Nasıl Çalışıyorum:
Hüseyin Eroğul

Nasıl Çalışıyorum: <br>Hüseyin Eroğul
“Nasıl Çalışıyorum”, sektörlerinde öne çıkan isimlerle gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşiler…

“Nasıl Çalışıyorum”un bu haftaki bölümünde; Türkiye Gazetesi Beşiktaş muhabiri ve sırt çantalı gezgin Hüseyin Eroğul var.

1. Hangi okuldan mezun oldunuz? Şu anda hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

Öğretmenlerim başarılı bir öğrenci olduğumu söylese de okul hayatını hiç sevemedim. Dolayısıyla oflaya puflaya 16 senelik eğitim maratonunun sonunda Kavram MYO ve Anadolu Üniversitesi’nden üst üste İşletme bölümlerini bitirerek bir bakkaldan daha az işletme bilgisine sahip olarak mezun oldum. Şimdi de öğrenciyken bile yaptığım mesleğe devam ediyorum. Türkiye Gazetesi’nde Beşiktaş muhabiriyim.

2. Hangi uygulamaları ve programları kullanıyorsunuz?

Benim için en önemli uygulamalar seyahat klasöründe saklı. Offline çalışan GPS uygulamaları, haritalar, konaklama ve sosyal medya uygulamaları sürekli elimin altında.

3. Düzenli misiniz, dağınık mısınız? İş yerinizde ve evinizde çalışma masanızı nasıl organize ediyorsunuz?

Çalışma alanlarımın hepsini dağıtarak organize ediyorum. Hiçbir zaman düzenli bir insan olamadım ama düzenlilere çok nadir de olsa imrendiğim zamanlar vardır. Her zaman sonuç odaklı yaşadım. Üstümü değiştirmem gerektiğinde değiştirmiş olmak benim için yeterli. Yani pantolonun askıda ya da koltuğun üstünde olması beni rahatsız etmiyor. Önemli olan üstümü değiştirmemdi ve değiştirdim. Çalışma masam da aynı şekilde. Neyi nereye dağıttığımı bildiğim için sıkıntı yaşamıyorum. Ayrıca İngiliz bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre dağınık insanlar daha zeki oluyorlarmış. Eksik olmasınlar.

4. Cep telefonunuzun ve kişisel bilgisayarınızın temel özellikleri neler?

Hızlı olmaları yeterli benim için.

5. Cep telefonunuzda veya bilgisayarınızda oyun oynar mısın? Evetse, hangileri?

Oynamaz mıyım? Belki de eğitim hayatım o yüzden bu kadar uzadı. Mesela FM ve CM serileri bir dönemin eksik eğitim almasına sebep olan oyunlardır. Finale hazırlanmak mı, yoksa Şampiyonlar Ligi Finali’ne hazırlanmak mı? İşte bizim jenerasyon bu ikileme çok düştü. Benim gibi ikinci şıkkı tercih edenler arkadaşları mezun olduktan sonra bile sınava girmeye devam etti. CoD ve FM her fırsatta oynadığım oyunlar.

6. Telefonunuz ve bilgisayarınız hariç, olmazsa olmaz diyebileceğiniz bir teknolojik alet var mı?

Teknoloji bağımlılığının hızla arttığı bu dönemde mümkün olduğu kadar frene basmaya gayret ediyorum. Ama illa bir teknolojik üründen bahsedeceksek Powerbank diyebilirim.

7. Gerçekten iyi olduğunuzu düşündüğünüz bir spor veya gündelik bir aktivite var mı?

Halı sahada iyi futbol oynarım. Yeterli spor bilinciyle yetiştirilmediğimiz için sağlığımı da düşünerek mümkün olduğu kadar yürümeye gayret ediyorum. Voleybolda da madalya sahibiyim. Bir dönem Uzakdoğu sporlarıyla uğraşmıştım.

8. Kendinizi içe dönük olarak mı tanımlarsınız, yoksa dışa dönük mü?

Her ikisinden de biraz var galiba. Sevdiğim insanlarla vakit geçirmekten, bir şeyler paylaşmaktan keyif aldığım kadar yalnız kalmaktan da hoşlanıyorum. Ama dışa dönüklüğüm bir adım önde sanırım.

9. Genelde kaçta uyursunuz? Günde kaç saat uyursunuz?

Bundan seneler önce çok düzenli bir uyku hayatım vardı. İşte o az önce bahsettiğimiz oyunlardan bir tanesi öyle bir darbe vurdu ki bir daha kendimi toparlayamadım. Erken kalkmam gerekse de gecenin bir yarısını görüyorum uyuyabilmek için ama sanırım bu sadece bana ait bir problem değil. Birçok insanın aynı durumdan şikayetçi olduğunu gördüm. 5-7 saat arası uyuyorum.

10. Çay mı, kahve mi? Uyanık kalmak için mi, keyif için mi?

Her şeyi salla çayı demle!

11. Kendiniz hakkında, okuyucularımıza enteresan gelebilecek başka neler söyleyebilirsiniz?

Bu aralar çok imkan bulamasam da mümkün olduğu kadar doğa sporları yapmaya gayret ediyorum. Trekking, kamp, tırmanış vs. Gezmeyi seviyorum, ucuz bilet bulunca sırt çantamla kesişmeye başlıyoruz. Çok kez otostopla seyahatler yaptım. Yolculuklarımda bir sürü hikayeye şahit oldum. Nereye gittiğimin bir önemi olmadan, ne yapacağımı planlamadan geziyorum. Henüz kıta değişikliği yapamadım ama ilk fırsatta Güney Amerika’ya gitmek için hazırlıklar yapıyorum. Günün birinde insanın çok az olduğu bir yere yerleşip ömür tüketmek gibi bir hayalim var. Kalabalıklardan çok çabuk sıkılıyorum ama cahil kalabalıklardan ışık hızıyla nefret ediyorum.

12. Çalışma şartlarınızdan memnun musunuz?

Birçok medya mensubu çalıştığı şartlardan memnun değil artık. Çünkü gazeteciler birçok avantajını kaybetti. Sosyal medyanın da hızla gelişmesi geleneksel medyaya ciddi darbe vurdu. Önceden toplumla içli dışlı olmak isteyen kişiler ve kurumlar medyaya muhtaçlardı ancak şu anda internet teknolojisinin gelişimiyle bu bağımlılıktan kurtulup basın mensuplarına sırt çevirmeye başladılar.

13. Meslektaşlarınızla aranız nasıl?

Medya sektörü diğer birçok sektörden farklı. Meslektaşlarımızla rekabet halinde olduğumuz kadar da birbirimize muhtacız. Kendi adıma problem yaşadığım hiçbir medya mensubu yok.

14. Yaptığınız işin stresi sağlığınızı yıpratıcı seviyede mi?

Bir bankacı, muhasebeci ya da bir başka sektörün çalışanı “Bugün 2 saat fazla çalışayım da yarınki işleri hafifleteyim” diyebiliyor kendi çalışma alanında. Fakat bizim böyle bir şansımız yok. Bugün çok çalışırsam yarın için hiçbir faydası olmuyor, ertesi gün de çok çalışıyorum. Bir gazete yılda 365 gün çıkıyor. Dolayısıyla 365 gün haber yapmak gibi bir zorunluluk insanı yıpratıyor. Bayram, seyran, resmi tatil, kar tatili vs. gibi bedava tatiller bizim iş hayatımızda yok. Sürekli uyanık olmak, birileriyle temas halinde kalmak, bir sürü telefon görüşmesinden bıkmamak gerekiyor haber atlamamak için. Bunlar da bir süre sonra ciddi strese sebep oluyor. Birçok işten daha yoğun bir strese sebep olduğunu düşünüyorum gazeteciliğin.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir