“Hâlâ oyuncaklarla oynarım!”

“Hâlâ oyuncaklarla oynarım!”
Türkiye‘den Gurbet Kalay Zorba’nın, TESYEV‘in (Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı) kurucusu ve başkanı, işadamı Ahmet Yavuz Kocaömer Bey ile gerçekleştirdiği röportajın önemli bir bölümünü; içerdiği anlam yükü sebebiyle sayfalarımıza taşıyoruz.

Ahmet Yavuz Kocaömer. 1948 Anadoluhisarı doğumlu. İşadamı, TESYEV Başkanı. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı, ayrıca İş Bankası’nın efsanevi Başkanı Cahit Kocaömer’in oğlu. 22 yıl beraber yaşadığı bedensel engelli ağabeyi Oğuz’u kaybettikten sonra, gönüllü olarak engelli camiası ile tanışıyor. TESYEV’i kuruyor ve ulaşabildiği engelleri kaldırmaya başlıyor. Kaybettiği insanlara olan özlemini engelleri kaldırarak gidermeye çalışıyor.

Yavuz Kocaömer adını biz Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) ve engelliler ile birlikte duyduk daha çok. Bu güzel etiketleri kaldırırsak Yavuz Kocaömer?

Sondan başlarsak eğer, ben 30 yıldır Frankfurt’ta yaşıyorum. Yani İstanbul-Frankfurt arası mekik dokuyorum. Bir hafta orada, bir hafta burada oradaki şirketlerim dolayısıyla. Türkiye’den kopamadım. Aslında benim gibi olanların çoğu orada kaldı. Ben bu ülkeyi çok seviyorum. Anadoluhisarlı’yım.

Sporun hangi dallarını yaptınız?
Spor olarak, eski milli kürekçiyim. Uzun seneler hem Almanya hem de burada tenis oynadım.

Engelliler ile yollarınız nasıl kesişti?
Son 13 yıldır hayatım hep engelliler ile beraber geçiyor. Nedeni hayatımın ilk 22 senesini bedensel engelli bir ağabey ile geçirmem. Ağabeyim ne oturdu, ne yürüdü. Hep yattı. Çok zekiydi. Yattığı yerden okuma yazma, İngilizce öğrendi.

Kaç yaş vardı aranızda?
Ben 1948 doğumluyum. Abim benden 2 yaş büyük. Arkadaş gibiydik. Bedensel engelliydi ve çok ıstırabı oluyordu. Anlatmaya kalksam sayfalara sığmaz. Bugün geriye dönüp baktığımda Oğuz, o gün ıstırapları çekmese ben bugün burada olmazdım. Kim gibi olurdum? Bize birçok destek olan dostlarımız var. Ben de onlardan biri olurdum herhalde. Rahmetli Sakıp Sabancı, “Ağam, biz seninle attan düşmüşlerdeniz” derdi. Ateş düştüğü yeri yakar. Kefenin cebi de yok. Bir tane kızım var. O da hayatını kazanmış, doktor olarak çalışıyor Almanya’da. Ben de insanlarla çok keyif alarak bu zamanı paylaşıyorum.

Engelli bir ağabey ile yaşamanın mutlaka sizdeki etkisi büyük. Böyle bir aile ferdine sahip olmak insan hayatında neleri değiştiriyor?
Çok şey. Bu işlere girme nedenim bu. 13 sene önce Almanca bir kitap okudum. Bizim gibi engelli kardeşlerle büyümüş ailelere yönelik: “Kısaltılmış Çocukluk”. Kitapta anlatılanların birçoğu benim yaşadıklarımla aynı. Eğer bir evde engelli bir çocuk varsa, aklı başında ve her şeyin farkında ise çok daha farklı oluyor. Bir kere bütün ilgi ona odaklanıyor. Bazen yalnız kaldığını düşünebiliyorsun. Öte yandan anne babanın gizli bir ilgisi ve bunun yanında korkusu oluyor. Hani biri zaten engelli, öbürüne de bir şey olmasın diye.

Ağabeyimden Aldığım Dersler

Ağabeyinizden ne öğrendiniz?
Ağabeyimden öğrendiğim en önemli şey pes etmemek. Ben bugün Allah’tan başka kimseden korkmam. Kimse de korkutamaz. Bildiğim yoldan şaşmıyorsam ağabeyimle yaşamanın çok büyük etkisi var. Günlerce çok ağrıları olurdu, bağırırdı, ıstırapları olurdu. Sonra ağrıları geçtiğinde, rahmetli anneanneme “Ya nene! Ver şuradan bir sigara, yaşamak çok güzelmiş” derdi. Ben bu hayatın neresi güzel diye düşünürdüm. Dolayısıyla en iyi öğrendiğim ağabeyimden; yaşamın zorlukları karşısında pes etmemek. Çünkü o bakıma muhtaçtı. Ama öyle güçlü bir iradeye sahipti ki.

Biz Anadoluhisarlı’yız. Ağabeyimi, arkadaşlarımla bir gün babamın oturamadığı için ona özel yaptırdığı yatak sandalye ile hava almaya çıkardık. 16-18 yaşlarındayız o zaman. Komşu mahallenin çocukları geldi. Ağabeyime bakıp “Bu ne ya, uzaydan mı geldi, ne biçim şey!” gibi şeyler söyleyince, tabii bugün için doğru değil belki ama, biz o çocukları dövdük. Sonra akşam ağabeyim, “Beni gezdirdiğin arkadaşlarını al. Benim odama gelin” dedi. “Siz şimdi beni tanımasanız, benim gibi yamuk yumuk birini görseniz, dönüp bakmaz mısınız? Utanmadınız mı çocukları dövmeye! Şimdi çıkın, sizinle iki hafta konuşmayacağım” deyip bizi odadan attı.

O günden bu güne bir şey değişti mi? Belki biraz. Hâlâ sokakta engelli insanları gördük mü uzaylı gibi bakıyoruz. Bunun tek nedeni eğitim. Almanya’da okullarda bir ders var: “Sen, ben ve diğerleri”. Felçliye böyle davranmak lazım, engelli böyle olunur, görme engelliye böyle davranmak lazım diye eğitiliyor çocuklar. Bizde böyle bir şey olmadığı için böyle uzaylı gibi bakıyoruz maalesef.

Birçok yardım derneği var. İsteyen dernek kurabiliyor mu? Bütün bağışlar bir çatı altında toplanıp o kanaldan yerine ulaşması mümkün değil mi?

Birkaç insan bir araya gelip dernek kurabilir, yasalar buna müsait. Hepsinin bir arada olması mümkün değil. Çünkü ortada bir pasta var ve o zaman menfaatler çakışır. Herkes birbirinin önüne geçmeye çalışır. İhlas’ta bizim öğrendiğimiz, Enver Ağabey’in söylediği % 51’i tutturmak bir insanın hayatında. Bu çok önemli. Her konuda olduğu gibi burada da yanlışların olması mümkün. Biz millet olarak ancak savaşta, ülkeye tehditte başka bir ülkeye yardımda bir araya geliyoruz. Ama kendi değerlerimize sahip çıkmakta cimriyiz bence. Biz yerine ben yaptım demeyi tercih ediyoruz.

Engelliler önce bir köşeye çekilmişti. Sizinle beraber sosyal ve spor hayatında önlerindeki engeller kalktı bence. Siz kendinizi nerede görüyorsunuz?
Bence en önemli eksiklik, 8.6 milyon engelli vatandaşın olduğu bu ülkede bir bakanlığın olmaması. Ama biz yine hayırsever bir milletiz. Yardımlar yapılırken doğru yerde kullanılması için yönlendirmeler de doğru olmalı. Eğitim ilkokuldan başlamalı. Benim oturtmaya çalıştığım, 30 sene sonra biz olmasak bile engellilerin faydalanacağı bir düzen kurmak. Örneğin ben başladığımda basketbol engelli kulübü 18 iken şimdi 61 oldu. Görme engelli kulüp yokken bugün 56 oldu. Türkiye’de “Her şey bitti de sakatın sporu mu kaldı?” gibi düşünen engelli insanlar da var. “Türkiye kalkınsın sonra engellilere bakalım” mı diyeceğiz. Ömür yetmez. Bir toplum kalkınacaksa her şeyiyle kalkınmalı.

“Günde 1 Saat Oyuncaklarla Oynarım”

Ağabeyim keşke sağlıklı olsa da oynayabilsek ya da böyle olmasaydı diye düşündünüz mü?

Biz oynardık onunla. Yalnız şöyle bir ayrıntı var. Benim küçükken hiç oyuncağım olmadı. Basit bir oyuncak isteyecek olsam annem babam “Tamam alalım ama ağabeyini düşün üzülür” derdi. Hemen vazgeçerdim. Kızım altı yaşındaydı. Seyahate gidecekken, sen artık bana oyuncak getirme dedi. Annesine ne olduğunu sorunca, kızımın odasına bakmamı istedi. Odada baktım yerde bir şerif arabası, otomatik tüfek, itfaiye arabası gibi bir sürü erkek çocuk oyuncağı. Demek ki, o oyuncakları kızıma değil, ben kendime almışım. Bugün itibarıyla bendeki oyuncak dünyada az çocukta vardır. Evimin bir katını sadece oyuncaklara ayırdım. Aklına ne gelirse robot köpeğim, robot dinozorum, yarış arabalarım vardır. Bazen eve gece geldiğimde bir saat oynarım, oynarken dinlendiğimi hissederim.

“Beni Engelli Sanıyorlar”

Sizi birçok kişi yürüme engelli biliyormuş, öyle mi?

9 sene önce Posta Gazetesi’ne gittiğimde Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, “Abi, ben sizi aldırayım” dedi. “Ne gerek var, ben gelirim” dedim. Gittiğimde şaşırdı. “Ben seni tekerlekli sandalyede bekliyordum” dedi. İnsanlarda böyle bir kanı varmış. Ben insanların gözündeki sevinç parıltılarını görmeyi seviyorum. Onları görmeyi, fiziksel, zeka engelli gibi görmüyorum. Onlarla yaşamaktan keyif alıyorum. Orada küçük katkılarda bulunuyoruz. Gerekiyorsa ameliyat ettiriyoruz, sandalye ya da kol takılacaksa kol, bacak takılacaksa bacak. Bunun dışında onun o şekilde dünyaya gelmesine, hayatını bir şekilde devam ettirmesine yapabileceğim bir şey yok. O Allah’ın takdiri. Bu kadar insanı gönüllü hale getirdik. Onlardan çok şey öğrendiğimizi düşünüyorum.

Eşiniz yoğunluğunuza ne diyor?
Eşimle ancak karşılaştığımızda görüşebiliyoruz, ama eksik olmasın bana çok destek veriyor. Bazen bir ay ya Anadolu’da, ya da yurtdışında olabiliyorum. Her zaman yanımdadır.

Mutlaka çok acı ama ağabeyinizi kaybettiğinizde neler yaşadınız?
20 yaşındaydım. Son zamanlarında çok hastaydı. Öldüğü gün bana haber vermediler. Arkadaşlar “Bugün Oğuz iyiymiş. Dışarı çıkalım” dediler. Halbuki ağabeyim ölmüş o sırada. Ertesi gün arkadaşlarım eve doğru yaklaşınca, “Eğer bir şey olmuşsa kendini dağıtma” deyince anladım onu kaybettiğimi. Kırk sene geçti ama hâlâ onunla yaşıyorum, onunla konuşuyorum. Çok da adil biriydi. Mesela ben maç izlemeye gitmek istediğimde annem başıma bir şey gelir endişesiyle göndermek istemezdi. Ağabeyim hemen devreye girer çocuğa karışma der, harçlığımı verir, hep bana sahip çıkardı. Kardeşsizlik kötü bir şey.

Ağabeyinizin adına bir şey yaptırmayı düşündünüz mü?
Ağabeyimin adına kitap yazıyorum. Kitabımın adı “Sayende Oğuz”. Bu sene çıkarmayı düşünüyorum.

Sizin yaşadığınız enteresan anılar var. Bu anılar engellilere artı olarak geri dönmüş.

Evet. Boğaziçi’nde bir otelde havuz başına koydukları şemsiyenin ayak kısmı su ile dolu idi. Yaz olduğu için uyardım, su buharlaşır ve şemsiye uçar diye. Kısa süre sonra şemsiye havalandı ve kulağımın arkasına girdi. Rapor aldık. Suç duyurusunda bulunduk. Müdür “Gel anlaşalım, kral dairesinde bir sene kalın’”dedi. “Olmaz psikolojimi bozar. Bir sene kral sonra kırk metre kare oda. Bir gece balo yapalım” dedim. O gece vakfımız için oldukça faydalı oldu. Antalya’da bir otele golf öğrenmeye gitmiştim. Aksilik golf çukuruna düştüm. Otel müdürü özür diledi. Bir sene sonra o otelde engelliler yararına golf turnuvası düzenledik. Böyle olaylar yaşayınca şoförüm dedi ki: “Efendim engelliler dua edecek, Yavuz Bey’e bir şey olsa da, bize bir şey kazandırsa.”

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. abdurrahman dedi ki:

    A.Yavuz KOCAÖMER bey hayatta yaşadıklarınızı bizimle paylaştıgınız için cok teşekürler bu arada RAHMETLİ OLAN OĞUZ ABİNİZEDE ALLAHTAN RAHMET VE MEKANI CENET OLMASINI CENABI ALLAHTAN DİLERİM.benimde kızım kas hastası ALLAH TÜM HASTALARIMIZA ŞİFA VERSİN.2.06.2011DE YAPILAN TESYEV PİKNİGİNE KATILDIK KIZIM COK MUTLU OLDU BUNUN İÇİNDE BAŞTA OĞUZ ABİMİZ OLMAK ÜZERE SİZLER VE TÜM KATKISI OLAN İNSANLAR ÇOK AMA ÇOK TEŞKLER.

  2. şenay dedi ki:

    bizde anadoluhisarlıyız babam babanızı tanıyor hep anlatırdı bizlere çok iyi yardım sever bir insan diye sizde babanıza benzemişsiniz ne mutlu sizlere babamı babanız bankaya almış babam herzaman anlatırdı bizlere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir