Puşkin

Puşkin

PuşkinPuşkin, elbette buzlu Moskova sokaklarını da, sıcak Petersburg salonlarını da güzel anlatır. Ama onun güzel anlattığı bir başka şey; İslâm’ın ahkâmı ve Müslümanların ahlakıdır.

Aleksandır Sergeyeviç, bizim bildiğimiz adıyla Puşkin, 1799’da Moskova’da doğar. Babası, soyu Kartaca Kralo Anibal’a uzanan bir asil, annesi Çar’ın sadık uşağının torunudur. Hasılı Sergeyeviçler kenarından köşesinden de olsa saraylı sayılırlar. Ailecek okur, yazar, deri cildli eserlere avuç dolusu ruble yatırırlar.

Puşkin, kütüphanesi olan ve Fransızca konuşulan bir evde (Zaharova Çiftliği) yetişir ve ufacıkken yazmaya başlar. En iyi akademilerde okur ve Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başlar. Ancak Puşkin, soylular ve aristokratlarla dolanmasına rağmen “cici çocuk” olamaz, durup durup kovana çomak sokar. Gizli servis, isyankar şiirleri sebebiyle onu takibe alır ve işine son verip sürgüne yollar. İşte tam burada dedesinin hatırı devreye girer ve Çar, Puşkin’i Petersburg’a getirip bizzat sahip çıkar.

Puşkin otuz iki yaşındayken on altılık bir kızla yuvasını kurar. Karısı Natalia, boylu poslu, alımlı ve azıcık hareketlice bir kadındır. Petersburg sosyetesi böylesini az görmüştür ve bütün çapkınlar peşine takılırlar. Hele Baron Georges d’Antçs adlı Fransız subayı aşikâre yapışıp yılışınca, işin tadı kaçar. Sağda solda fısıltılar yükselir ve onuruna düşkün olan Puşkin çok yıpranır. Ona göre yapılacak tek iş kalmıştır: “Düello!”

Gelgelelim bu sırnaşık baronun en iyi bildiği şey vuruşmaktır. Adam Meksikalı gringolar gibi silah kullanır. Nitekim şairimiz elini beline atmadan o tabancasını sıyırır ve kurşunu Puşkin’in kafasına yapıştırır. Çar, Puşkin’in cesedini gizlice Petersburg’dan çıkarır ve babasının çiftliğinde istirahatgâhına bırakır. Hasılı Puşkin gencecik ölür ve eşini hayatının baharında dul bırakır (1837). Evet Puşkin 38 yıl yaşar ama Rus edebiyatında derin izler bırakır.

Yüz milyonlara ulaşır

Puşkin, ilk kitabını (Şair Arkadaşa) henüz on dört yaşındayken bastırır. Onun çok kitabı vardır ama en meşhuru “Yevgeny Onegin” isimli manzum romanıdır. Tam yedi yılını verdiği eserde adeta kendini anlatır. Sanki Yevgeny, Puşkin’in birebir kopyasıdır. Hele romanının kadın kahramanı Tatyana, karısı Natalia’yı çok andırır. Yevgeny de kıskançlık ve pişmanlık krizine girer ve ölüm kokan bir düelloya çıkıp Tatyana’sını yalnız bırakır.

Edebiyatçılara sorarsanız, İngilizler için Shakespeare, Almanlar için Geothe, İtalyanlar için Dante neyse, Ruslar için de Puşkin odur.

Puşkin kullandığı sade ve akıcı üslupla Rus edebiyatını salonlardan çıkarır. Eğer Çar taraftarlarına sorarsanız, o ulusunu yüceltmeye çalışan bir milliyetçi; bolşeviklere sorarsanız ateşli bir devrimcidir. Rusça bilenler için Puşkin’in dizeleri bulunmaz bir şölendir, ama çevirileri de (Rus aruzundan mahrum olmasına rağmen) zevkle okunur. Hele millet Puşkin’de kendince bir şeyler bulur. Zaten onu ünlü yapan bu muhteşem yalınlığıdır ki, kitapları 104 dile çevirilir, yüz milyonlara ulaşır.

Düşsünler birer birer

Puşkin, aykırı şiirler yazdığı yıllarda Kırım’a sürülür. Başlangıçta Müslüman Tatarlardan çok çekinir. Ama bu insanlar ona mesafe koymazlar. Petersburg asilzadeleri birbirlerine kazık atmak için fırsat kollarken, Tatarlar doğruluktan tad alırlar. Cömert, samimi ve saygılıdırlar. İslâm’ın emirlerine sadakatle uyar, Mekke ve Medine’yi görebilmek için can atarlar. Gurur-kibir bilmez, kendileri için çok şey istemezler. Ancak dinlerine saldırıldı mı, gözlerini kırpmadan meydana çıkar; şehid olasıya vuruşurlar. Puşkin onlardan çok etkilenir, nitekim “Bahçesaray Sersebili” isimli eserinde Tatarlara geniş yer verir. Hoş gerçi, onun Müslüman olduğunu söyleyenler de az değildir.

Siz de benim gibi şaşırdınız değil mi? Bu şiiri okuyun, hak vereceksiniz…

Sabit yer yüzü sabit
Göklerse kubbe kubbe
Sensin ey Yüce Yaradan!
Sensin tutan öylece.

Karaları boğar denizler
Denizler toprağa bürünemez
Dağların altında ezilmekten
Sensin bizi koruyan… Sen!

Rahimdir O
Rahmandır O
Nurlar saçan Kur’an’ı,
Muhammed’e indirendir O.

Yönelelim Kur’an’ın aydınlığına
Birlikte koşalım onun nuruna

Perdeler, perdeler insin perdeler
Gözlerimizin önünden gitsin engeller
Kur’an’la aramızdaki duvarlar
Düşsünler artık, birer birer…

(Puşkin)

Kaynak: İrfan Özfatura – Ahmed Sırrı Arvas, Her Parlayan Yıldız Değildir

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Muhammet CÜN dedi ki:

    Gerçekten güzel bir yazı olmuş.Özellikle Puşkin’in İslama ılımlı bakması çok hoşuma gitti.Sayenizde Puşkin’in sadece bir rus yazarı olmadığını öğrendim.
    Çalışmalarınızın devamını diliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir