31 Ekim 2007 // {opereysin}
4 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ...
Paylaş
Digg
FriendFeed
Technorati
StumbleUpon
Şimdi opereysin.com'da: Bir Ayıcık Masalı

El Harezmiİçinde rakamların bolca geçtiği bir tablo hazırlamayla işiniz olduysa, tasarımda sağa yaslama özelliğinin ne kadar önemli olduğu dikkâtinizi çekmiştir. Yazıları genellikle sola yaslarız; ama iş rakamlara geldiğinde, aynı basmakların üst üste durması okunurluğu artırdığından, hepsini birden sağa yaslama ihtiyacı hissederiz. Hiç aklınıza takıldı mı bilmiyorum ama, “Soldan sağa yazılan bir alfabe ile çalışırken sağa yaslama ihtiyâcını neden hissediyoruz?” diye düşünüyor insan.

Eğer rastladıysanız bilirsiniz, İbrânîce veyâ Arapça bir web sitesinde herşey sağa yaslı durumdadır. Bunun sebebi de yazının sağdan sola olmasıdır. Böyle bir sitede, listelenmiş rakamlar da sağa yaslı olacağından, herhangi bir şeyi sola yaslamaya ihtiyâç duyulmadığı görülecektir. Diyebiliriz ki bilgisayarı Ortadoğu ülkeleri geliştirmiş olsaydı, Word’de sola yaslama diye bir özellik, Frenk memleketleri de kullanabilsin diye çok sonraları geliştirilecekti.

Halbuki, çoklu dil desteği diye bir şeyin adı yokken, Batı medeniyeti bilgisayar programlarına sağa yaslama özelliğini koymuştu ve bunu kendi ihtiyâcı için yapmıştı. Çünkü Doğu’dan ihrâç edilen, onluk sistemde yazılmış rakamlar geldiği yerde gördüğünü arıyor, yazılışı değişse bile ille de sağa yaslanmak istiyordu. Çünkü Batılılar basamak kavramını, sıfırı ve onluk sayma sistemini, sağdan sola yazan Doğululardan almış ve basamakların sağdan sola doğru artışını değiştirmemişlerdi.

Batılı kaynakların çoğunda şu anda kullanılan basamaklı sayı sisteminden “Arap rakamları” diye bahsediliyor. Esâsında sıfırı ve basamak kavramını 6. yüzyılda Hintliler bulmuş, fakat Batılılar Endülüs Arapları’ndan öğrendikleri için böyle isimlendirmişler.

9. yüzyılda, yâni Bağdat’ın ilim merkezi olduğu zamanlarda, Bağdat’ta Müslüman bir Türk (veyâ Özbek) olan Ebû Abdullah Muhammed Bin Mûsâ El Hârezmî, toplama, çıkartma, çarpma, bölme, kök alma ve hattâ pi sayısının basamaklarını hesaplama yollarını anlattığı bir kitap yazarak algoritmanın babası olmuş. Bu ismi sınıfta tahtaya ilk yazdığımda, çocuklardan birisi “Amma uzun ismi varmış” dedi. “Aslında hepsi kendi ismi değil” dedim ve açıkladım. O yazdığım isim bugünkü Türkçe ile: “Abdullah’ın babası, Mûsâ’nın oğlu, Harezmli Muhammed” demek.

Bir başka öğrenci de “Toplama çıkartmayı bu mu bulmuş şimdi?” diye sordu. Hemen îtiraz ettim:

“Toplama çıkartmayı bulmak diye bir şey olur mu? 320 koyunum vardı, 25′ini sattım kaç koyunum kaldı? Tek tek sayarım bulurum, olur sana çıkartma.”

El Harezmî bunun kâğıt üzerinde nasıl yapılacağını bulmuş. Elde var, komşudan borç al filân… Yâni toplama çıkartma işlemlerini kolaylaştıran algoritmalar geliştirmiş.

El Harezmî kelimesi, yâni yazarın isminde memleketini gösteren kısım, daha sonra değişikliklere uğraya uğraya, bugün kullandığımız algoritma kelimesine dönüşmüş.

El Harezmî -> Al Harezmi -> Alkhorismi -> Algorithma

Algoritmadan batıda ilk bahseden, meşhur İtalyan matematikçi Fibonacci olmuş. Ne zaman derseniz, 15. yüzyılda, yâni El Harezmî’den 6 asır sonra. Fibonacci sayıları olarak bilinen o meşhur serisini algoritmik bir tanımla geliştirmiş. 0 ve 1. terimler sırasıyla 0 ve 1, sonraki terimler ise kendinden önceki iki terimin toplamından oluşuyor. Yâni 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, … diye gidiyor. n’inci terimi bulmak için o terime kadarki bütün terimleri hesaplayan bir iterasyona (döngüye) ihtiyâç var. Her ne kadar sonradan formülize edilmiş de olsa, vaktiyle bir algoritma geliştirilmesine sebep olmuş.

Fibonacci sayıları deyince tabiî ki hemen akla “altın oran” geliyor. Serinin her bir elemanını bir öncekine bölünce ortaya bir sayı çıkıyor. Özellikle ilerleyen elemanlarda bu sayı giderek sâbitleniyor. 1,618… şeklinde uzayan bir orana ulaşılıyor. Bu sayıya estetiğin katsayısı demek yerinde olur. Ama detaylarını bu yazıya sıkıştırmak hiç yerinde olmaz. Ondan da bir başka yazıda bahsederiz belki…

Bu yazı Mustafa Dokumacı tarafından kaleme alınmış, özel izniyle Opereysin.com’da yayınlanmıştır.

Bu yazı 31 Ekim 2007 günü, saat 6:00 sıralarında opereysin tarafından yayınlandı. İlgili olduğu kategori: Edebi Hezeyanlar. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Algoritma Özbekistan’da bir şehir midir?” için 1 Yorum
Yorum Sıralaması:
Puana Göre | Tarihe Göre

 

ukaratay
Avatar
4 Kasım 2007
18:28
Bu yorumu 3 kişi tutmuş.

“El’Kitab’ül-Muhtasar fi Hısab’il Cebri ve’l-Mukabele” isimli kitapta toplamıştır çalışmalarını üstat el-Harezmi. Ayrıca “Algebra” adı da bu kitaptan gelmektedir.
il-Cebri -> el-Cebir -> Algebra

Fikir Beyan Edin

Opereysin.com üyesiyseniz, yorumunuzun sahipsiz kalmaması için giriş yapabilirsiniz. Üye değilseniz, 1 dakikanızı ayırıp üye olabilirsiniz. Yorumlar, onaydan geçmeden yayınlanmazlar.

Türkçenin doğru kullanıldığı yorumları seviyoruz. (Nasıl yazmalıyım?)
Çesnili olacaksa: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> etiketlerini kullanabilirsiniz.

Yorum Ön İzleme > Göndermeden önce bi' bakın.
Kısayollar
2 sütun