Vaktimiz dolmadan vaktimizi dolduralım

Vaktimiz dolmadan vaktimizi dolduralım

Vaktimiz dolmadan vaktimizi dolduralımSesi duyuyor musun? Etrafımızda bize zamanın akıp gittiğini gösteren o kadar çok ses olabiliyor ki… En basitinden saatin tik-takları, musluktan kaçışan damlaların şıpırtısı ve hatta düdüklü tencerenin haykırışı… Hepsi bize yeni bir zaman diliminin daha geçtiğinin habercisi aslında. Ama nedense biz çoğunlukla bu sesleri yok saymayı yeğleriz. Onları duymamaya çalışırız. Kulaklarımızı tıkar ya da onlardan daha yüksek bir ses, bir gürültü oluşturmaya çabalarız. Çabamız acaba insanı bir süre sonra çileden çıkaran o ritmik ses dizilerinden mi kaçmaktır, yoksa vaktin ne denli hızlı geçtiğini fark etmekten mi?

Bana göre çoğumuzda çoğunlukla ikincisi geçerli. Diğer zamanlarda da arka planda yatıyor. Eğer vaktin geçtiğini bilmekten kaçmak için bu seslerden de kaçıyorsak, zamanımızın kıymetini bilmek içinde kendimize bu seslerli telkin edebiliriz.

Bunu bir deneyin. Mesela televizyon seyrederken fısıltıyla söyleyin: tik tak tik tak tik tak… İnternette boş boş turlarken tekrarlayın: şıp şıp şip şıp şıp… Bir dizide saplanıp kalmışken söylenin: Fiiiiiiiuuuuuuuu… “Vakit doldu!”

Elimizdeki zaman çok kısıtlı. Bu zaman zarfında boş işlerle uğraşmak yerine akıllılık yapıp lüzumlu ve faydalı bilgiler öğrenip, işler yapmaya çalışalım. Vaktimiz dolmadan vaktimizi dolduralım.

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir