
Dolandırıcılığın bin çeşidi var. Suç olmayanı da var. Askerden yeni gelmiş bir genç.. Nereden bulmuşlarsa telefonunu bulmuşlar, iki günde bir arıyorlar.
-Size filan otelin kartını verelim.
Kart şöyle bir şeymiş:
450 lira ödeyip alacaksınız..Bir yıl geçerliliği olacak. O meşhur otelde doğum gününüzde bedava kalabileceksiniz. Sair günlerde yanınızda götürdüğünüz misafir için yüzde 50 az ödeyeceksiniz.
Her zaman önceliğiniz olacak.
İndiriminiz olacak.
Çok özeti hepsi yalan da.. Doğru kabul etsek bile o genç bütün hayatı boyunca o otele kaç defa gitmiş..
-Hiç gitmedim, diyor.
Peki 450 lirayı ödeyip hadi doğum günümde oraya gideyim dese ve Yazının tamamını oku »

Sabahın ilk ışıklarıyla evden çıktığımda günümüz gençliği hakkındaki fikirlerim yeniden tazelenmeye başlamıştı bile. Asansördeki acil durum tuşunu, çakmağı ustaca(!) kullanan biri tarafından karartılmış buldum.
Apartmanın dışına çıktığımda bir taksinin geldiğini gördüm. Boş değildir ama, diyerek el ettim. Kısmetime taksi hemen yanaştı. Bavulumu arka, kendimi ön koltuğa attım.
-Metro istasyonu…
15 dakika sonra mevzimize vardık ama, yol boyunca şoför kendini denizlere attı ve yalan dünyayı bize bıraktı.
Jetonumu kaptım ve kendimi yürüyen merdivenin akışına bıraktım. Ben inerken de tramvay istasyona yaklaşıyordu.
Tramvayda gördüğüm iki üç lise öğrencisi birbirlerine WOW’daki durumlarını, oyunda ne denli tecrübeli ve bilgili olduklarını, hararetli hararetli anlatıyorlardı. Ellerinde de zoraki tutuşturulduğu belli olan birer defter ile bir iki soru bankası duruyordu. O kitapların her gün gidip geldiğini tahmin edebiliyordum. Yazının tamamını oku »

“ABD’de psikiyatri bakımına muhtaç olan mahkum oranı %30′lara varırken, kendilerini akıl hastalığı arkasına saklayan ve asıl yeri hapishane olan sosyopatik ‘hastalar’ sokaklarda kol gezmektedir. – Fuat Ulus, M.D.“
Amerikalılara sorarsanız, saldırganları 3′e ayırırlar: Mad, sad, bad. Sözlük anlamlarına bakarsanız, İngilizce’de bu üç kelime, “Çılgın, Üzgün, Kötü“ anlamlarını karşılarlar.
“Mad” (Çılgın), sahip oldukları akıl ve ruh hastalıkları sebebiyle, farkında olmadan şiddete girişenleri simgeler. Mesela hasta, çevresindeki birisinin kendisini öldürmek için harekete geçtiğini düşünür ve buna karşılık vermek için şiddete baş vurur.
“Sad” (Üzgün), normal şartlarda şiddete baş vurmayan birisinin, hayatta yaşadığı pek çok üzücü olay sebebiyle kontrolünü kaybederek şiddet uygulamasını simgeler. Kapı kapı dolaşmasına rağmen günlerce işlerini bir türlü halledemeyen bir adamın, akşam otobüs kuyruğunda sırasını alan birisini dövmesi gibi.
“Bad” (Kötü) ise, Yazının tamamını oku »
Evlenmeden önce ailemde tiryaki yoktu. Babam, ilk gençlik yıllarımda biz özenmeyelim diye bir sigara yakar, birer fırt da bize içirirdi. Yani bir tane sigarayı, 4 kişi içerdik. Bu da ayda yılda bir.
Belki de “Biz tercih etmiyoruz” dememize bu etkinlikler sebep oldu. Hattâ öyle bir hâle geldik ki, zamanla sigara içen bir arkadaşımdaki sigara kokusu bile rahatsız eder hâle geldi beni.
Nişanlıyken, nişanlım beraberken nadiren sigara içerdi. Bu konuda o kadar ustaca davrandı ki, tiryaki olduğunu anlayamadım. Evlendikten sonra çöp kutularındaki esrarengiz paketleri merak edip açtığımda, bir de ne göreyim: Bir avuç izmarit. Meğer benden gizliyormuş.
Günler ayları, aylar Yazının tamamını oku »
Freelance dünyasında değişik müşteri tipleriyle karşılaşırız. Hangi tiple karşılaştığımızı anlayabilmek, onlarla ilişkilerimizi doğru kurabilmemize yardımcı olabileceği gibi, akıl sağlığımızı koruyabilmemize de yardımcı olur.
Aşağıda, en sık karşılaşılan müşteri tipleri ve her tipin karakteristik özellikleri yer alıyor. Aman dikkat! Sonra, “Demedi” demeyin.
1. Pasif-Agresif

Bu tip müşteriler, başlangıç için fikirlerini sorduğunuzda oldukça pasif davranırlar. Ancak, projeyi bitirip önüne koyduğunuzda agresif bir şekilde saldırırlar. Büyüklü küçüklü pek çok değişiklik isterler. Kafalarında ne istediklerine dair bir fikir hep vardır, ama bunu genellikle kendilerine saklarlar. Gelişme aşamasında kesin fikir ve ögelerden memnuniyet duysalar da, sanmayın ki o kısımları yeniden gözden geçirmeyecekler.
Karakteristik Özellikleri
- Proje boyunca iletişim çoğunlukla tek taraflı ve yardımcı olmayan bir şekildedir.
- Şunlara benzer ifadelerde bulunabilirler:
- “Ne gibi bir şey aradığımızdan pek emin değilim.”
- “İlgi çekici bir şeyler yap yeter.”
- “İstediğimiz noktadan tamamen sapmışsın.”
Nasıl Başa Çıkılır?
Sabır anahtardır. Son dakika değişiklik ve eklerine hazır olmak, müşterinizin agresif tutumu karşısında patlamanızı önleyecektir. Orijinal layerlı dosyanızı saklayın. Böylece gerektiğinde kolayca bulup istenen değişiklikleri yapabilirsiniz. Ayrıca kontratınızda istek ve değişiklik limitini de muhakkak belirtin.
2. Aile Dostu

Bu tip müşteriler, yıllardır tanıdığınız ya da akrabanız olan ve size bir işi için ‘uğrayan’ kişilerdir. Kendileri bir projenin kabusu olabilir. Çünkü kendilerine özel fiyat umarlar ve engel olamayacağınız kadar size karışırlar. Bazen de farkında olmadan çalışmanızı küçümser ya da bağınız hasebiyle mevzuyu ciddiye almaz.
Yazının tamamını oku »
Hemen söyleyeyim: Lafım hakka riayet eden, müşteriyi sağmal inek olarak görmeyen taksi şoförlerine değil. Ancak son yıllarda bunun tersine o kadar çok rastladım ki, ister istemez bir genelleme oluştu kafamda.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da taksi şoförleri “korsana hayır” mitingi yaptılar.
Böyle bir mitingi daha önce de yaptıklarını hatırlıyorum. Bu miting büyük ses getirebilecek mi, yoksa önceki miting gibi unutulup gidecek mi bilmiyorum.
Tek bildiğim, bu mitingde öncekinden farklı bir temanın hakim olduğu. Haberlerden öğrendiğimize göre son mitingde, taksi şoförleri şöyle pankartlar açmışlar: “Korsanlar için Aden’e gitmeye gerek yok, korsanlar burada da var.”
Bu pankartlarla son ayların popüler konusu olan “Adenli korsanlar”a gönderme yapıyor, “korsan taksiciler”i, gemi kaçıran korsanlara benzetiyorlar.
Çok uzun zaman önce, korsan mefhumu ilk ortaya çıktığında, Yazının tamamını oku »
- Nasılsınız teyzecim?
- Çok şükür oğlum. Eskisinden halliceyim.
Tıp Fakültesinde okuduğunuz sıralarda, birileri gelir; “Teyze”, “amca” gibi sözlerle hastalarınıza seslenmemeniz; onlara saygı gösterdiğinizin bir işareti olarak “… Bey”, “… Hanım” ünvanlarını kullanmanız gerektiğini söylerler. Bunun karşınızdakini “birey” olarak görmenin bir şartı olduğunu falan da eklerler. Ne alakaysa…
Aslında saygı kavramıyla ilgili bu sığ görüş, insanın yapısına Yazının tamamını oku »

İstanbul’da geçimini taksicilikle sağlamaya çalışan bir taksici esnafıyım. İstanbul’da sel felaketi sonrası yağmacıların hale yüz kızartıcıydı. Gazeteler bunlar insan olamaz yazıyordu. Doğruydu, o gün sel üzerinden bir parça mal kapabilmek için neredeyse sele kapılacak olan aç gözlülerin çapulculuğunu ibretle izledim…
Doğruydu… İnsanlarda utanma duygusu kalmamıştı. Siz onları yağmur yağdığı ve İstanbul’u sel bastığı için ortaya çıktıklarından dolayı görebildiniz. Oysa bu utanmaz tipler şehrin her tarafında çıkıyor karşımıza…
Bu sefil zihniyeti, hangi eğitim sistemi yetiştirdi… Bunlar, hangi ahlakın, hangi geleneğin temsilcileri anlamadım…Ben de size ekranlarda görmediğiniz utanmazlardan anlatacağım… Bu sel felaketinden iki üç gün önceydi…
Mübarek Ramazan günü oruçlu oruçlu evime ekmek götürmenin peşindeyim. Zaten pek iş yok. İnsanlar taksiye eskisi kadar binmiyor… Korsanlar işimizi yarı yarıya azaltmış…
Derken bir yolcu aldım…
“Halkalı’ya gideceğiz” dedi.
Eyvallah… Bastım Halkalı’ya… Yol boyu herkesle de konuşulmuyor. Bazen müşterinin isteğine göre takılıyoruz… Yazının tamamını oku »