2017’de Ekonomi Nasıldı?

2017’ye başlarken ekonomi ve diğer konularda 2016’nın fotokopisi olmaması için dileklerde bulunmuştuk. Nitekim Türkiye olarak içeride iyi bir sene geçirdiğimizi söyleyebilirim. Bu makaleyi yazarken mikro ve makro açıdan 2 farklı bakış açısıyla bakmaya çalıştım. Dolayısıyla yazıyı başlıklar altında incelemenin daha gerçekçi olacağı kanısındayım.

Dünya’da 2017 Ekonomisi

Türkiye açısından jeopolitik riskler geçmiş yıllara nazaran daha problemliydi. Dünya’da ABD Başkanı Donald Trump fırtınası eserken bizi teğet geçmesi mümkün değildi. Dolayısıyla kırılgan beşli ülkeleri grubunda yer alan Türkiye’de bu fırtınadan nasibini aldı. Avrupa cephesinden bakıldığında ise Avrupa Merkez Bankası başkanı Mario Draghi’nin uzun yıllar sürecek dediği Avrupa’yı kurtarma planı yavaş yavaş meyvelerini vermeye başladı. Başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa’da işlerin iyi gitmeye başladığını söyleyebiliriz. Fakat bu durum ABD ekonomisinin tarihin en iyi yıllarından birini geçirerek 2017’yi işsizlik, büyüme ve enflasyon üçgeninde bu yılı dünyadaki en başarılı ülkelerin başında kapattığı gerçeğini değiştirmedi. ABD’nin sermayeyi kendi ülkesine geri çekmek amacıyla yapmakta olduğu faiz artırımları bu yılda gerçekleşti. Dolar kuru dünyada değerine değer kattı. Ve ABD Merkez Bankası (FED) başkanı Janet Yellen ABD tarihinin en başarılı başkanı olarak görev süresini tamamladı.

Peki Türkiye’de Neler Oldu?

Global tarafı bir kenara bırakırsak Türkiye cephesinde ekonomiyi yönlendiren kavram ne diye sorarsanız, “Devlet Teşvikleri” yeterli olacaktır. Hükümet 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilmeye çalışılan hain darbe planının yaralarını sarmak için ekonomi koordinasyon kurulunu toplayarak “Acil Eylem Planları” adı altında başta Kredi Garanti Fonu (KGF) olmak üzere tüm ekonomi kurtarıcılarını devreye soktu.

Türkiye yılı yaklaşık %7 büyüyerek kapatacak. En kırılgan yanımız olan enflasyon ise çift hanelerde seyrederek ileri yönelik olumsuz sinyaller verdi. İhracattaki en büyük ortağımız Avrupa’daki işlerin düzelmesiyle Türkiye’de ihracat hızla arttı. İşsizlik ise özellikle genç kesimin yüzünü güldürmedi.

Devlet, bankalardan başlamak suretiyle esnaf, kobi, serbest meslek erbablarına ve hane halklarına kadar tüm ekonomi karar birimlerine teşvikler sunarak yaraları sarmaya çalıştı.Ve bu yaralar sarıldıktan sonra ilaç masraflarını toplamak için 2018 yılında devreye girmesi planlanan “MTV, ÖTV, ÖİV, Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi” tarzı zorunlu alınan vergi oranlarını artırmak için kolları sıvadı.

Ülkemizin sosyal,siyasal ve ekonomi açısından en büyük problemlerinden olan Terör Örgütleriyle mücadeledeki başarısı alternatif maliyet kavramını öne çıkardı. Dolayısıyla kaçakçılık ve terör için oluşturulan bütçe fazla verdi.

Finansal piyasaları inceleyecek olursak Borsa İstanbul KGF’nin de katkısıyla pozitif ayrışan borsalardan oldu. 100.000 psikolojik seviyesinin üzerine çıkarak tarihi rekor kırdı. Döviz kurlarındaki hareketler son 3 yılı incelediğimizde geçmiş yıllara göre daha sınırlı bir artış gösterdi. Altın her zamanki gibi yatırımcısına hiç kaybettirmedi ve yatırımcılarına reel getiri sağlamaya devam etti.

2018 için devletin daraltıcı maliye politikasını uygulanacağı bilindiğinde ve seçim ihtimalleri göz önüne alındığında hükümet politikaları yine başı çekecek gibi duruyor. Özel sektörse bir süre daha zor günler geçirmeye devam edecek. Şirket yöneticileri Teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarına önem vermeyip katma değerli üretim sağlanmadıkları müddetçe bu şekilde olmaya devam edecek.

Nihayet iyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bırakmış bulunmaktayız 2018 yılının da muhasebesini yaparken tekrar görüşmek dileğiyle..

 

Mehmet Sedat Ocak
Mail:
mehmetsedat.ocak@gmail.com
Twitter: @sedat_ocakk

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. Rüçhan dedi ki:

    Teşekkürler Sedat bey. Özellikle twitter’dan sıkı takip ediyorum

  2. Sedat Ocak dedi ki:

    Çok teşekkür ediyorum Rüçhan bey saygılarımı sunuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir