Gün doğmadan hemen önce Boğaz’ı gördünüz mü hiç?
Görmediyseniz bir ara mutlaka gitmeli, bu eşsiz güzelliğin tadını çıkarmalısınız.
Hayır, sabah veya akşam görmüş olmanız yetmez. Havanın aydınlanmasına beş kala Boğaz’da olmak, diğerleriyle kıyaslanmayacak apayrı bir tecrübedir.
Hava, gecenin karanlığından sıyrılmaya başlamıştır. Gökyüzüyle beraber renk değiştirmeye başlayan deniz, hafif hafif dalgalanır. Önünüzde boylu boyunca, kıvrıla kıvrıla uzanan Boğaz’ın uzak noktalarında, yük gemilerinin ışıkları parıldar. Yazının tamamını oku »
Boş vakitlerimizi değerlendirmenin en zevkli yollarından biri de şüphesiz kestirmektir. Özellikle üzerimizde biraz da yorgunluk varsa o uyuklama ve arkasından gelen uyku bizi adeta içine çeker. Hem de ne tatlıdır.
Ama bu kestirmelerde de dikkat edilmesi gereken bazı hususlar var: Zaman ayarlaması, ortam şartları vs.
Bu kurallara dikkat etmediğimiz çoğu zaman o tatlı kestirmelerden uyandığımızda beynimiz sanki duruyor. Herhangi bir mevzuyu kavramak için dakikalar harcıyoruz. Uykunun zararı faydasını kat be kat geçiyor. Peki tatlı ve faydalı bir kestirme için neler yapmalıyız? Yazının tamamını oku »

Hemen hepimiz sayfalarımızda Javascript kullanmayı seviyoruz. Sayfaları yüklerken, sayfaları yüklemeden sunucuya bilgi gönderirken, sayfalara esneklik kazandırırken, etkileşimli arayüzler oluştururken elimizin altındaki en büyük yardımcı Javacript oluyor. İnternette pek çok ücretsiz script var, herkes arzusuna uygun kodu elde edebiliyor.
Evet, Javascript kullanmanın pek çok faydası var ama; hemen her site, kullandığı Javascript miktarını sınırlandırmaya bakıyor. Neden mi? Çünkü sayfalarda yer alan her öğenin sayfanın yüklenme süresini arttıracağı biliniyor ve bir noktada Javascript kullanmanın zararı, faydasını aşıyor. Hele büyük çaplı Javascript kodları tek başlarına sayfaları şişirmeye yetebiliyorlar. Yazının tamamını oku »

Fakirlik… Dünya üzerinden bir türlü silinemeyen, insanları başkalarına el açmaya, kanunlara karşı hareketlerde bulunmaya iten, hastalıklara, sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilen mefhum.
1900′lü yılların başında 2000 $‘ın altında olan ortalama kişi başına düşen GSMH (gayrı safi milli hasıla), 2000′li yılların başında 6000 $ seviyelerine yaklaştı ama, hiç bir önlem, hiç bir çalışma, dünya genelindeki açlığın azalmasına yol açamadı.
Elbette bu çalışmaların göstermelik olduğunu, zenginlerin daha fazla zenginleşebilmek için fakirleri ucuz işçi olarak çalıştırmaya devam ettiklerini yazıp çizenler çok. Ancak bu durumu eleştirenlerin bile genellikle sözleri lafta kaldı ve kimse fakirliğe ve açlığa karşı topyekün mücadeleye girişmek istemedi.
Öldürülen foklar, kesilen ağaçlar, besin yetersizliği sebebiyle gencecik çocukların toprağa dökülmesinden daha önemli sayıldıkça Yazının tamamını oku »
Benim büyük dedem Çakırcalı Mehmet Efe…
Şimdi durup dururken bunu niye söyledim?
Ekranda bir adam… Suyun üstünde ilkel bir teleferik… İnsanların kimi ipe asılıp onu çekiyor, kimi üzerine oturmuş, o kıyıdan bu kıyıya geçiyor. Adam nefes nefese ve ağlamaklı: “Türkiye Avrupa Birliği’ne gidiyor, biz bayramlaşmaya böyle gidiyoruz. Yıllardır… Canımız pahasına… Bu kadar tehlikeli şartlarda. Büyüklerimizden buraya köprü yapmalarını istiyoruz.”
Hakkâri’de Zap Deresi…
Çakırcalı Mehmet Efe’ye köylüler gelir yakınırmış: “Efem, filan çayın üzerinde köprü yok. Çoluk çocuk eziyet çekiyoruz, geçen kış dört kişi sulara kapıldı. Hayvanlarımız telef oluyor. Bu işe bir çare bul!” Çakırcalı kimi zaman Yazının tamamını oku »
İnternette dolaşırken, bazen bir web sitesinin ne kadar popüler olduğunu merak ederiz. Çok kaliteli bir tasarıma, dolu dolu bir içeriğe sahip bir web sitesinin ne zaman kurulduğudur bazen merak ettiğimiz… Yahut iki web sitesini yarıştırıp, hangisinin kazandığını görmek isteriz.
Her ne sebeple olursa olsun, bir web sitesinin popülaritesini öğrenmek istediğimizde, karşımıza pek çok web projesi çıkıyor. Bu projelerin çoğu, birbirine benzer mantıklarla çalışıyor: Google listesinde kaç sayfanızın yer aldığı, Pagerank’iniz, meşhur web sitelerinden sitenize gönderilen linkler bir sayfada toplanıp önünüze getiriliyor. Yazının tamamını oku »
Ne zaman borsalar düşüşe geçse, yazılı medyamızda ve internet medyasında, “üzgün borsacı” fotoğrafları yayınlanır. Fotoğraflarda yer alan o üzgün borsacıların kim olduklarını, hangi borsada bulunduklarını ve ne kadar para kaybettiklerini, ilgili haberlerden öğrenemeyiz. Ancak bir şeyi kolayca fark edebiliriz: “Üzgün borsacılar”, hemen her zaman finansal krizi simgelemekte kullanırlar.
“The Brokers with their hands on their faces” ismiyle açılan bir blog, bu garip borsacı fotoğraflarını bir araya toplamayı amaçlıyor. Fotoğrafların nerede çekildiği, fotoğraflarda yer alan kişilerin isimleri gibi bilgiler sitede yer almasa da, Yazının tamamını oku »