Afrika’da AIDS felaketi

Afrika’da AIDS felaketi

Uzun yıllar Afrika’da BBC muhabiri olarak çalışan Edward Hooper’in ‘The River’ (Nehir) isimli kitabına ve Oxfordlu biyolog Bill Hamilton’un ilmi raporuna göre: 1956-1960 yılları arasında ‘Philadelphia Wistar Enstitüsü’nden Hilary Koprowski başkanlığında kalabalık bir ekip 1 milyon Afrikalıya ağız yoluyla felç aşısı yaptı. Aşının yapımında şempanze hücreleri kullanıldı.

1980 öncesi AIDS vakaları, Chat adı verilen HIV-1 virüsü çocuk felci kullanılan yerlerde çıktı. Şu anda Afrika’da AIDS hastalarının yüzde 87’si bu aşıyı kullanan yerler ve 100 kilometre etrafındadır. Dünyada 40 milyon AIDS hastasının 25 milyonu Afrika Sahrası altındadır. Bütün Afrika’da AIDS sayısı 34 milyondur. Daily Telegraph 1 Mart 2000 tarihli sayısında: “Kolonyalizmin (sömürgeciliğin) son mirası da tam anlamıyla bir salgın yüzünden 16 milyon Afrikalı öldü ve kıtanın tamamında ortalama ömür kısalmış oldu.” deniliyor.

Afrika’da her yıl 3 milyon kişi bu hastalığa yakalanmakta ve 2.2 milyon kişi AIDS’den ölmektedir. İstatistiklere göre AIDS sebebiyle toplam ölüm 25 milyondur. AIDS sebebiyle öksüz ve yetim kalan çocuk sayısı 12 milyondur. AIDS öncesi 62 olan ortalama ömür AIDS’ten sonra 47 yaşına inmiştir. Ne hazindir ki gençlerin yüzde 67’si ölecektir!

Afrika insansızlaşıyor. Çünkü emperyalist güçler böyle istiyor. 2015 yılına kadar Afrika’nın 38 ülkesinin toplam nüfusu yüzde 14 azalacaktır. Nijeryalı yazar Achebe, romanında atalarının bedduasını nakleder: ‘Toprak ürün vermeyecek. Kuraklıktan toprak çatlayacak. Yabancılar dolacak ve Afrika’yı soyacak. Afrika halkı birbirini zehirleyecek. (öldürecek)’…

Kerim Bora Afrika’da 700’den fazla AIDS’linin fotoğrafını çekmiş ve hayat hikâyelerini ‘Rüzgâra Fısıldanan Sözler’ adı ile kitap olarak neşretmiştir.

Avrupa nüfusu azalıyor

Emperyalist güçler Afrika’yı sömürebilmek için AIDS ile nüfusunu azaltırken; ‘Yaşlı Avrupa’ gerçekten nüfus bakımından da yaşlı Avrupa’ya dönüşmektedir. Yakın bir gelecekte Avrupa’da en kalabalık yaş grubu 65’in üzerinde olacaktır. Türkiye’de nüfus artışını önlemek için “Nüfus planlaması” maskesi altında devlet politikası tatbik edilirken; Avrupa”da son derece büyük maddi teşviklere rağmen Avrupalı kadın çocuk istemiyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa”da bir nüfus patlaması oldu. Refah seviyesi yükseldikçe doğumlar azaldı. Türkiye’de de doğum oranı binde 40’lardan binde 21’e düştü. Almanya’da ise binde 8.6’dır. 82 milyon nüfuslu Almanya’da 39 milyon ‘hane’ vardır. Bu hanelerin 14 milyonunda 1 kişi, 13 milyon hanede 2 kişi ve 5 milyon hanede 3 kişi yaşamaktadır. Doğu Avrupa’da doğum oranı binde 9.2’dir. Letonya’da doğum binde 9 ve ölüm binde 14’tür. Bulgaristan’da doğum binde 8.4, ölüm ise binde 14.3’tür. (Atlas dergisi sayı 141 Aralık 2004)

Doğumlar artmazsa Avrupa dev bir huzurevine dönüşecektir. Toplam nüfus içinde gençler azalıyor ve yaşlılar çoğalıyor. Çocuk azlığı ile okullar, yuvalar kapanıyor. Çocuk parkları boş kalıyor. Şu anda 65 yaş üstü yüzde 15 ve buna karşılık 0-15 yaş grubu yüzde 13’tür. 2050 yılında ülkenin üçte biri 65 yaş üzerinde olacaktır. 1960 yılında AB’nin dünya nüfusu içindeki payı yüzde 12 iken 2003 yılında yüzde 7’ye inmiştir.

Avrupa Birliğinde 65 yaş üstünde en kalabalık olan ülkeler İtalya, Belçika, Almanya, Yunanistan, İspanya, Portekiz ve İsveç’tir.

M. Necati Özfatura – 10 Haziran 2006, Türkiye Gazetesi

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir