1.0 En Yalnız Versiyondur

1.0 En Yalnız Versiyondur
WordPress’in kurucusu Matt Mullenweg’ten girişimcilere altın niteliğinde tavsiyeler:

Girişimcilerin çoğu Steve Jobs’u idolleştirir. Çok mükemmeliyetçi olduğunu söylerler. Cupertino’daki 1 Infinite Loop’un kapılarından ne çıkarsa çıksın, Apple hayranlarını deliye çevirecek kadar iyidir. Her zaman!

Bense Apple’ı tam tersi sebeple severim: Bir ürünün bitmemiş 1.0 versiyonunu dünyaya açmaktan kaçınmazlar.

İlk 1G iPhone‘umu hatırlıyorum. Dükkan kapısında saatlerce bekleyip, parmağımı kaydırarak açtığım o telefona ulaşmıştım. Harika bir histi. Star Trek’in bir çok şeyi yapabilen Tricorder‘ı gibi büyülü bir havası vardı. Ama aslında, sürekli çağrılarımı düşüren ve yüzlerce dolar verdiğim kulaklıklardan hiç birini kullanamadığım, hiçbir uygulaması olmayan, kopyala-yapıştır özelliği bulunmayan ve fazlasıyla yavaş olan bir cihazdı.

İşin çılgınca tarafı, orijinal iPhone’un piyasaya çıktığı günlerde, Apple kampüsündeki gizli bir odada iPhone 3GS‘nin çalışan bir prototipinin bulunduğundan eminiz. Hatta muhtemelen Steve Jobs’un cebinde de o vardı. Daha hızlı işlemcili, pil ömrü uzun, kulaklık girişi normal bir iPhone. Kusursuz. Herkes durmadan eleştirirken, aslında hatalarını düzelttiğiniz, ancak rekabet şartları oluşmadığı için piyasaya veremediğiniz daha iyi bir ürününüzün olduğunu söyleyememek acı olmalı.

WordPress’in geliştirilme tarihinde, kayıp bir yıl vardır. 2.0 versiyonu 31 Aralık 2005’te çıktı ve 2.1 versiyonunun çıkması için bir yıldan uzun zaman geçmesi gerekti (22 Ocak 2007). Tarih aralığına bakınca, sanki açık kaynak dünyası büyük bir darbe almış veya geliştiriciler şirketi terk etmiş gibi görünüyor. Aslında aksine, 2006 yılı bizim için harika bir yıldı. O yıl WordPress 1,5 milyondan fazla indirildi ve meşhur bloglar da WordPres kullanmaya başladılar. İlginin artmasıyla birlikte çok sayıda geliştirici daha aramıza katıldı ve hata düzeltmeleri ve yenilikler hız kazandı.

Bizi güncelleme yapmaktan geri tutan şey, “daha iyisini” yapma telaşıydı. Eğer kuma bir çizgi çekip “Bitti” diyebilmeyi başarsaydık, o yıl üç ana sürüm yayınlayabilirdik. Ama bir sürümün yayınlanmasından sonra ne kadar vakit geçerse, yeni sürümden beklenenler de o kadar artıyor. Bu yüzden bazı projelerin hayata geçmesi bir türlü mümkün olmuyor.

İlk iPhone çıktığında, Apple çalışanları muhtemelen ortaya çıkan üründen utanmışlardı. Ama ürününüzün ilk versiyonundan utanmıyorsanız, çok geç kalmışsınız demektir.

Kullanım, fikirler için oksijen niteliğindedir. Piyasaya sürmeden, kitlelerin ürününüz hakkında neler düşüneceğini asla kestiremezsiniz. Bu şu demek oluyor: Halka açık olmayan bir iş üzerinde çalıştığınız her dakika, gerçek dünyanın oksijeninden mahrum kalan o şey aslında ölüyor. Hatta daha da kötüsü, çünkü siz bir fikri geliştirmeyi yarıladığınızda, dünyanın değişik yerlerinde aynı fikir üzerinde çalışan veya hitap edeceğiniz piyasa şartlarını değiştirecek olan en az üç – dört ekip daha oluyor.

Unutmayın: Ürününüzü erken sunarak, gerçek insanların ürününüz hakkındaki fikirlerini erkenden duyma ve böylece rekabette öne geçme imkanına sahip oluyorsunuz.

“Gerçek sanatçılar, ürünlerini piyasaya sunarlar.” — Steve Jobs, 1983

Kaynak: MATT MULLENWEG, Ma.tt

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir