Evet, doktorlar da hata yapar!

Evet, doktorlar da hata yapar!

Her doktor hatalar yapar. Tıpkı her insanın hatalar yapabileceği gibi. Ancak tıpta yapılan hatalar asla tolere edilmez. Acil tıp uzmanı Dr. Brian Goldman, TEDx konferansında modern tıpta yer alan red ve utanç kültürünün doktorları bu hatalar üzerine konuşmaktan ve bu yolla öğrenerek kendini geliştirmekten alıkoyduğunu anlatıyor. Söyledikleri, Türkiye için de fazlasıyla geçerli. Sizlerle konferans konuşmasının yazı diline çevirilmiş özetini paylaşıyoruz. 19 dakikalık konuşma videosu yazının sonunda:

Önce beyzboldan bahsedelim. Beyzbolu çoğumuz seviyoruz. Beyzbolla ilgili bir çok istatistiki bilgiye sahibiz. Ben bunlardan sadece birinden bahsedeceğim: Buna vurma ortalaması deniyor. Mesela 300’den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından. Bunun anlamı oyuncunun vuruşlar sırasında onda üç isabet göstermesidir. 10 vuruşta üç defa. Amerikan beyzbol liginde 300 vurana ne dendiğini biliyor musunuz? “İyi, gerçekten iyi” deniyor. Hatta bir yıldız. Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz? Bu arada bu da her 10 atışta 4 kez amaca ulaşmak demektir. Efsanevi.

Şimdi gelin tıp dünyasına geri dönelim. Apandisit olduğunuzu farzedin ve bir cerraha yönlendirildiniz, apendektomi üzerine 400 vurma ortalaması yapan bir cerraha. Bunu kabul etmenizin yolu yok, değil mi?

Şimdi kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde yaşadığınızı düşünün. Bir sevdiğinizin iki koroner arterinde tıkanma var ve aile doktorunuz sevdiğiniz kişi için anjiyoplasti üzerine 200 vuruşu olan bir kardiyolog öneriyor. Hatta bu yıl çok daha iyisini yapıyor. Formunu toparlamaya başladı. Artık 257 vuruş yapıyor. Bu da hoş değil, değil mi?

Şimdi bir soru soracağım: Bir kalp cerrahının, bir ortopedistin, bir acil servis uzmanının başarı ortalaması sizce ne olmalı? 1000, değil mi? Gerçek olan şu ki tıp içinde hiç kimse iyi bir cerrahın ya da dahiliyecinin ya da acil personelinin başarılı sayılması için gerekli olan ortalamayı bilmez. Bizim yaptığımız, doktorları dış dünyaya hayranlıkla yollayıp mükemmel olmalarını istemektir. Asla, asla hiç bir zaman hata yapma!

Ben tıp fakültesindeyken aldığım mesaj buydu ve yaptığım da bu oldu.Her şeyi ezberledim. Ve başarılı oldum, mükemmel derecelerle mezun oldum. Tıp fakültesini bitirdiğimde öyle bir izlenime sahiptim ki, eğer ben her şeyi mümkün olduğunca fazla öğrendiysem bu beni hata yapmaya karşı bağışık yapacaktı.

Bir süre böyle devam etti. Bayan Drucker’ı tanıyana kadar.

Toronto Eğitim Hastanesinde asistandım. Bayan Drucker çalışmakta olduğum hastanenin acil servisine getirilmişti. O zamanlar rotasyonumu yapmak üzere kardiyoloji servisindeydim. Ve benim görevim, acil servisten kardiyoloji konsültasyonu istendiğinde, orada hastayı görmek ve kıdemlime bunu rapor etmekti.

Bayan Drucker’ı gördüm. Tanıyı koydum ve tedavisi için plan yaptım. Ona ilaçlar verdim. Bir buçuk ya da iki saatlik bir süre sonunda kendini daha iyi hissetmeye başladı. Ve ben de kendimi gerçekten iyi hissettim. O anda da ilk hatamı yaptım, onu evine gönderdim.

Gerçekte, iki hata daha yapmıştım: Onu kıdemlimle görüşmeden evine gönderdim. Benden beklendiği üzere, telefonu kaldırıp onu arayarak hastanın durumu hakkında bilgi vermedim. Üstelik hastayı biliyordu, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.

Yaptığım ikinci hata daha da kötüydü: Onu eve gönderirken, içimden gelen ve bana “Goldman, bu iyi bir fikir değil, yapma” demeye çalışan cılız sese önem vermedim. Taburcu kağıtlarını imzaladım ve işimin başına döndüm. Günün geri kalan bölümünde, beni içimden kemiren bir duygu yaşadım. Günün sonunda Acil servisten geçerken, bir nöbetçi hemşire bana sadece üç kelime söyledi. O üç kelimeden bildiğim acil doktorlarının tamamı korkar: “Hastayı hatırlıyor musun?”

Doğrudan doğruya bana sormuştu. “O geri geldi”.

O geri gelmişti. Ölmek üzereyken geri gelmişti. Benim onu eve gönderişimi takiben, eve varışından yaklaşık bir saat sonra bayılmış ve ambulans personeli onu acil servise geri getirmişti.

Bu defa ben de şoktaydım, heyecandan titriyordum. Ve gel-git’ler içine girmiştim, çünkü durumu stabilize olduktan sonra yoğun bakım ünitesine gönderilmişti ve her şeye rağmen düzeleceğini umuyordum. Ama olmadı. Bayan Drucker öldü.

Ölenlerin isimlerinin asla unutulmadığını söylerler. Benim bu kuralla tanıştığım ilk olay buydu. Takip eden bir kaç hafta içinde, kendi kendimi suçladım ve tıp kültürümüz içinde var olan sağlıksız bir utanç duygusuyla ilk kez yüzyüze geldim. Kendimi yalnız ve izole hissettim. Bu herkesin hissettiği normal sayılabilecek bir utanç değildir, çünkü bu meslekte meslektaşlarınızla konuşamazsınız.

Normalde dostunuza kimseye söylememek üzere söz verdiğiniz bir sırrı ağzınızdan kaçırdığınızda çuvallarsınız ve o dostunuz kızar. Ama sizi hasta eden bu duyguyu atlatırsınız ve o hatayı bir daha yapmayacağınızı söylersiniz. Ve verdiğiniz bu söz sonucunda o hatayı bir daha asla yapmazsınız. Bu türden utanç duygusu bir tür öğretmendir.

Benim burada bahsettiğim sağlıksız utanç ise sizi içinizden hasta eder. Bu öyle bir şeydir ki, size yaptığınız şeyin değil, kendinizin kötü olduğunu söyler. Benim hissettiğim de buydu. Kendime bu soruları sormaya devam ettim: Kıdemlime neden sormadım? Neden onu eve gönderdim?

Ve sonra daha da kötü anlarım oldu: Bu türden bir aptallığı niçin yaptım? Niçin tıbbı seçtim?

Kendi kendimle söz verdim: Mükemmel olmak için iki misli uğraşacağım! Ve işime geri döndüm. Ve sonra yine hata yaptım. Yine aynı soruyu ama bu sefer şefimden duydum: “Hastayı hatırlıyor musun?”

Ve ben yeniden aynı utanç ve kendini suçlama döneminden geçtim. Rahatlayınca işime geri döndüm, defalarca tekrar tekrar bu hatalar olana kadar.

Yalnız, Utanmış ve Desteksiz. Eğer hatalarım konusunda konuşmazsam, bunları meslektaşlarımla nasıl paylaşırım? Başkalarının benim yaptığımı yapmamaları için onlara nasıl ders verebilirim?

Bir doktorun konuşmasını dinleyebilirsiniz, ama kendi hatalarından bahseden bir doktoru duyamayacaksınız. Eğer ben meslektaşlarımla dolu bir odaya girip onların desteğini isteyip, ardından da size biraz önce anlattıklarımı anlatsaydım, muhtemelen onları rahatsız etmeden hikayelerimden iki tanesini bile aktaramazdım. Bazıları şaka yapmaya başlar, konuyu değiştirir ve bu konular üzerinde konuşmaya başlardık.

İşte biz böyle bir sisteme sahibiz. Hataların toptan reddine dayanan bir sistem. Bu sistemde iki tür pozisyon vardır: Hata yapanlar ve hata yapmayanlar. Kötü sonuç elde edenler ve çok başarılı sonuçlar elde edenler. Öyle bir düşünceye sahibiz ki, eğer hata yapanları tıbbın dışına sürersek, geriye güvenli bir sistem kalacağını sanıyoruz.

Öğrendiğim şu ki, hatalar kesin olarak her zaman ve her yerde karşımıza çıkıyor. Benim eğitildiğim gibi bir sistemi alın ve hata yapması muhtemel sağlık personelini onun dışına atın. Geriye hiç kimse kalmaz.

Gösterilerimde herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söylüyorum, “İşte benim en kötü yanlışım bu, sizinkinden ne haber?” ve mikrofonu onlara uzatıyorum. Göz bebekleri büyüyor, irkiliyorlar, sonra güçlükle yutkunup hikayelerini anlatmaya başlıyorlar. Kendi hikayelerini anlatmak istiyorlar. Paylaşmak istiyorlar. Söylemeyi istiyorlar ki; “Bak, benim yaptığım hatayı sen yapma.” Böyle şeyleri söyleyebilecekleri bir ortama ihtiyaçları var. Yeniden tanımlanmış bir tıp kültürü anlayışına ihtiyaçları var.

Benim adım Brian Goldman. Ben yeniden tanımlanmış bir doktorum. Bir insanım. Hatalar yaparım. Bundan dolayı üzgünüm.

Ve izin verin kendime ait üç kelimeyle konuşmama son vereyim: “Evet, hastamı hatırlıyorum.”

Brian Goldman’ın orijinal TEDx konuşması

Bu yazı, orijinal konuşmanın Sancak Gülgen tarafından revize edilmiş Türkçe tercümesinden yazı diline çevirilmiş ve kısaltılmıştır.

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. mihriban dedi ki:

    evet bazen doktarlarda hata yapabilirler.
    mesela kandırmaca gibi
    mesala diyelim ki
    bir ilaç 30 tl ise
    o ilacı yani daha çok para gelsin diye 50 tl yapar kendisi
    ama bazı doktorlar yani her doktor değil……

    • victory dedi ki:

      O ne garip bir hikaye Mihriban? Doktorların ilaçları “pahalılandırmakla” ne alakası var? Pahalı ilaç yazmaktan bahsediyorsan, onun para olarak doktorlara bir dönüşü falan olmuyor ki yahu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir