Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Kurulduğumuz günden bu yana Yazar & Çizer Takımı sayfamız yayında. Ancak geçtiğimiz 5 yıl içerisinde, bu listede çokça değişiklik oldu. Birbirinden değerli yazarlarımız aramıza katıldı ve Yazar & Çizer Takımımız 10 kişiye ulaştı.

5. yılımızı doldurmamız münasebetiyle Yazar & Çizer Takımımıza bazı sorular yönelttik. İçtenlikle verdikleri cevapları bu röportajımızda topladık. Opereysin.com’un sahne arkasına küçük bir yolculuk yapmaktı amacımız. Buyrun, bu yolculuğu beraber yapalım:

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: Opereysin.com’da kullandığınız kullanıcı isminin anlamı nedir?

opereysinopereysin: Bir zamanlar nickname olarak benimsemiştim. Böyle bir projeye girişecekken de bu isimle yola devam dedim. 🙂

victoryvictory: Zor bir soruyla başladık. Victory kelimesi bildiğiniz gibi İngilizce’de zafer anlamına geliyor. Başarmak, kazanmak gibi şeyleri hatırlattığı için bu kullanıcı ismini seçtiğimi hatırlıyorum. Peki neden İngilizce? Zafer ismini seçmiş olsaydım, ismim olarak algılanabilirdi ve tam olarak anlatmak istediğim kavramı düşündürmezdi muhtemelen.

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: İşim gereği bolca seyahat ediyordum. Gezdiğim – gördüğüm yığınla yer olduğu için, Opereysin.com’da Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi’nin hatırasına bu ismi kullanmaya başladım.

fkilicfkilic: İsmimin kısaltması olduğu için bunu seçtim.

flightnumber_118flightnumber_118: Havacılığa olan alakam ilkokul çağından başlar. Hayatımın her döneminde, bir şekilde havacılıkla iç içe olmak istemişimdir. Flightnumber_118 de havacılıkla ilgili bir kavram. “Uçuş numarası 118” anlamına geliyor. Uçuş Numarası, her tarifeli seferde olması gereken bir sayıdır ve havacılık otoriteleri tarafından kaydedilir. “Neden 118?” derseniz, tam sebebini bilmiyorum ama İspanya’da 1973’de düşen Aviaco Havayollarına’na ait Caravelle uçağının uçuş numarasının 118 olması beni etkilemiş olabilir. 118 nolu uçuş da sanırım uçak kazalarına merak duymaya başladığımda seyrettiğim ilk kazaydı.

Chiefchief: Türkçe karşılığı şef anlamına gelir. Bu nick’in asıl uzun hali “Exiled Chief”tir ki, o da Sürgündeki Şef anlamına gelir. Şef yakıştırması, uzun ve yorucu yurt dışı görevlerimizde devamlı “ekip şefi” olarak görev almam ve “Sürgündeki şef” yakıştırması da, bu görevlerin bir hayli uzun sürüp de, nihayetinde evimizin yolunu unutmamız sonucu yakıştırılmıştır. İlk olarak Afganistan’ın Kunduz eyaletinde, Amerikalı bir ekip şefi tarafından, hikayemiz dinlendikten sonra, ekibimize “Sürgün bölüğü”, bana da “Sürgündeki Şef” denilmiştir. Zaman içerisinde, sürgündeki kısmı ortadan kalkınca sadece Chief olarak kullanmaya başladım.

Checkachecka: Maalesef bi anlamı yok. Keşke olsaydı, ama gençlik işte. Bir ara çok düşündüm değiştireyim mi diye ama vazgeçtim sonra.

hijackerhijacker: “Hijacker” isminin doğuşu başarız bir denemeye dayanır. Flightnumber_118 ile küçük denebilecek yaşlarda model uçak yapmak fikrimizi hayata geçirmek isterken yaşadığımız keyifli ve dramatik bir olaydan kendime “hava korsanı” anlamına gelen bir rumuz yapmak geldi aklıma. Böylece hijacker oldum.

bulutbulut: Kullandığım isim eski bir japon savaşçının isminin türkçe karşılığı. O savaşçıyı özel yapan daima rakibinin zayıf noktalarını bilmesi ve oradan saldırması. Yani iyi bir gözlemci.

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: Günde kaç saatinizi internet başında geçiriyorsunuz?

opereysinopereysin: Benim için bilgisayar ile internet özdeşleşmiş durumda. İnternet olmadan bilgisayar bana çok sıkıcı geliyor. O kadar ki; Tatilde bir köşede bulduğum internet kafedeki, Google’ı bir dakikada yükleyen internet bile beni rahatlatıyor. İnternet olmayınca kendimi dış dünyadan kopuk hissediyorum. Sorunun cevabına gelecek olursak, çalışmıyorsam 12 saat diyebilirim.

victoryvictory: Opereysin.com’da teknik bir güncelleme yapılacağında dehşet sayılara ulaşsa da, normal bir günde yaklaşık 2 – 2,5 saatimi internette geçirdiğimi söyleyebilirim.

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: 2,5 – 3 saatimi internet başında geçiriyorum ama blok halinde değil. Aralıklarla çeşitli sitelerdeki hesaplarıma bakmak, Google Reader’da neredeyse hiç bir zaman tamamen bitiremediğim yeni yazıları gözden geçirmek için bu kadar zaman harcıyorum.

fkilicfkilic: Kesin bir süre söyleyemem. İhtiyacım olduğu kadar kullanıyorum.

flightnumber_118flightnumber_118: İşim gereği en az 4-5 saat diyebilirim. Fakat bunun çoğunda iş amaçlı olduğundan 1-2 saati kendime ait demek çok yanlış olmaz.

Chiefchief: Şu sıralarda Home Office olarak çalıştığım ve işimin de devamlı bilgisayar başında olduğu göz önüne alınırsa, aslında devamlı bilgisayarımın ve internetin karşısındayım. Ha, “Ne kadar kullanıyorsun?” diye sorulursa, çalışırken ihtiyacım olan her şey bir “Google” uzaklığında, işte o kadar…

Checkachecka: Değişken, kimi zaman 8-9 saat kimi zaman yarım saat. Ama her gün bir şekilde nete girmeye çalışıyorum.

hijackerhijacker: Günde interneti genellikle 2 saat ortalamasında tutuyorum. Bir saat benzer sitelerde benzer şekilde vakit geçirirken bir saat de alakasız vakit geçirmekteyim.

bulutbulut: Yazın yaklaşık bir saat oturuyorum. Ama bu süre kışın farklılık gösteriyor.

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: Sadece bir alanda yazacak olsaydınız, hangi alanda yazmayı tercih ederdiniz?

opereysinopereysin: Edebi Hezeyanlar ile içimden geleni yazıyorum. Kendimi başka bir türlü ifade etmiş oluyorum. Ama o bilimsel makale tadındaki Araştırma yazıları sanırım benim favorim.

victoryvictory: Araştırma yazıları yazmayı tercih ederdim. Bu tip yazıları hazırlamak gerçekten yıpratıcı olabiliyor ama çoğunlukla hazırlaması, en az okuması kadar keyif veriyor insana.

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: Kesinlikle edebi yazılar. Gezilerle birleştirilmiş hikayeler falan. Canım sıkıldığında veya çok mutlu olduğumda, gülerken veya hüzünlenirken yazabileceğim ve yazarken içimi dökebileceğim tek alan bu sanırım.

fkilicfkilic: Edebi Hezeyanları tercih ederim. Bunun sebebi de edebiyatı çok seviyor olmam.

flightnumber_118flightnumber_118: Muhtemelen havacılık olurdu.

Chiefchief: Önce, “Ne kadar yazdın ki, daha bir de alan tercihi yapacaksın?” diye sorulsaydı hiç alınmazdım herhalde. Ama, eskisi gibi klavyenin başına oturunca, parmaklarımın tuşladıklarını ekranda okurken, kendi kendime şaşırdığım günler geri gelseydi, “Edebi Hezeyanlar” alanında yazmak isterdim her daim… Belki bir gün, kısmet…

Checkachecka: Hikaye – roman.

hijackerhijacker: Bu zor bir soru. Öncelikle şu seçimi yapmalısınız. Bir amaç için mi yazacaksınız yoksa “gelişine” mi ? Aynı zamanda soru şu şekilde de sorulabilir: Bildiğin bir konuda mı yoksa bilmediğin bir konuda mı yazacaksın? Şahsen “entel” konuları kendime yakın buluyorum 🙂

bulutbulut: Kesinlikle araştırma yazıları… Ama edebi hezeyanlar da sevdiğim bir alan.

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: Yeni bir teknolojik alet alma imkanınız olsa, neyi satın almak isterdiniz?

opereysinopereysin: Teknoloji ilerledikçe yeni yeni ürünler hatta ürün dalları çıkıyor. Bu suretle tercih yapmak bir hayli zor. Ama evime bir Media Center kurarak ve daha büyük bir Graphic Tablet alarak arkama yaslanmak isterim.

victoryvictory: Bedavaya gelecekse bir iPad alabilirdim. 🙂 Ancak Türkiye’deki fiyatının buna değmeyeceğini düşünüyorum. Kindle tarzı bir “kitap okuyucu”, yanında yeterli sayıda e-kitapla beraber, hoş olabilirdi.

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: Güzel bir iMac fena fikir olmaz. Ama bir de onun işletim sistemine alışmak lazım. Çünkü Mac alıp üzerine Windows kurmak biraz garip geliyor.

fkilicfkilic: MacBook Air. Dün çıkan bir ürün değil belki, ama yorulmadan yanımda taşıyabileceğim ve basit bilgisayar işlerini yapabilen şahane bir cihaz.

flightnumber_118flightnumber_118: Bu aralar iPad epey ilgimi çekti heralde onu düşünürdüm.

Chiefchief: Ben bu soruyu, “Opereysin” yönetiminin, içimizde ukte olan şeyleri çaktırmadan öğrenip, bir sonraki doğum günümüz, babalar günü, bayram vs. vesilesiyle bizlere hediye etmeyi arzulaması olarak değerlendiriyorum ve yürekten destekliyorum. Sayın yönetim, işimi yaparken kullandığım profesyonel kameram için, firewire portu üzerinden bir kabloyla bağlanarak, dijital kayıt yapmayı sağlayan küçük bir cihaz var. İşte ben onu almak istiyorum. Cihazın detaylarını bana sorunuz, adresim zaten sizde vardır. Doğum günüm geçeli çok olmadı, bayramlar da hediyeleşme için bir vesiledir bu arada… 🙂

Checkachecka: iPhone 4 almak isterdim. Almak istememin sebebi ise yanına bir de 3G satın alıp sık sık nette olmak.

hijackerhijacker: Tam bugün bir fotoğraf makinasına olan ihtiyacım su yüzüne çıktı ki eskisinin bozuk olduğunu da bugün farkettim. Ipad’e falan değil benim iyi bir fotoğraf makinasına ihtiyacım var. Araştırma aşamasındayım.

bulutbulut: iPad olabilir

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: İnternetle ne zaman ve nasıl tanıştınız?

opereysinopereysin: Amigalar ile aynı yıllarda doğdum sayılır. Ama internet yeni yeni yayılırken ben pek farkında değildim. Daha sonra da evde birinin telefonu kullanması gerekene kadar internette dolaşıyordum: “Süper arama motoru AltaVista, Mavi tasarımlı Hotmail” Sanırım 95-96 dolayları tanıştım internetle.

victoryvictory: 1990’ların sonlarına doğru tanışmıştık kendisiyle. Hotmail hesabı açmıştım ilk olarak. O ara çok fazla web sitesi falan da yoktu, site tasarımları berbattı, bağlantı hızları yavaştı ve çok maliyetliydi ama yine de kısa sürede alışkanlık haline geldi.

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: İş yerinden internete bağlanmaya başlamıştık ilk olarak. Küçük web sayfaları hazırlamaya yarayan web sitelerinden hesap almış, ufak yayın denemeleri yapmıştık. Ana Sayfa, Home Page isminde olmak zorundaydı, Türkçe yapamadığımız için gıcık oluyorduk.

fkilicfkilic: Sanırım ilk yıllardı. Okumayı ve araştırmayı sevdiğim için çok hoşuma gitti. Dünya’nın bir ucundaki birinin yazdığı yazıya oturduğum yerden rahatlıkla ulaşabiliyordum.

flightnumber_118flightnumber_118: Çevirmeli bağlantı dönemiydi, sene 1998 olabilir. Henüz çok yaygın değildi o zamanlar. Babamı çok zor ikna ettiğimi hatırlıyorum, 1 aylık bağlantı almıştık ona para ödüyorduk, ayrıca bir de telefon faturasına. Sonra devamı çabuk geldi.

Chiefchief: Mühim bir mesele, uzun uzadıya cevaplamak lazım. Şimdi efendim, sene 1990. Teknoloji merakını bizzat kendisinden aldığımı düşündüğüm, kendi gençlik zamanlarında elektronik üzerine bir hayli kafa yormuş olan muhterem babamla birlikte, bir gün evde oturuyoruz. Elimde, o yıllarda hararetle takip ettiğim bir bilgisayar-elektronik dergisi var ve heyecanla okuduğum makaleyi babamla paylaşıyorum. Kelime kelime aklımda kalmasa da, şöyle birşey yazıyordu; “Amerikalıların keşfettiği bir teknoloji ile, evlerde kullanılanlar da dahil, bütün bilgisayarlar bir sistem üzerinde birbirine bağlanacak. Böylelikle bilgi paylaşımında yepyeni ufuklar açılmış olacak”. Tanımlama müthiş. Hemen kafamı çevirip son teknoloji eseri “Amstrad” marka, kaset yüklemeli bilgisayarıma bakıyorum ve “Acaba bunu neresinden diğer bilgisayarlara bağlayabilirim ki? Olsa olsa dış dünyaya tek bağlantı olan elektrik prizi olmalı.” diye sesli düşünüyorum. Babam, eski bir telsiz meraklısı olmanın verdiği müthiş hayal gücüyle, daha o yıllarda bilinmeyen “wi-fi” teknolojisini tarif ediyor; “Elektrik prizinden değildir o. Olsa olsa bir telsiz sistemi yaparlar, bütün makinalar birbirine o şekilde bağlanır.” Bu, internet denilen şeyin varlığından, sadece haberdar olduğum andır. Pratik olarak kullanmaya ilk başladığım sene ise, muhtemelen 1995 civarı olacak.

Checkachecka: İnternetle ilkokul 1’e giderken, şu anda bir üniversitede rektör yardımcısı olan eniştem sayesinde tanıştım. Sitemiz yazarlarından Victory’ye bayram tebriği maili atmıştık. Fakat bi 7 sene soğukluk oldu internetle aramızda, ısınamadık birbirimize. Tekrar 2000’lerin başında -ki zaten başındayız ama anladınız siz onu 😉 – kaynaşmaya başladık; ama net 2.0 dan önce ciddi bir şey koymadım ortaya.

hijackerhijacker: Sene Bindokuzyüzler.. 28kbps dial-up modem ile internete bağlanırken uzaya araç göndermiş mutluluğuna ermiş rüyalarda yaşanacak bir tür heyecanla -evet girdiğim ilk web sitesi yahoo.com idi, tam açılması yaklaşık 15 saniye sürmüştü ve o gün tarihi bir zamanı yaşamıştık. Duygulandım hatırlayınca çünki o saatte cep telefonundan habersizdim. Benim için anlamı çok büyüktü.

bulutbulut: İnternetle tamamen ödev sırasında tanıştım. İlkokul yıllarımda ödev yapma amacıyla çok vakit geçirdim. Daha sonra bu amaç birazcık rayından saptı. 🙂

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: Microsoft mu, Apple mı?

opereysinopereysin: Apple deyince akla tasarım vs. geliyor. Çözünürlüğü yüksek bilgisayarlar, kullanışlı işletim sistemi, baskıyla uyumlu renkler… Ama sanırım işletim sistemleri karşılaştırılınca Apple çok öndeydi bir süre. Ama W7 çıkınca sanırım bu fark epeyce kapandı. Bir windows sürümünün olmadığı kadar kullanışlı ve pratik. Ama yine de eğer bir gün kendimi sadece tasarıma yönlendirirsem sanırım Apple doğru bir tercih olur.

victoryvictory: Ehem. Hardware açısından hiç düşünmeden Apple diyorum. İşletim sistemi konusunda net bir şey söyleyemeyeceğim. Çünkü yorumlayabilecek kadar Mac işletim sistemi kullanmadım. Ama arada oyun falan da oynuyoruz, Apple’da sıkıntı olmuyor mu sahi?

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: Bu büyük kavgada bana göre Apple önde gidiyor. Ancak şu noktayı önemle vurgulayayım: Apple hayranları gibi Microsoft’u küçümseyecek değilim. Microsoft kim ne derse desin, başarılı bir yazılım firması. Windows Vista kötüydü ama hatalarından ders almış gibiler.

fkilicfkilic: Tabii ki Apple. Apple bana her zaman farklı geliyor.

flightnumber_118flightnumber_118: Elma ile armutu karşılaştırmak gibi değil mi? (Cevabı aldığınızı varsayıyorum. Elma Apple’sa, Microsoft armut oluyor 🙂 )

Chiefchief: Yerine göre, ihtiyaca göre kullanmak lazım. Sonra, niçin “Linux” yok seçeneklerin arasında? Hak geçirmeyelim arkadaşlar, hepsinden biraz olsun. Ah, bir de istediğim bir kaç programı bulabilsem ben vazgeçer miyim Ubuntu’dan?

Checkachecka: Şu an için bir Microsoft kullanıcısıyım. Fakat ne yalan söyleyeyim, param olsa Mac’e geçiş yaparım, arkama hiç bakmam. Evet o kadar param yok 🙂

hijackerhijacker: Aslında microsoft ve apple bence aynı kategoride değiller. Microsoft zaten isminde de geçtiği gibi “software” üreticisi. Apple’da donanım da var. Ben şöyle cevap vereceğim yokluğunda dünya daha çok kaybeder dediğim microsoft olmuştur hep.

bulutbulut: Aklım Microsoft diyor ama gönlüm Apple. Who wins, I don’t know?(kim kazanır,bilmiyorum?)

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: Twitter hesabınız var mı? Varsa ne zamandır var ve kaç kişiyi takip ediyorsunuz?

opereysinopereysin: Twitter’ı başından beri Amerikalı gençler için çıkmış bir tür messenger hizmeti olarak gördüm. Sırf Twitter hesabını doldurmak için faaliyet gösteren başıboş insanlar vardı çünkü. Ama sonraları, ünlü simaların basın açıklamalarını yaptıkları bir yere dönüştü. Açıkçası çok az kişi bu servisi olması gerektiği gibi kullandı. Belki ben de onlardan biri olurum diye -ve tabi adımı benden önce başkası almasın diye- 3/4 ay önce bir hesap açtım. Ama daha sonra Twitter’a yazacak kadar sıradışı bir şeyler bulamadım. Sıradışı sayılabilecek olayları da “Kim umursasın ki bunu?” diyerek boşverdim. Zaten duygularımı da yeri geldiğince edebi birer hezeyan olarak okuyucularımızla paylaşıyorum.

victoryvictory: Var. Açalı 7-8 ay falan oluyor sanırım. Açıkcası havasına kendimi kaptırabilmiş değilim. Biraz Amerikan tarzı gibi geliyor bana. Yine de ara sıra bakıyor, 12 kişiyi takip ediyorum.

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: Evvet, benim de Tvittırım var. Siz sorunca bakıp kontrol ettim, 1,5 yıl önce açmışım. Ama açmakla kaldım sayılır. Arada bir giriş yapıp havalandırıyorum kendisini. Bir elin parmaklarını geçmiyor takip ettiklerim.

fkilicfkilic: Twitter hesabım yok.

flightnumber_118flightnumber_118: Twitter hesabım var, henüz yeni sayılır 4-5 aylık. Aşağı yukarı 12-13 kişiyi takip ediyorum, öyle aman aman sosyal bir platform olarak kullanmıyorum.

Chiefchief:Zaten bi “Facebook” hesabı açtım, milletin “FarmVille” diye bir illetten gönderdiği mısırlarla ortalık tahıl ambarına döndü. Twitter falan daha uğraşılacak şey değil. Aslında kapatıcam her şeyi. Msn falan da olmasa, kimse beni bulamasa, “Nerde kaldı bu işler?” diye soramasa, hayat bayram olsa.

Checkachecka: Bir Twitter hesabım var.

hijackerhijacker: Twitter ilk “patladığında” hemen bir hesap açtım lakin o sıralar Twitter’da birini bulmak çok zordu. Kimse yoktu desem? Yanisi şu Twitter’da girmediğim bir hesabım ve takip ettiğim birkaç amerikalı var hiç tanımadığım.

bulutbulut: Yaklaşık 1 yıldır Twitter hesabım var. Takip ettiklerim özel kişiler ve bu yüzden sayı biraz az. Tam olarak 12 kişiyi takip ediyorum.

Yazarlarımızla 5. Yıl Röportajı

Soru: Okuyucularımıza 5. yılımız hasebiyle söylemek istediğiniz bir şey var mı?

opereysinopereysin: Bu gerçekten çok önemli ve güzel bir an. 2 Ağustos 2005 daha dün sanki. Hem 5 yıl ne çabuk oldu diye duygulanıyorum, hem de vay be 5 yaşını doldurduk diyerek seviniyorum. Üstelik bu süre zarfında hep üyelerimizle ve diğer okuyucularımızla omuz omuza ilerlemek ve onların desteğiyle buralara gelmek sevincimi artırıyor. Umarım daha nice 5 senelere yine sizlerle hep beraber ulaşırız.

victoryvictory: Opereysin.com’da yazmak ve okuyucularımızla iletişim kurmak, geçtiğimiz 5 senede bir alışkanlık halini aldı. Bu 5 yılı dolu dolu geçirmemizde ve bu ortamı seviyeli tutabilmemizde destekçimiz olan üyelerimize ve diğer okuyucularımıza teşekkür etmek istiyorum.

Seyyah-ı FakirSeyyah-ı Fakir: İnternet üzerinde pek çok Türkçe web sitesi var. Çoğunlukla çalakalem yazılar yazılıyor, bir o kadar da amaçsız yorum yapılıyor. Açıkçası bu sebeple Türkçe blog dünyasını pek takip etmiyorum. Opereysin.com 5 yılda, Avrupa’dan yayın yapan meşhur sitelere benzer bir yayın disiplinini sürdürmeyi başardı. Bunda, sitenin asıl öğesi olan okuyucularımız büyük rol oynadılar. Sürekli takip edilmiyor olsaydık, kendi aramızda sohbetler yapmaktan başka elimize ne geçecekti? Ne kadar tecrübe elde edebilecektik? Bütün okuyucularımıza sevgiler.

fkilicfkilic: Bu site yayına başladığında okulunu bitirmiş işini gücünü eline almış olan bir ben vardım. Diğerleri hep öğrenciydiler. Geçen beş senede yavaş yavaş iş hayatına atıldılar, atılıyorlar. İçimizden askere gidip gelenler de oldu. Hayat bu akıp gidiyor. Ne mutlu arkasında güzellikler bırakanlara. Ben bu siteyi insanlara hizmet yeri olarak görüyorum ve nice yıllara diyorum.

flightnumber_118flightnumber_118: 5 yıl önce yola çıktığımızda ilk olarak sadece 3 yazardık. Sonra kadro çok gelişti, son zamanlarda iş yoğunluğumdan dolayı ben sadece okuyucu olarak takip edebiliyorum. Başarılı çizgisini her geçen gün biraz daha yükselten bir topluluk opereysin. Nice 5 yıllara ulaşmayı dilerim, ayrıca kendim için yeniden yazabilmeyi diliyorum.

Chiefchief: Efendim, ortalıkta pek bulunmayan, ama dostlarını da kıramadığından yazar taklidi yapan bir ağabeyiniz/kardeşiniz olarak, nice 5 yıllara, böyle güzel paylaşım ortamlarının, hak ettiği ilgiyi gördüğünü görerek girmenizi temenni ederim. Evet, “gördüm”, “gördüğünü”, “görerek” falan arka arkaya dizildi ama, en az 3 dakika düşündüm oraya ne yazarım diye. Ha, bir de sayın yönetim, bakınız hediyeleşmek için 5. yıl falan da gayet makul bir zamanlama. 4. soru az yukarıda… 🙂

Checkachecka: Onları çok seviyorum. Hepsi sağ olsunlar. Onlar sayesinde 5 senedir buradayız. Bizim buradaki kuralcı çizgimize ayak uydurdular. Kimilerinin canını sıkmış, kalbini kırmış olabiliriz. Haklarını helal etsinler. Bizim okuyucumuz da sitemiz gibi: Seviyeli, kaliteli…

hijackerhijacker: Bizi okuyan herkese çok teşekkür ederim. Nice 5 yıllara…

bulutbulut: Opereysin.com olarak öncelikle daha nice 5 yıllara demek istiyorum. Ayrıca şunu unutmayın ki; internette ne aradığınızı bilmiyorsanız hiçbir şey kazanamassınız. Demem o ki Opereysin.com’da, kaliteli ve seviyeli bir blogdasınız.

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir