Robota duygu lazım mı?

Robota duygu lazım mı?

Android PolisRobotlar… Yaklaşık bir yüzyıldır üzerinde çok konuşulan aletler. İnsana benzer özellikler kazandırılmaya çalışıldıkça, bilimkurgu severlerin heyecandan yerlerinden fırladıkları makineler. “Birgün bizi yenebilirler mi?” diye düşünenlerle, “Aha şuraya yazıyorum, bunlar bize hiçbir şey yapamaz!” diyenlerin keskin tezatlar yaşadıkları konu.

Açıp 30 yıl öncenin bilim dergilerine bir göz atarsanız, günümüzün nasıl tasavvur edildiğini daha kolay anlarsınız.

Uçan arabalar, insan gibi makineler, yuvarlak kavanozlarda yaşayan insanlar…

Hem de 2000li yılları tasvir eden resimlerde…

İnsan zekası, üretkenliği ve bunlarla harmanlanan beklentileri; demek ki bilimin ilerleme hızının da üzerinde.

Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, “Bilim için büyük, bilimkurgucular için küçük” denebilecek kadar yavaş ilerlediğimizi görüyoruz robot yapımında.

Mekanik ve elektronik yığınla problemin çözüldüğü günümüzde, bilim adamlarının önlerinde daha ciddi bir soru yer alıyor:

“Robotların da duyguları olmalı mı?”

“Olmalı” diyenleri, “Şu robotları insanlara benzetmek için yırtınıyorsunuz yahu!” diye suçluyor ötekiler.

Duyguların, bir işi başarmada yarardan çok zarar verdiğini düşünüyor “Duygu olmasın” diyenler.

Robotların korku, öfke, sevinç gibi temel duygulara sahip olması gerektiğini düşünenler durumu şöyle örneklendiriyorlar:

Age of Empires’daki veya C & C: Generals’daki askerlerinizi düşünün: Askeri seçer, yüz atlının ortasına yollarsınız. O da gider.

“Gitmem” diyemez, “Öldüreceksin sen beni” diye düşünemez.

Hadi bunlar neyse de, morali asla bozulmaz!

Sanki kendi ayarında bir askerle savaşmaya gidiyormuş gibi dalıverir ordunun arasına. Canı bitene kadar da (Nasıl bir tabirse bu) aynı şiddetle vurur düşmanına.

Duyguları olsaydı böyle yapabilir miydi?

Yapamazdı. En azından her zaman yapamazdı.

Arkasında 100 askerden oluşan dost birlik varken, “Hadi git düşmana saldır!” dediğinizde, “Bir dakika arkadaş! Bunlar da gelsin beraber gidelim!” diyebilirdi.

Böyle diyebildiği için de boş yere -oyundaki adıyla- ölmez, sizi bir askerden mahrum bırakmazdı (Veya içinizdeki sadist duyguları tatmin ettirmezdi).

Bu noktada “Duygu olmasın” diyenler, karşı çıkıyorlar. Onlara göre bir robot, her zaman sahibinin istediğini yapmalı. “Aksi olursa kaos olur! Robotlar yener bizi!”

Yenebilirler mi sahi?

Diyelim ki yapay zekaları muhteşem oldu, grup oluşturabiliyor, karşılıklı etkileşebiliyor, strateji kurabiliyorlar.

İnsanlardan, zeka bakımından daha güçlü olabilecekler mi?

Bu konuda kafa yoranlar, “Kendilerini üreten kişiden asla daha zeki olamaz” diyorlar.

Daha çevik olabilir, daha keskin nişan alabilir, daha güçlü vurabilir, daha çabuk hesap yapabilir…

Ama sahibi ne kadarına uygun ürettiyse.

Bütün insanlardan daha iyi karar verebilecek bir yapay zeka bulabilseydi birisi, herhalde önce kendisi kullanır, doğru adımları atardı.

“Kelin ilacı olsa” derler ya.

Hollanda’nın Utrech Üniversitesi’nde görevli olan Mehdi Dastani ve arkadaşları , yazımıza konu ettiğimiz “Acaba robotların da taklit duyguları olsa daha iyi çalışabilirler mi?” sorusunu incelemişler. Bunun için robotlara 22 duygu halini (Öfke, sevinç, ümit… Aklınıza ne gelirse) yerleştirmişler.

Araştırmacılar, böyle bir uygulamayla robotların daha kolay çalışabildiklerini söylüyorlar. Duyguları olan robotlar; analizlerle, planlarla fazladan uğraşmadan işlerini yerine getirebiliyorlarmış. Ne kadar plan yapacaklarını da duygularına göre belirliyorlarmış. Eğer bir noktadan sonra planlarının yanlış gittiğini anlarlarsa “korkuyor” ve daha sıkı analizlere başlıyorlarmış.

Böylece elinde silahla suçlu kovalayan bir robotla, karakolda “olay bekleyen” bir robotun yapacağı planlar birbirinden çok farklı olabilecek.

Kim bilir, belki bir gün “köşede çevirme yapan” ekip otosunda bir robota rastlarız.

Fazlasıyla duygusal olursa işimiz var…

2 Yanıt

  1. hijacker dedi ki:

    aslında yazıda geçen şeye “duygu” demektense “mod” demek daha doğru bence. duygunun ruhsal bir boyutu var malum.
    bilgisayarlar sadece durumu sayılara çevirip denklem halinden bir sonuç çıkarırlar: isterseniz yavaş çözdürürsünüz, isterseniz hızlı.

  1. 19 Eylül 2007

    […] http://www.opereysin.com yazmış tıklayınız […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir