İktisat tarihindeki 5 garip olay

İktisat tarihindeki 5 garip olay

1. Pasta mı, idam mı?

Üçüncü yüzyılda Roma devletinde, İmparator Diocletian, artan enflasyonu ve develuasyonu önleyebilmek amacıyla, ürünlere fiyat sınırlaması getirmişti. İmparatorun belirlediği fiyattan daha yüksek bir fiyata ürün satanlar, idam ediliyorlardı. Bu kural, satıcıların ürünleri stoklamalarına, bir diğer deyişle karaborsacılık yapmalarına yol açtı. Karaborsacılığın artması üzerine, karaborsacılık yasaklandı. Cezası, idamdı. Bunun üzerine insanlar ticaret yapmayı bıraktılar.

Ancak devlet pes etmedi ve bir başka kanun yürürlüğe girdi: Satıcıların işyerlerini kapatmaları veya babalarının işlerine geri dönmeleri yasaklanıyordu. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu yasaklara uyulmamasının cezası da idam olarak belirlenmişti.

Roma İmparatorluğu’nun nasıl bu kadar uzun bir süre yıkılmadığını anlayabilmek gerçekten güç.

2. Mississippi Balonu

1717 yılında İskoçyalı bir iş adamı ve banker olan John Law, Mississippi Company isimli bir Fransız işletmesinin başına geçti. Bİr kaç yıl içinde, işletmeyi, dünyanın her yanına dağılmış halde bulunan Fransız kolonilerinin ardındaki itici güç haline getirmeyi başardı. Şirketin hisse değerleri, bir yıl içinde 500 livreden 10,000 livreye çıkmıştı. Ancak bir yıl içinde olanlar oldu ve şirketin hisseleri hızla değersizleşti. Law, Fransa’ya kaçtı ve şirketin ana hisse sahibi olan Fransız hükumeti, şirketin borçlarından bir kısmını geçersiz saymak zorunda kaldı. Bu kararla beraber, dünyanın değişik yerlerinden pek çok hak sahibi, haklarını yitirmiş oldular. Ekonomistler, bu olaydan “Mississippi Balonu” ismiyle söz ederler.

3. Mason-Dixon Dip Noktası

Çoğumuz, Alman Weiman Cumhuriyeti’nde enflasyonun yol açtığı etkilerden haberdarız. 1920 ile 1923 tarihleri arasında, Almanya’da fiyatlar yüzde 3.25 milyon oranında artmıştı. İnsanlar evlerinde paralarını yakıyorlardı, zira ellerindeki parayla alabilecekleri odunlarla daha az ısınabileceklerdi.

Aynı durum, daha az büyüklükte olsa da, ABD’nin konfederasyon döneminde de yaşandı. 1861 – 1864 yılları arasında, eşya fiyatları ayda %10 artış gösterdi. Sivil Savaş’ın sonunda Amerika’da yaşamak için, savaş öncesine göre %92 daha fazla para harcamak gerekiyordu.

4. Tokyo’nun Düşüşü

Japonya, 20. yüzyılın en büyük iktisadi yükselmelerinden birini yaşadı. 80’lerin sonunda emlak fiyatları o kadar yükselmişti ki, Japonya’nın toplam arazi değeri, ABD’nin 4 katını aşmıştı (ABD, yüzölçümü itibari ile Japonya’dan 26 kat daha büyük).  Tek başına Tokyo’nun gayrimenkul değeri, ABD’nin gayrimenkul değerinden daha fazla ediyordu. Ancak, yüzyılın sonlarında, Tokyo Menkul Kıymetler Borsası, 1989’daki zirve noktasından %60 gerilemişti ve emlak fiyatları %80 azalmıştı.

5. Biri “Mortgage” mı dedi?

1860’larda, yeni kurulan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda, bankerler, halka fazla borç vermeye teşvik edildiler. Burada amaç, devletin büyümesini hızlandırmaktı. Ancak sonuç (burası size tanıdık gelecek); ev fiyatlarının spekülasyonlara bağlı olarak artması, alınan sermayelerin geri ödenmemesi ve Orta Avrupa’da ekonomik çöküşün başlaması oldu. Dünyaya yayılan bu depresyon hali ABD’ye de ulaştı ve 1873’teki krizin ortaya çıkmasına sebep oldu. Ancak konuya iyi tarafından bakarsak, Avrupa’daki mimari yönden başarılı sayılan pek çok binanın “oransız bolluk” döneminde inşa edildiğini söyleyebiliriz.

Bu yazı, Mental Floss‘da yayınlanan 9 Bizarre Moments in Economic History yazısından tercüme edilmiştir.

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir