
İnternet, çok büyük bir mecra. Henüz ortaya çıkışının üzerinden çok uzun bir zaman geçmiş olmasa da, bu mecranın bilgi yükü, yazılı basını geride bıraktı bile.
İnternetin ilk yıllarında eğlence olsun diye hayatımıza giren “surfing” veya Türkçe’de kullanılan şekliyle “sörf yapmak” alışkanlığı da, bilgi yükünün fazlalığı sebebiyle, artık neredeyse bir mecburiyet haline geldi.
Bir blog yazarını düşünelim: Hemen her gün yazması gereken bir blogu var. Bu blogda yazabilecek konular bulması için, internet gündemini takip etmesi gerekiyor. Yazmaya başladığı ilk günlerde bunu değişik sitelerde gezerek yapabiliyor olsa da, bir noktadan sonra işi sistematik hale getirmesi gerekiyor. Burada da devreye, kullanıma sunulmuş değişik servisler giriyor.
İlk olarak, Google Reader gibi bir RSS okuyucusu olmazsa olmaz nitelikte. Yazı kaynağı olarak kullanabileceği web sitelerini – ki bu sayı bazen 10′larca oluyor – buradan takip ederek, her gün “akan” yüzlerce yazıyı bir arada görme fırsatına sahip oluyor. Yazının tamamını oku »






Sherlock Holmes… Hepimizin bildiği gibi, popüler bir dedektif kahramandır. İngiliz yazar Arthur Conan Doyle tarafından 1800lerin sonlarında yayınlanan bir dizi hikaye ve romanla meşhur olur.



