Bir dil vardı az önce, yanı başımda!

Bir dil vardı az önce, yanı başımda!

New York Times ve National Geographic, dünyada dillerin yok olma hızının normalin çok üzerine çıktığını bildiriyorlar.

“Her 14 günde 1 dil ölüyor. 2100 yılında, dünyada konuşulan -fakat pek çoğu kayıt altına alınmayan- 7000 dilin %50’sinin ortadan kalkacağı ve içerdikleri tarih, kültür, doğal çevre ve insan beyniyle ilgili bilgileri de beraberlerinde götürecekleri sanılıyor.”

Haber, National Geographic Topluluğu ve Living Tongues Institute for Endangered Languages tarafından yapılan bir araştırmaya dayanıyor. David Harrison ve David Anderson’ın yönettiği projede, dünya üzerindeki 5 ana noktada, dillerin çok daha hızlı kaybolduğu gösterilmiş. Bu bölgeler şöyle sıralanıyor:

  • Kuzey Avustralya
  • Güney Amerika’nın merkezi
  • Kuzey Amerika’nın üst Pasefik sınır bölgesi
  • Doğu Sibirya
  • Oklahoma ve ABD’nin Güneybatısı

Aşağıdaki haritada, bölgeleri daha ayrıntılı görebilirsiniz. İnteraktif haritayı görmek için şöyle buyurun.

Dillerin daha hızlı yok olduğu bölgeler

Araştırma bazı enteresan bilgileri de gün ışığına çıkarmış:

  • Son 500 yılda, Tazmanyaca ve Etrurya dili de olmak üzere, dünyadaki dillerin neredeyse yarısı ortadan kalkmış.
  • 500 dil, bugün ancak 10’dan az kişi tarafından konuşulabiliyor.
  • Kaliforniya’da korunabilen 50 yerli dilinden hiç biri, okullarda çocuklara öğretilmiyor.

Şuradaki video‘da yok olduğu sanılan bir Aborjin dilini konuşabilen tek kişi ile yapılan görüşme yer alıyor. Video’da belirtildiğini göre, yerli dilin çoğunu unutmuş. Çocukluğunda kullanılan kelimelerin bir çoğunu hatırlamakta da güçlük çekiyor.

Sadece Antropoloji bilimiyle uğraşanlar için değil, dünyanın bilgi mirasına sahip çıkmak isteyenler için de bu haberler çok üzücü. Başta yaptığımız alıntıda da belirtildiği gibi, diller, birkaç harf ve sesten oluşan yapılar değiller. Her biri bir kültürü, bir inanç biçimini, bir yaşam tarzını, her şeyden önce insanın zihinsel aktivitelerini gösteriyor.

Orta Asya Türklerinin kullandıkları dillerde, at için birden çok isim kullanıldığını; Eskimoların kar için en az 10 kelime kullandıklarını biliyoruz. Bu da bize, farklı yörelerde yaşayan insanların, ihtiyaçları doğrultusunda dillerini şekillendirdiklerini gösteriyor.

İşte bu yüzden, Orta Asya’da kullandığımız dile geri dönmemiz imkansız. Dilimize çoktan girmiş olan kelimeleri söküp atmamız da. Televizyon gibi, kamera gibi kelimelerin yerine Türkçe karşılıklar uydurmaya çalışacağımıza; esnek yerine fleksıbıl (evet aynen bu şekilde), yara izi yerine skar (evet ne Türkçe, ne İngilizce) demeyi başarı sayan aydınlarımıza, işin doğrusunu öğretmeliyiz.

Ne yazık ki, 100 kelimelik konuşma dili veya kongrelerle dile sokulduğu sanılan uyduruk kelimeler ihtiyaçlarımıza kifayet etmiyor.

Dil kullanımımızın bir türlü toparlanamadığını gördükçe, insanın içi buruluyor.

… ve ister istemez şu düşünce aklını kemirmeye başlıyor:

Ya 2100 yılında bu yazıyı kimse anlayamazsa!

Yazının bazı bölümleri için Anthropology.net’te yayınlanan 5 Hotspots where Languages are Becoming Extinct yazısından yararlanıldı.

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. opereysin dedi ki:

    Çok güzel bir konuya temas etmişsiniz. Gerçekten de diller ne yazık ki hak ettikleri ilgi ve özeni göremiyorlar. Çoğu da birer birer unutuluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir