0 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 5 (0 oy) Loading ... Loading ... 26 Mayıs 2008 // victory

Klostrofobi

George Washington ölmeden önce uşaklarından ne istemişti biliyor musunuz? Onu bilmiyorsanız, intercom sistemli tabutları, “Toprağı bol olsun” sözünün kökenini de bilmiyorsunuzdur. “Bunların klostrofobiyle ne alakası var?” demeyin. Çünkü kapalı alanlarda kalma korkusu, bir sektörün ortaya çıkmasına yol açmış. Agorafobi ile başlayan Fobiler serimiz, Klostrofobi ile devam ediyor.

Kapalı, sıkışık ortamlarda bulunmaktan korkmaya psikiyatride Klostrofobi adı veriliyor. Klostrofobisi olanlar, tren, asansör, uçak gibi yerlerde panik atağı yaşamaktan veya panik atağı yaşama korkusundan yakınıyorlar. Yine, panik atağı yaşayanlarda sıklıkla klostrofobi ortaya çıktığı da gözlenmiş.

Eğer panik atağı, kapalı bir mekanda ortaya çıkıyorsa, bunun sebebi olarak “dışarı çıkamama korkusu” gösterilir. Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 5 (0 oy) Loading ... Loading ... 25 Mayıs 2008 // victory

Güvenli gıdanın 10 altın kuralı

Dünya Sağlık Örgütü EK (WHO), güvenli gıda için şu 10 altın kuralı sıralamış:

1. İşlenmiş gıdaları seçin. Pastörize etme, pişirme, kızartma gibi işlemlerden geçmiş gıdalarla beslenme, işlenmemişlerle beslenmeye göre daha sağlıklıdır.

2. Gıdaları iyi pişirin.

3. Pişmiş gıdaları hemen tüketin. Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 5 (0 oy) Loading ... Loading ... 24 Mayıs 2008 // victory

Gece

Geceyi seyrediyorum.

Bahar, yerini yaza bıraktı bırakacak. Hava esintili.

Biraz serin, insanı ferahlatan, belli belirsiz denizin kokusunu taşıyan bir esinti bu.

Gecenin geç saatleri ama hala bazı evlerin ışıkları yanıyor. Dur sayayım: Önümdeki binada 2 evin ışığı var. Onun arkasında, hani şu bahçesinde güzel bir dut ağacı olan binada 1 evin ışığı süzülüyor karanlığa. Uzaklardan ve daha uzaklardan, tek tük ışıklar geliyor. Sokak lambaları mı bunlar, fabrika ışıkları mı? Yoksa evlerde hala uyanık insanlar mı var? Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 5 (0 oy) Loading ... Loading ... 23 Mayıs 2008 // opereysin

Kağıt torbaÇocukluğumuzda, bugün “poşet” tabir ettiğimiz plastik torbalar yoktu. Çarşıya, pazara “file” ile çıkılırdı. Hatta bir de “zembil” vardı. Hasırdan örülmüş saplı torba. İçine konanlar filedeki gibi dışarıdan görünmediği için zembil belki daha iyiydi ama fileyi taşımak -meselâ boşken dertop edip koyun cebinize, çantanıza- daha kolay olurdu ve şehirlerde tercih fileden yanaydı.

Plastik torbaların hayatımıza girişini memnuniyetle karşıladık. Kolay, temiz, hafif, kullan kullan at…. Zamanla plastik torbasız bir hayat düşünemez olduk.

Sadece ABD’de bir yılda kullanılan plastik torbaları -ki 30 ilâ 100 milyar adet- uç uca eklesek gezegenimizin etrafını 31 kere dönermiş ve bunların imali için -petrolün yan ürünü- 12 milyon varilden fazla petrol gerekiyormuş. Çin deseniz, günde 3 milyar adet kullanıyormuş! Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 50 votes, average: 0 out of 5 (0 oy) Loading ... Loading ... 20 Mayıs 2008 // victory

Renk Körlüğü

Renk körlüğünün ne demek olduğunu az çok biliyoruz. Peki alt tiplerini, nasıl test edildiğini ve bazı durumlarda nasıl avantaj haline gelebildiğini biliyor musunuz?

“Renk körlüğü”, çoğumuzun bildiği gibi, normal insanlar tarafından ayırt edilebilen bazı renklerin, ayırt edilememesiyle ortaya çıkan bir görme kusurudur. Genellikle genetik temelli olmasına rağmen, kimyasallara maruz kalma, yahut göz-sinir-beyin hasarlarına maruz kalma sonucunda da ortaya çıkabilir.

Görme reseptörleri iki grupta incelenirler: Çubuk şeklinde olan “Basil” ismindeki reseptörlerimiz karanlıkta aktive olurlarken, koniye benzeyen reseptörlerimiz aydınlıkta aktive olurlar ve renkli görmeyi sağlarlar. İşte karanlıkta renkleri seçemememizin sebebi, koni reseptörlerimizin aktive olmamasıdır. Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5 out of 53 votes, average: 5 out of 53 votes, average: 5 out of 53 votes, average: 5 out of 53 votes, average: 5 out of 5 (3 oy) Loading ... Loading ... 18 Mayıs 2008 // victory

Toplum Baskısı

İnternetin en büyük sitelerinde dışlamalar oluyor mu? Oluyor, hem de istemediğiniz kadar…

İnternetin ortaya çıkışından beri, günlük hayatımızda karşımıza çıkan pek çok şeyin internet alemindeki yansımalarına tanıklık ettik. Spam maillerden, paragraf genişliklerine uzanan geniş bir yelpazede bütün alışkanlıklarımız internete de taşındı. Bu adetlerden bazısı, sonraki yıllarda gündemimizden düştü: Çünkü internete uymuyorlardı.

İnternete taşınan “şey”ler, basım teknikleriyle sınırlı değildi. Kavgalar, tartışmalar, hakaretler, geyik muhabbetleri de internete ilk sıçrayanlar arasına girdiler. Neticede günlük hayatta etkileşim içinde olduğumuz insanlarla, internet adını verdiğimiz oluşumu oluşturan kişiler aynı olduğu için, böyle bir durum oldukça normal karşılanabilirdi.

Fakat internetin, günlük yaşamımızdan temel bir farkı vardı: Kuralları yoktu! Bu kuralsızlık, esneklikten öte bir rahatlık, zorbalığa varabilecek bir saldırganlık için uygun bir zemindi. Kuralsızlar interneti kısa zamanda mesken edindi, ardından onları kontrol edecek sistemler kuruldu. Yazının tamamını oku »

8. Sayfa« Ilk...«678910»...Son »