Radyonun Altın Çağı

Radyonun Altın Çağı

Radyonun Altın Çağı

Alexander Graham Bell hakkındaki şu şakayı çoğunuz duymuşsunuzdur: “Graham Bell telefonu keşfettiğinde kiminle konuştu ki? Telefonu olan tek kişi oydu zaten!”. İnsanları bu şekilde düşünmeye iten durum radyo keşfedildiğinde de mevcuttu. Çünkü sadece bu işi hobi olarak yapan birkaç kişinin kendi kurdukları radyoları vardı. O zamanlarda şimdiki gibi radyo istasyonları yoktu ve bu radyo meraklıları kendi alıcı ve vericilerini yapıp kendi aralarında konuşuyorlardı.

Hobileri ile ilgili çok heveslilerdi ve vakitlerinin çoğunu radyoda nasıl bir ekipmana sahip oldukları, ne kadar güç kullandıklarını ve birbirlerinin sinyallerini ne kadar iyi alabildiklerine dair konuşarak geçiriyorlardı. Ancak kendini işine adamış bu amatör radyocular bile bir süre sonra bu sohbetlerden sıkılmaya başlamışlardı.

Ekim 1919’da Wilkinsburg, Pennsylvania’da yaşayan Frank Conrad adında amatör bir radyocu o kadar sıkılmıştı ki konuşmaktan, bir gün mikrofonunun fonografına basmış ve Stephen Foster’ın “Old Black Joe” adlı şarkısını söyleyip kaydetmişti. Eskiden Conrad’ın konuşmaları sadece spesifik bir kişiye yönlendirilirdi. Ancak bu sefer Conrad şarkı kaydını birisine değil de radyo dalgaları arasına öylece gönderiverdi ve bugünkü anlamda bildiğimiz radyonun hikayesi böyle başladı.

Radyonun Altın Çağı

Conrad keşfettiği bu yeni iletişim şeklini radyo yayını (broadcasting) olarak isimlendirdi ve kayıtlarını yayınlamaya devam etti. Bir süre sonra diğer radyo kullanıcılar tarafından teşekkür ve özel şarkı istekleriyle dolu mektup bombardımanına tutulan Conrad, tüm istekleri yerine getiremese de Çarşamba ve Cumartesi geceleri 7:30 ile 9:30 arası müzik yayını yapacağını duyurmuştu. Birkaç kez kendi arşivindeki müziklerin yayınını yaptıktan sonra yerel bir plak dükkanı daha fazla plak ödünç vermeyi teklif etmişti. Conrad bu iyiliği karşılıksız bırakmamış ve dinleyicilerine, çaldığı şarkıların plakları ödünç aldığı dükkanda satılık olduğunu söylemişti ve tekrar tarih yazmıştı. Çünkü aynı zamanda yayınlanan ilk reklamdı.

Yeni Bir Endüstri Doğdu

Conrad’ın yaptığı radyo yayınları popüler olmaya başlamıştı ancak herkesin radyosu yoktu. Buradaki potansiyeli gören Joseph Horne isimli bir büyük mağaza da bu yayınları dinlemek isteyen ancak kendi radyolarını kurmak istemeyen kişiler için 10 dolar karşılığında kullanıma hazır kristal radyo alıcıları satmaya başlamıştı. Yerel gazetelerde mağazanın bu ürününün reklamı vardı.

Conrad, Westinghouse isimli elektrik santralleri için ekipman üreten bir firmada mühendis olarak çalışıyordu ve çalıştığı firmayı radyo yayıncılığı işine girmeye ikna etmeye çalışıyordu.

Ancak, Westinghouse başkan yardımcılarından biri olan Harvey P. Davis kristal radyoların gazetedeki reklamlarını görene kadar; kendi setlerini kuran radyocuların ötesinde bu konuda bir şeyler yapabilecek bir noktadaki hiç kimse fikirle ilgilenmedi.

Yayında

Davis radyo işinde paranın alıcı üretip satmakta olduğunu anlamıştı. Ancak bunun için radyo dinleyicilerine, Conrad’ın haftada iki kere yaptığı yayından daha fazlasını sunması gerektiğini biliyordu. Westinghouse’un, haftanın her günü yayın yapacak kendi radyo istasyonunu kurması gerektiğine karar verdi.

1920 başkanlık seçimine bir aydan az vakit kalmıştı. Aklına müthiş bir fikir geldi: Warren G. Harding ve James M. Cox arasındaki başkanlık yarışının sonuçlarını yayınlamak!

Davis, Conrad’a doğu Pittsburgh’daki Westinghouse tesisinin çatısında yeni radyo istasyonunu kurma görevini verdi. Conrad işini bitirdiğinde, geriye zaman kalmıştı. İstasyona KDKA adıyla 27 Ekim 1920’de lisans verildi. Seçim günü olan 2 Kasım’da akşam 6’da da yayınına başladı. Dinleyen sayısı, 500 ile 1000 arasıydı. Radyo istasyonu yayına girdiğinde, Conrad her ihtimale karşı evinde hazır beklemişti. Bir problem çıksaydı, kendi istasyonunu devreye sokacaktı. Çıkmadı.

Radyo istasyonu ertesi geceye kadar problemsizce yayın yaptı. Bugün, hala yayındadır.

Radyonun Altın Çağı

Radyo Çılgınlığı

Radyo, ilk başlarda yavaş bir hızla yayılmaya başlasa da, sonra çığ gibi yayıldı. 1921’de sadece 8 yeni istasyon yayın lisansı alabilmişti. 1922 sonunda ise, 550 yeni radyo istasyonu devredeydi. Artık dinleyecek çok şey vardı. Bu yüzden Amerikalılar, radyo üretim hızını aşan miktarda talepte bulundular. 1920’de neredeyse hiç radyo satılmamıştı. 1922’de ise 60 milyon dolarlık satış yapılmıştı. 1923’te bu sayı ikiye katlandı. 1924’te tekrar ikiye katlandı. 1926’ya gelindiğinde radyo sektörü 500 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmıştı.

Radyonun Altın Çağı

Radyo satışlarına paralel ilerleyen önemli bir gelişme daha vardı: Bireysel radyo istasyonlarının “zincirler” oluşturması. AT&T 1923 yılında bu akımı başlattı. Mühendisleri şirkete ait 18 radyo istasyonunu telefon hatları aracılığıyla bağlamanın yolunu bulmuştu. Böylece bir istasyonun yayını, aynı ağdaki bütün istasyonlarda yayınlanabiliyordu. 1924’te AT&T bütün ABD’de yayın yapıyordu.

1926’da, AT&T radyo istasyonlarını RCA‘ya (Radio Corporation of America) sattı. RCA bu istasyonlarla kendi istasyonlarını bir araya getirdi ve NBC (National Broadcasting Company) ortaya çıktı.

NBC‘nin kuruluşu, radyonun altın çağının başlangıcı olarak kabul edilir.

CBS (Columbia Broadcasting System) 1927 yılında kuruldu. 1934’te ise üçüncü radyo ağı olan Mutual Broadcasting yayına başlardı. 1940’ların başlarında ABD Yargıtayı’nın aldığı anti tröst kararı sonrasında, NBC iki bağımsız şirkete bölünmeye zorlandı. Bölünme sonucunda oluşan şirketlerden biri, Edward J. Noble’a satıldı ve ABC (American Broadcasting Company) adını aldı.

Çeşit Çeşit

Radyo yayıncılığı, ilk yıllarında sadece ücretsiz müzik yayınlamak olarak görülüyordu. Ancak 1926 yılında yapılan bir kamuoyu yoklamasında, halkın büyük çoğunluğunun faklı programlar istediği ortaya çıktı. Komedi programları, radyo tiyatroları, çocuk programları gibi bir çok tipte program yayın hayatına o dönemde gözlerini açtı.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir