2. Dünya Savaşı’nda Amerikalı Pilota Yardım Eden Alman Pilot

Charlie Brown ve Franz Stigler olayı, Bremen’deki başarılı bir bombalamanın ardından, Teğmen Charles “Charlie” Brown’un “Ye Olde Pub” adlı B-17 Uçan Kalesi’nin Alman savaş uçakları tarafından ciddi hasara uğratıldığı 20 Aralık 1943’te meydana geldi. Luftwaffe pilotu Franz Stigler, ağır hasarlı bombardıman uçağını vurma fırsatı bulmasına rağmen, bunu yapmadı. Brown’un kapsamlı bir araştırmasının ardından, iki pilot 40 yıl sonra bir araya geldiler ve bu iletişim, Stigler’in Mart 2008’de ölümüne kadar süren bir dostluğa dönüştü.

Teğmen Charles L. “Charlie” Brown, İngiltere’de RAF Kimbolton’da konuşlandırılan Birleşik Devletler Ordusu Hava Kuvvetleri (USAAF)’nin 8. Hava Üssü’nde 379. Bombardıman Grubu’nda B-17F pilotuydu. Bavyera’dan eski bir hava yolu pilotu olan Franz Stigler ise, Jagdgeschwader 27’ye (Savaşçı Kanat 27) bağlı bir emektar Luftwaffe savaş pilotuydu; o sırada, adına 27 zafer etiketi (çentiği) vardı ve bir tane daha düşman bombardıman uçağı düşürebilirse, imrendiği Şövalye Haçı’na hak kazanacaktı (Bunun için gerekli zafer sayısı 30 idi. Nazi Almanyasında bombardıman uçağının vurulması savaş uçağına kıyasla 3 puan değerindeydi).

“Birileri Alman uçağı kokpitinde bir insanın oturuyor olamayacağına karar vermişlerdi.”

Görev, Ye Olde Pub ekibinin ilk göreviydi ve Bremen’deki Focke-Wulf 190 uçak üretim tesisini hedef alıyordu. 527. Bombardıman Filosu’nun adamları, görev öncesi bir brifingde yüzlerce Alman savaş uçağıyla karşılaşabileceklerini bildirdiler. Bremen, 250 uçaksavar silahla korunuyordu.

Brown’un B-17si, -60°C’lik bir dış hava sıcaklığı ile 27.300 ft (8,300 m)’te 10 dakikalık bomba hücumuna başladı. Bombardıman uçağı bomba yükünü serbest bırakamadan, uçaksavar isabeti uçağın burnundaki pleksiglas camı parçaladı, iki numaralı motoru saf dışı bıraktı ve dahası dört numaralı motora hasar verdi. Uçak henüz görevine geçemeden ciddi hasarlı duruma gelmişti ve aşırı hızlanmayı önlemek için (gaz kollarını) geri çekmek zorunda kaldı. Hasar bombardıman uçağını yavaşlattı ve Brown, pozisyonunda/formasyonunda kalamadı ve geri düştü.

Savaş Uçağı Saldırıları

Brown’un zor durumda olan B-17’si şimdi de bir düzineden fazla düşman savaş uçağı tarafından saldırıya uğruyordu. Hasar daha da arttı. Bombardıman uçağının iç oksijen, hidrolik ve elektrik sistemleri de hasar gördü. Mürettebatın çoğu yaralandı: Telsiz yok edildi ve bombardıman uçağının dış kısmı ağır hasar gördü.

Franz Stigler

Luftwaffe’dan Binbaşı Franz Stigler

Brown’ın hasar gören bombardıman uçağı, havalanan bölgede yakıt ikmali yaparak yeniden silahlanan Franz Stigler’in de aralarında bulunduğu Almanlar tarafından tespit edildi. Stigler hemen Messerschmitt Bf 109 G-6 tipi uçağını kaldırdı ve Brown’un uçağını yakaladı. Stigler uçağın hasarlı gövdesinden dolayı içerideki yaralı ve etkisiz haldeki mürettebatı görebiliyordu. Tam da bu noktada, Amerikan pilot için bir sürpriz oldu, Stigler ağır hasarlı uçağa ateş açmadı.

Stigler iki kez Brown’u Alman havaalanına indirmeye ya da onun ve mürettebatının tıbbi tedavi alabileceği tarafsız İsveç’e yönlendirmeye çalıştı. Brown ve B-17 mürettebatı Stigler’ın ne demeye çalıştığını ve jest yapmaya çalıştığını anlayamadığı için yönlendirmesine uymadılar ve uçmaya devam ettiler. Stigler sonraları, Brown’a onları İsveç’e uçurmaya çalıştığını söyleyecekti. Stigler, Alman uçaksavarları ateş açmasın diye Brown’un uçağının sol (iskele) tarafında uçmaya devam etti ve hasarlı B-17 açık denize ulaşana kadar sahil boyunca onlara eşlik etti. Brown o sırada Stigler’ın niyetinden emin olmadığı için arka topçusuna silahı Stigler’a çevirmesini ama ateş etmemesini emretti. Brown’ın verdiği mesajı anlayan ve bombardıman uçağının Alman hava sahasından ayrıldığını gören Stigler, selam vererek oradan ayrıldı.

Yere İniş

Brown, Kuzey Denizi boyunca 400 km (250 mil) uçmayı başardı ve uçağını RAF (Kraliyet Hava Kuvvetleri) Seething’e indirdi (Uçağın iniş sonrası hali yazımızın kapak fotoğrafında yer alıyor). Görev sonrası brifingde, bir Alman pilotun onu nasıl bıraktığı konusunda subaylarını bilgilendirdi. Kendisine, düşman pilotlarına karşı olumlu bir hava oluşmaması için bunu kimseye söylememesi emredildi. Brown, daha sonra bu yaklaşımı, “Birileri Alman uçağı kokpitinde bir insanın oturuyor olamayacağına karar vermişlerdi” diye yorumlayacaktı.

Stigler ise, savaş sırasında düşmanın canını bağışlayan Alman pilotun idam riskiyle karşı karşıya kalacağını bildiğinden, olayı komuta subaylarına anlatmadı.

Savaş Sonrası ve Pilotların Buluşması

Savaştan sonra Brown, West Virgina’daki evine döndü ve üniversitede okudu. Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri’ne 1949’da geri döndü ve 1965’e kadar hizmet etti.

Stigler 1953’te Kanada’ya taşındı ve başarılı bir işadamı oldu.

1986 yılında bir savaş pilotları buluşması etkinliğinde, Emekli Albay Brown’un konuşma yapması istendi. Biri ona 2. Dünya Savaşı’ndan hatırında kalan bir görev olup olmadığını sordu. Brown biraz düşündü ve Stigler’ın uçağına eşlik edişini ve selamını hatırladı. Bunun üzerine Brown, tanımadığı bu Alman pilotu bulması gerektiğine karar verdi.

Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri ve Batı Alman Hava Kuvvetleri’nin, diğer pilotun kim olduğuna ışık tutabilecek kayıtlarını arayarak geçen 4 yıl sonrasında, Brown’un elinde çok fazla şey yoktu. Sonra bir savaş pilotu derneği bültenine konuyu anlatan bir mektup yazdı. Bir kaç ay sonra Kanada’da yaşayan Stigler’dan bir mektup aldı. “O bendim” diyordu Stigler! Telefonda konuştuklarında Stigler, Brown’un onun Alman savaş pilotu olduğuna inanması için bilmesi gereken her şeyi anlattı: Kendi uçağını tarif etti, nasıl eşlik ettiğini ve selamını tarif etti.

1990 ve 2008 yılları arasında, Charlie Brown ve Franz Stigler yakın arkadaş oldular ve 2008’de, bir kaç ay arayla ölmelerine kadar öyle kaldılar.

Charles Brown ve eşi Jackie (sol) ile Franz Stigler ve eşi Hiya.

Kaynak: Wikipedia

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir