişisel bilgisayar modeli olan C=64, 1982′den 1994′e kadar toplamda yaklaşık olarak 17 milyon adet satılmıştı. Bu yüksek sayıya ulaşabilmesinin temel sebeplerinden biri, hiç şüphesiz ki benzerlerinden daha üstün bir sisteme sahip oluşuydu. 64 KB RAM belleğiyle, ses ve görüntü performansıyla o zamanların IBM uyumlu bilgisayarlarından öndeydi.
80′li yılların simgesi olarak kabul edilebilecek Commodore 64′ler geliştirme araçları, ofis uygulamaları ve oyunları dahil yaklaşık 10.000 tane ticari yazılım hazırlandı. Bugün hala, emülatörler sayesinde bu programlar sevenleri tarafından kullanılabiliyor. Yazının tamamını oku »

İnterneti kullanmak demek, bir yerde şifre kullanmak demektir. Hemen hepimiz, email adreslerimizden, alışveriş sitelerindeki üyelik hesaplarımıza kadar değişen geniş bir alanlarda farklı şifreler kullanıyoruz. Bazen bu şifreler, herkesin zaten bildiği bilgilerimizi “korumaya” yarasa da, kredi kartı bilgilerimizi veya çok uzun zamandır kullandığımız “tanınmış” üyelik hesaplarımızı kaybetmenin lafı bile canımızı sıkmaya yetiyor.
Şifremiz yeterince güvenli mi? Bunu anlamanın temel yolu, ortalama bir bilgisayarın, şifrenizi ne kadar sürede tahmin edebileceğini hesaplayabilmekten geçiyor. Çünkü şifrenizi yaban ellere kendi ellerinizle teslim etmediyseniz ve ziyaretçisi olduğunuz sitelerin güvenlik zaafiyetleri yoksa, şifrelerinizin kırılması için tek seçenek “brute-force” (kaba kuvvet) saldırısı oluyor. Yazının tamamını oku »

Hemen hepimiz sayfalarımızda Javascript kullanmayı seviyoruz. Sayfaları yüklerken, sayfaları yüklemeden sunucuya bilgi gönderirken, sayfalara esneklik kazandırırken, etkileşimli arayüzler oluştururken elimizin altındaki en büyük yardımcı Javacript oluyor. İnternette pek çok ücretsiz script var, herkes arzusuna uygun kodu elde edebiliyor.
Evet, Javascript kullanmanın pek çok faydası var ama; hemen her site, kullandığı Javascript miktarını sınırlandırmaya bakıyor. Neden mi? Çünkü sayfalarda yer alan her öğenin sayfanın yüklenme süresini arttıracağı biliniyor ve bir noktada Javascript kullanmanın zararı, faydasını aşıyor. Hele büyük çaplı Javascript kodları tek başlarına sayfaları şişirmeye yetebiliyorlar. Yazının tamamını oku »