
İstanbul, tarihin hemen her döneminde, bölgenin en önemli şehri olmuştu. Dolayısıyla her dönemde bu şehrin yiyecek ve su gibi temel ihtiyaç alanlarında oldukça oturmuş ikmal yöntemleri kullanılmıştı. Su sarnıçları ve su kemerleri bu yöntemlere örnek olarak sayılabilir.
İsterseniz bu yazımızda, 17.-18. yüzyıllarda İstanbul’a bazı yiyecek maddelerinin nerelerden getirildiğini anlatalım:
İstanbul nüfusunun yiyecek konusundaki sıkıntılarını ortadan kaldırmak için, dönemin nakil yöntemleri tümüyle kullanılıyordu. Yiyecek maddelerinin nakli; hem kara, hem de deniz yoluyla yapılmaktaydı.
Daha çok sahillerde olan yerleşim alanlarından yiyecek maddeleri temin edilmeye çalışılmaktaydı. Karayollarında nakliyat, hayvan sırtında yapılıyordu. Genellikle deve, at, katır ve merkep bu iş için kullanılıyordu. Kara yoluyla ulaşımdan çok daha hızlı olduğu için, yiyecek maddelerinin Yazının tamamını oku »
Toprağı bol olsun Belçika Kralı I. Baudouin’in cenazesi 7 Ağustos 1993’te gömülmeden önce sekiz gün bekletilmişti. Saray, haşmetlinin ölümünden sonra cenaze töreninin hazırlıklarıyla uğraşmış, törene katılacak misafirler, cenazenin gideceği güzergah, yapılacak dini merasim, provalar vs için 8 gün gerekmişti.
MÖ 1300’lü yıllarda dünya değiştiren Firavun Tutankamon’un ölüsünü kaldırabilmek için 70 günlük süre anca yetmişti. Zira Belçikalı’dan farklı olarak cenaze mumyalanmış, kendisine öbür tarafta yarayacağına inandıkları eşyaları, beraberinde gömülmek üzere hazırlanmıştı.
Alman Krupp hanedanlığının son varislerinden Arndt von Bohlen und Halbach, firavunların gömülme şeklinden etkilenmiş olsa gerek, ölümünden 9 ay önce bir vasiyet kaleme alır. İngilizlerin Empire nişanı alan biri olarak, lacivert üniformasını giymek, kaşlarıyla kirpiklerine de boya sürülmesini istiyordu. Şöyle diyordu; “Yüzüme hafif bir makyaj yapılmalı ki ölü solukluğu olmasın.” Yazının tamamını oku »