Biliyoruz. Hayatınızın belli dönemlerinde, masanızdan kalkmadan saatler boyunca ders çalışmanız gerekiyor.
Biliyoruz. Siz de, her seferinde saatlerce ders çalışma hayaliyle masanızın başına geliyorsunuz.
… ve evet biliyoruz, bu hayaliniz, çalışmanızın daha başında yerinizden kalkıp, bilgisayara, televizyona, sokağa, uyumaya gitmenizle son buluyor.
Ders çalışma hayaliniz bir şekilde sekteye uğrayınca üzülüyor, sıkıntıya düşüyor, “Masadan hiç kalkmamalıydım!” diyorsunuz. Yazının tamamını oku »
Temel ve arkadaşları geyik avına çıkmışlar.
Av sırasında ikişer kişilik gruplara ayrılıp, avdan sonra kalacakları otelde buluşmaya karar vermişler.
Karanlık basmış, avcılar otele gelmişler, ama bir de bakmışlar ki; arkadaşlarından Temel ile Dursun yok.
Tam onları aramaya çıkacaklarken, Temel’in sırtında bir geyik olduğu halde oflaya puflaya otele doğru yaklaştığını görmüşler. Yazının tamamını oku »
İkinci Dünya Savaşı yılları… Hitler’in Almanya’sı hemen her yerle savaş halinde. Fabrikalar sürekli silah üretiyor, kolundan tutulan cepheye götürülüyor.
Almanlar’ın tavşan etine olan düşkünlükleri biliniyor. Ancak “Damak tadı” ifadesi sözlüklerde kalmış, kimseler tarafından kullanılamıyor. Hasılı, zevkler bir kenara atılmış; bir lokma ekmek bulanlar şanslı sayılıyor.
Bir Alman’ın da canı fena hâlde tavşan eti çekmiş. Ama o sırada nereden bulsun? Nasıl oluyorsa oluyor, bir gün dolaşırken camında “Tavşan kebabı bulunur” yazan bir lokanta görüyor. Tabii hemen dalıyor içeriye. Bir masaya ilişip afiyetle yiyor kebabı. Ama kebabın tadında bir gariplik hissediyor ve şefi çağırtıyor. Şef gelince, adam: Yazının tamamını oku »
Günlük işlerimizle uğraşırken, zaman zaman kendimizi tartışmaların tam orta yerinde buluveriyoruz. Fikirlerimizi savunacağız derken; yok yere karşımızdakileri kırabiliyor, işin tadını kaçırabiliyoruz. Tam da böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında hatırlanması gereken bir fıkra. Ne için yarıştığımızı bilelim diye…
Temel, askerliğini paraşütçü olarak yapıyormuş.
Kendisi gibi paraşütçü olan arkadaşı Dursun’la hangisinin daha iyi paraşütçü olduğu konusunda tartışmaya başlamışlar.
İddialarını yerde çözemeyeceklerini anlayınca da bir atlayış yapıp performanslarını kıyaslamaya karar vermişler.
Uçağa binmişler ve iyice yükseğe çıkmışlar. Yazının tamamını oku »

Biz hayvanların kaçış hikayelerini, en sık kurban bayramlarında duyarız. Gerçekten de koca koca danaların sahiplerinin elinden kurtulmaları, haber yapmaya değebilecek enteresanlıktadır. Fakat bizim danalar genelde ekip çalışmasına girişmezler, insanların canlarını yakmazlar. Hele hele asla bisiklete binmeye çalışmazlar. Bunlar da nereden çıktı demeyin! Bazı kaçak hayvanlar, bu söylediklerimizden de fazlasını yaparlar!
Dolaşan Mandalar
Kaçak hayvanların sahip olması gereken bazı özellikler vardır. Bir kere hızlı olmalıdırlar, sonra iri veya çok küçük olmalıdırlar. İri olanlar kol kuvvetiyle kolay yakalanamazlar, küçükler ise bir yerlere kolayca gizlenebilirler. Hepsinden önemlisi, zeki olmalıdırlar; peşlerindeki insanları ancak böyle atlatabilirler. Yazının tamamını oku »
10 Aralık 2008, Çarşamba //
victory
Bayram geldi de geçiyor, ancak çok sayın karakter tahlili uzmanlarımız “bayrama özel” bir kişilik testini sizlerle paylaşmamız gerektiğini düşünüyorlar. Artık standart haline gelmiş bayram alışkanlıklarınızı biraz düşünün ve aşağıdaki testimizi cevaplandırarak karakterinizle ilgili çizdiğimiz tabloyu okuyun. Bakalım dışarıdan bakan biri sizin hakkınızda ne düşünebilir.
1. Hayvanı yüklenip eve geldiniz. Uzmanlar “Et soğuyana kadar bekleyin.” diyorlar. Siz ne diyorsunuz?
a. Hadi canım siz de. Beklemem, bekleyemem.
b. Beklemeye niyetlensem de, fazla dayanamam girişirim.
c. Üç-dört saat soğusun diye beklerim.
d. Kesinlikle. Uzmanların bu konudaki görüşlerine katılıyorum.
2. Kurbanlık eti en çok ne şekilde beğenirsiniz?
a. Kavurma Yazının tamamını oku »
Erzurum’a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir hatıra…
Bir iş yerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı iş yerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, iş yerinden telefon:
- Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir.
Teknik servis elemanı sorar:
- Nasıl yapıyorsunuz? Yazının tamamını oku »
“Düğmeye basıyorum, ama kahve koyacağı açılmıyor” gibi garip sorularla bilgi-işlem çalışanlarına sinir krizleri geçirtenleri, bilgisayarların ortaya çıktığı ilk yıllardan beri duyuyoruz. Siz de bu cümlelerin abartıldığını veya artık bilgisayarı tanımayan insan kalmadığı için bu tip cümlelerin duyulamayacağını düşünenlerdenseniz, bahsedeceğimiz çalışmayı okumak fikirlerinizi değiştirebilir.
Dünyanın hemen her yerine teknolojik çözümler sunan Robert Half Technology firması, 100′den fazla çalışanı olan 1400 ABD’li firmanın CIO’larıyla telefonla görüşerek bir çalışma yapmış.
CIO’lara “Sizin, yardım merkezinizin veya teknik destek hattınızın karşılaştığı en garip veya beklenmedik istek neydi?” sorusu sorulmuş. Yazının tamamını oku »