11 Ekim 2006 // {victory}
0 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 5 (0 oy) Loading ... Loading ...
 
Ekle
Digg
Technorati
StumbleUpon
Reddit

Esenler otogarı enteresan bir yer. Her miletten insanla karşılaşabilirsiniz. Keyifli bir tatilin tadı damağında kalmış, adeta belinde simiti unutmuş, etrafa boş gözlerle bakan yolcularla karşılaşabileceğiniz gibi, 24 saatlik bir yolculuğa hazırlanan sıkıntılı insanlarla da karşılaşabilirsiniz.

Gurbetten dönenle, gurbete gidenin en kolay ayırt edileceği yerdir otogar.

“Yenemeyeceksin beni İstanbul!” haykırışıyla, sırtındaki yorganı yere yıkanları görürsünüz orada; hâlâ…

Uğurlananları da görürsünüz, uğurlayacak kimsesi olmayanları da…

O devasa otobüsleri nasıl kullandıklarına hayret ettiğiniz “kaptan”ları görürsünüz bir de.

Kalın sesli muavinlerin “Geel! Giit!” uyarılarına şahitlik edersiniz.

“Kazasız belasız” bir yolculuk için fısıldayarak dua edenlerin gözündeki merhamettir orada göreceğiniz…

Bir de ümidin-ümitsizliğin tezatı.

Farklı duyguları böyle yan yana, böyle iç içe yaşandığı yerdir otogar.

Hergün binlerce insan geçer üstünden.

Kimisi bir daha dönmemek üzere…

Söyleyecek dili olsa, kim bilir ne hikayeler anlatır!

Bu yazı 11 Ekim 2006 günü, saat 8:00 sıralarında victory tarafından yayınlandı. İlgili olduğu kategori: Edebi Hezeyanlar. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız. Opereysin üyesi değilseniz, önce üye olmanız gerekiyor.

Kısayollar
2 sütun