TEDx’te neler oldu?

TEDx’te neler oldu?

Küçüklüğümde elime geçen bir Bilim ve Teknik dergisinde, uzayda yaşanabilir alanlar kurmanın mümkün olup olmadığını anlamak için yapılan bir projeden söz ediliyordu. Hatta derginin o ayki kapağında, “Sera İçinde Bir Dünya” başlığı ve bu projenin bir fotoğrafı vardı. Bir grup bilim adamı, etrafı tamamen yeryüzünden soyutlanmış bir “sera”ya girecek ve burada yaşamlarını sürdürmeye çalışacaklardı. İçerideki oksijeni bitkiler üretecek, beslenme için hayvanlar ve bitkiler yetiştirilecekti. Burada başarılı olunabilirse, hayallerdeki “Mars’ta hayat” fikirleri de gerçeğe bir adım daha yaklaşacaktı.

Bilim kurgu filmi gibiydi, ama gerçekti.

Çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Öyle ki, yıllar boyunca bu çalışmayı unutmadım. Ancak çalışmanın ismini de bir türlü hatırlayamadım. Haliyle projenin akibeti ile ilgili aramalarım da sonuçsuz kaldı. Çevremden de bu projeyi duyan, takip eden çıkmadı.

Google’ın gün geçtikçe akıllanan arama motorunun da yardımıyla, 2009’da, aklıma estiği bir anda yaptığım bir arama, projeyle ilgili yapbozun eksik kalan parçalarını tamamlayıverdi. Bir video! Bu video’da, seraya ilk giren bilim insanlarından biri olan Jane Poynter, 2 yıl ve 20 dakika süren Biyosfer 2 (Projenin ismi buydu!) macerasını anlatıyordu. Kapalı bir alanda kalmanın insan psikolojisini nasıl zorladığını, beraber çalıştıkları bilim insanlarıyla yaşadıkları problemleri, seranın oksijen kaçırdığını tespit etmelerini ve neden sonra sebebini bulabilmelerini 16 dakikada özetliyordu. Proje başarısızlıkla sonuçlanmıştı belki, ama kendine göre hayat dersleri çıkarmıştı ve bunu seyircilerle paylaşıyordu.

İki şeye şaşırdığımı hatırlıyorum: Video indirilebiliyordu! Tabi ki internet ortamındaki her videoyu bir şekilde kaydetmek mümkündür, ancak sayfadaki bir bağlantı ile bu iş çocuk oyuncağı halini alıyordu. İkincisi ise, videonun Türkçe altyazılı olmasıydı!

Sitenin adresine baktım: ted.com. “TED: Ideas Worth Spreading” yazısı yer alıyordu başlıkta. “İşte bu alışıldık bir site değil” dedim.

Aslında biraz, 35 yıl kadar geç kalmışım. TED’in 1984’ten beri devam eden, yenilikçi ve girişimci fikirlerin yayılması ve geniş kitlelerle paylaşılması için kurulmuş global bir organizasyon olduğunu öğrendim sonradan. Alanının en iyilerini, 18 dakikadan kısa bir sürede, bir çok sıkı kuraldan oluşan bir formatla konuşturan konferanslar dizisi bir başka deyişle.

TEDx ise TED konferanslarının kuralları aynı olan, ancak bağımsız kişilerce düzenlenen versiyonlarının genel ismiydi. Yanılmıyorsam, bugüne kadar Türkiye’de 30’un üzerinde TEDx düzenlendi.

Bir kaç ay önce, İhlas Kolejlerinin TEDx konferansı düzenleyeceğini öğrendiğimde heyecanlandım. Hem düzenleneceği tarih ajandama uygundu, hem de Türkiye’de ilk defa eğitimle ilgili bir TEDx konferansı düzenlenecekti.

Biliyorsunuz, Opereyşın’da yeni bilgilere yer vermeyi, öğrenmeyi seviyoruz. Dünya sıralamalarında fazlasıyla geride olan eğitim sistemimizle ilgili bir fikir jimnastiği muhteşem olacaktı.

Nitekim o gün geldi ve bir kaç Opereyşın yazarı olarak Cevahir Kongre Merkezi’nde yerimizi aldık. 1000 kişilik salon tamamen dolmuştu. Önce Deniz Ülke Arıboğan çıktı sahneye, “Nazi Almanyasının ‘iyi eğitim almış’ insanları, soykırıma karşı gelemezdi!” diyerek, eğitimin fazlasıyla ideolojik bir alan olduğunu vurguladı. Sonra Hürriyet yazarı Özgür Bolat, öyle bir ortam tasvir etti ki, hapishaneden bahsettiğini düşündük. Ancak ne yazık ki okuldan bahsediyordu. Böylesine bir ortamda eğitimden soğumak kaçınılmazdı.

Salih Memecan, çizimi öyle basite indirgedi ki, hepimiz karikatürist olabiliriz sandık. Özyeğin Üniversitesi’nin internet aleminin yakından tanıdığı rektörü Erhan Erkut, “Çocukları girişimcilik için yeniden formatlayalım” derken; Alemşah Öztürk, “Girişimciliği aşılamak için çocuklara harçlık verip girişim yapmalarını isteyelim” diyordu. Mevlüt Dinç, “Oyunlarla öğrenmenin mümkün olduğunu” ispatlıyordu konuşmasıyla. Emine Erdoğan ve Egemen Bağış, eğitimle ilgili hedeflerini, Lokman Ayva ise engellilerin eğitimiyle ilgili yaşanan sıkıntıları özetlediler. Milli voleybolcu Neslihan Demir ile Alarko Holding yönetim kurulu üyesi Leyla Alaton hayat hikayelerini paylaştılar. MAD Talks ve Rukiye Şahin’in konuşmaları, eğitimimizin geleceği ile ilgili ümitlerimizi arttırdı şüphesiz. Komedyen Ercan Akışık’ın başbakan taklidi, Emine Erdoğan dahil salondaki herkesi güldürmeyi başardı. TUK TUKçular dünyayı dolaşmaya kısa bir ara vermiş, eğitimle ilgili hayallerini paylaşmak için gelmişlerdi.

İhlas Koleji İngilizce öğretmenlerinden Mustafa Kencesoy iki klasik İngilizce hikayeyi öylesine başarılı düzenlemişti ki, şarkılarını kendi sesinden dinlerken ünlü bir hard rock grubunun konserinde olduğumuzu düşündük. TEDx‘in diğer “Entertainment” öğelerine değinmiyorum bile.

Öğle yemeği, aralardaki ikramlar, program araları için seçilen Latince sözler, hepsi ve hepsi yerindeydi. Konuşmalar kadar organizasyonun da başarılı olduğunu vurgulamak istiyorum.

Sonuçta, sabahtan akşama kadar süren TEDxIhlasCollegeED etkinliği, eğitimimizin geleceği ile ilgili bir umut ışığı yakmakla kalmadı, içerdikleriyle hatıralarda güzel bir yer edindi.

Şimdiden, bir sonraki etkinliğin gelmesini heyecanla bekliyoruz.

Biyosfer 2 aracılığı ile tanıdığım TED konferanslarının zihnimdeki yerini, bu başarılı etkinlikle güçlendirdikleri için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum!

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir