Rekabet olmaz mı? Tekelcilik verelim!

Reklamlarımızda rekabet yasası işliyor. Ayrıntısını fazla bilmesem de bir firma görsel basında reklamını yaparken rakip firmanın adını sanını hiç bir şeyini kullanmadan sadece kendi ürün tanıtımını yapabiliyor. Ancak bence bu kadarı tüketiciyi tam aydınlatmıyor. En ucuz, en hesaplıya yöneltmiyor. Daha güzel reklam yapan, reklamını daha iyi bir firmaya yaptıran ürününü daha çok satabiliyor.

Bu durumu bir örnekle açıklayacak olursak: Ben şahsen hangi GSM operatörünün daha ucuz olduğunu veya hangi durumlarda daha avantajlı olduğunu yayınladıkları o güzel reklamlardan çıkaramıyorum. Yani yasalarda bu rekabet muhabbeti olmasa, biri çıkıp reklamında “Kardeşim öğrenciysen x de şu fiyata bende ise daha ucuza konuşursun” dese. Böylece zaten mevcut olan rekabet kızışsa, fiyatlar düşse ve tüketici karlı çıksa.

ABD’de ki rekabet yasaları kadar esnek olsa bizimkiler, daha neler olur. Eğer bir yerde rekabet ya da özel sektöre açılma yoksa direkt tekelcilik başlar. Tekel olan zatlar ar-ge’ye zerre yatırım yapmazlar ve ülkece geri kalınır. Sanırım sıradan bir reklam yasasıyla bitmiyor bu işler ama en azından o bile olsa bir şeyler değişir.

Bir de işin başka bir boyutu var. Malum seçim meydanlarında muhalefetin dilinden düşürmediği kamu mallarını özelleştirilmesi mevzusu vardı. Herkes “Kesinlikle özelleştirilmemeli” diye bağırıp duruyordu. Ancak bir sektör özele açılırsa orada da rekabetin doğacağı göz ardı edildi. Özelleştirilen Türk Telekom gibi bir çok sabit telefon operatörü olsa, fiyatları bu kadar yüksek yapabilir miydi acaba?

Ve tabi teknolojinin ülkemize hızlı gelmesi de rekabetin sonucu.En önemlisi ülkemizde son zamanlarda az da olsa oluşan rekabet ortamının ar-ge’yle sonuçlanması. Büyüyen ve gelişen Türkiye için en önemlisi bu.

Hala bir çok konudaki tekelciliğin faturasını ödediğimizin farkında değiliz. Ar-Ge ve tüketici hakları gibi iki önemli konuyu doğrudan etkileyen rekabet konusunu es geçmeyelim ve yetkili kişilerden gereğinin yapılmasını isteyelim.

Ömer Faruk Kocaağa

Okumakla meşgul olan yazar, sopayla kovalanıp yazı istenmesi üzerine ürküp 1-2 yazı yolladı, akabinde de yazar kadrosuna dahil oldu. Genelde toplum konularına eğilen bu yazar, ara sıra siz nadide okuyucuları güldürmeye çalışsa da, biz onu umutsuz vaka olarak görüyoruz. Çekinmeden yazdığı için dili biraz sansürleniyor ama yazıları sitemize ayrı bir renk katıyor.

Sevebilirsin...