Uzakdoğu ülkelerinde geliştirilmiş ve ülkemizde yaygınlaşmış olan yumruk ve ayak vuruşlarından ibaret bir çeşit savunma, kültür fizik ve yarışma sporudur. Kendi içinde bir felsefesi olduğu ve cümle yakın dövüş sporlarının pıtırak gibi karateden türediği iddia edilse de, o gereksiz hareketlerden nasıl uçmalı kaçmalı yeni sporların türediği soru işaretidir.
Karate dediğiniz meret, beyaz kuşakla başlar. Beyaz artık saflığı mı, sadeliği mi, yoksa ‘işe yaramaz’lığı mı temsil ediyor bilemiyorum ama, ne gençler beyaz kuşak aşamasında bir şey öğrenebilirler, ne de diğer kuşaklardakiler onları karateciden sayarlar.
Ülkemizdeki karate bilinci beyaz kuşaktan sarısına geçene kadardır. Önce aynanın karşısına geçirilirsin ve sana sarıya geçene kadar birkaç hareket gösterilir. İlk aşamada gösterilen hareketlerin bilimumu can sıkıcı, gırtlak daraltıcı hareketlerdir. Halbuki o hareketleri yapması istenen genç, daha karate salonuna ilk girdiği andan itibaren ne bileyim bir Van Damme, hadi onu geçtim, Bruce Lee olmasa da bir Jackie Chan kadar dövüş sporlarını icra edebileceğini zannetmektedir.
Tabi yurdum insanı karate hocalığı yaparken de kendini belli eder. O kadar beyaz kuşaklı veletin ayna karşısında garip hareketler yapmaktan bıktığını veya bıkmak üzere olduğunu anlayınca, kulaklara fısıldanır:
“Sen bunların hepsini bitir seni sarı guşah yapacaaah.”
Tabi sende “Hadi beeeh” sureti belirir. Yorulan kollar yeniden enerjiyle dolar. Adrenalin tavan yapar. O zaman bir gaz bir gaz hemen hepsini öğrenip bitiriverirsin.
Bir bakmışsın ki hemen öğrendim dediğin zaman, senden çok sonra gelenler bile seninle beraber sarı kuşağa geçmiş. İşte o vakit aklın başına gelir(Daha doğrusu sadece ben kendimi böyle hatırlıyorum)
Bir de karate salonunda en uyuz kapılan şeylerden birisi ise, senden küçüklerin sana hocalık yapmasıdır. Bunlar genelde sokakta ezilmiş, hayatının anlamını salonun sert zemininde bulmaya çalışan asosyal insanlardır. Üst kuşakta olmaları ve hareketleri en iyi yapanın kendileri olduklarına dair kurdukları hayaller sebebiyle sık sık ders verme ihtiyacı hissederler:
“Öyle değil, bak şimdi, oss, sih,sih,sih-”h”ler gırtlaktan-hiyaaa” gibisinden akıl hocalığı yaparlar, sen de fişek olursun.
En son bahsedeceğim nokta ise, karateye gitmeyenlerin, giden arkadaşlarına “La Rıfat o kadar karateye gidiyon, bize birkaç hareket göstersene” demesidir.
Tabi Rıfat’a o sırada bir daralma gelir ve kendisini kafa atacak bir psikolojinin taa orta noktasında buluverir.
Neyse, sizin de bu duyguları tatmanızı tavsiye eder en yakın karate kursuna burslu başvurma yollarını araştırarak dahil olmanızı temenni ederim (Para ödemezseniz kuşakları hemen atlatır, bir an önce bitirmenizi sağlarlar. Para verirseniz vay halinize).
Puana Göre | Tarihe Göre

Spor yapmak çok güzel birşey onun için bende yazılmayı çok istiyorum bir karate kursuna..:)
Ama daha arıyorum..Şöyle Ankara’da Keçiören-Yenimahalle civarlarında bulursam çok iyi olacak..Bana yardımcı olabilecek birileri olursa çok sevinirim..=)

ben kareteye gittim tavsiye ederim yalnız karetenin dövüş için değil kendini korumak en büyük hedeftir
Karete öğrenmek istiyorum. Bana yardım edecek kimse yok mu?
güngören e yakın veya esenlere yakın karete kursları varmı ?lütfen bana yardımcı olurmusunuz saygılarımla
su kareteyi bi ben ögrenemedim ögreticek biri olsa cok sevinirim ![]()
Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız. Opereysin üyesi değilseniz, önce üye olmanız gerekiyor.





















